Yeme bozuklukları, bireyin yeme davranışlarının ve beden algısının sağlığı bozacak şekilde değiştiği psikolojik ve fiziksel rahatsızlık olarak belirtiliyor. Bu rahatsızlıklar, duygusal durum, stres yönetimi, benlik algısı ve sosyal çevre ile doğrudan bağlantılı çok boyutlu bir tablo olduğu uzmanlar tarafından altı çiziliyor. En yaygın türleri arasında anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu olarak biliniyor.

Uzman Diyetisyen Buket Sözan konuyla ilgili açıklamalarda bulunarak, nasıl bir yol izlenmesi yönünde önerilerde bulundu.

YEME BOZUKLUKLARI ÇOK BOYUTLU BİR SORUNDUR

Uzman Diyetisyen Buket Sözan konuyla ilgili detaylı açıklamada bulundu. Sözan, yeme bozukluklarının sadece kilo kaybı veya aşırı yeme davranışı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bu rahatsızlıkların bireyin beden algısı, duygusal durumu, stres yönetimi, sosyal çevresi ve benlik algısıyla doğrudan ilişkili çok boyutlu bir tablo oluşturduğunu vurguladı. Sözan, beslenme alışkanlıklarına odaklanmanın tek başına yeterli olmadığını, bireyin yaşam öyküsü ve psikososyal geçmişinin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Erken müdahale ve uzun vadeli iyileşme için bütüncül yaklaşım şarttır” diyen Sözan, doğru tanıya ulaşmada ve sürdürülebilir tedavi planı oluşturmada bu yöntemlerin kritik rol oynadığını belirtti.

Çağımızın Rahatsızlıkları Arasında Yer Alıyor Yeme Bozukluğu Nedir, Nasıl Mücadele Verilir (2)

BESLENME ÖYKÜSÜ TANI VE TEDAVİNİN TEMELİDİR

Sözan, etkinlikte beslenme öyküsü alma sürecinin önemine de değindi. Danışanın beslenme geçmişinin doğru ve detaylı bir şekilde alınmasının tanı, ayırıcı tanı ve tedavi planının belirlenmesinde temel oluşturduğunu söyledi. Antropometrik ölçümler, laboratuvar bulguları ve davranışsal göstergelerle desteklenen bu süreç, sadece mevcut durumu anlamakla kalmayıp, kişiye özel tedavi planlarının hazırlanmasını sağlıyor.

Etkinlikte katılımcılara, beslenme öyküsü alma teknikleri, antropometrik ölçüm yöntemleri ve klinik değerlendirme aşamaları örnek vaka analizleriyle aktarıldı. Böylece farklı klinik tabloların tanı ve değerlendirme süreçleri pratik bir şekilde tartışıldı.

Dinlerken kendinizden bir parça bulacaksınız: Her notada gerçek bir hikaye saklı
Dinlerken kendinizden bir parça bulacaksınız: Her notada gerçek bir hikaye saklı
İçeriği Görüntüle

Ekran Alıntısı3

MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM TEDAVİYİ BAŞARILI KILAR

Yeme bozukluklarının tedavisinde ekip çalışmasının önemine dikkat çeken Sözan, tek bir disiplinle ilerlemenin etkili olmadığını belirtti. Diyetisyen, hekim ve psikolog veya psikiyatristten oluşan multidisipliner ekiplerin sürece dahil olmasının, tedavinin hem etkili hem de kalıcı olmasını sağladığını ifade etti. Her meslek grubunun sürece kattığı farklı bakış açısının, danışanın sürece uyumunu ve tedaviye güvenini artırdığı vurgulandı.

ETKİLİ İLETİŞİM, TEDAVİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ SAĞLAR

Sözan ayrıca hasta-danışan ilişkisine de değinerek, empatik ve destekleyici bir iletişim dilinin tedavinin başarısı için kritik olduğunu söyledi. Güven temelli bir ilişki kurulmadan yapılan müdahalelerin uzun vadede sürdürülebilir olamayacağını belirten Sözan, danışan sürecinin etik kurallar çerçevesinde, bireysel ihtiyaçları gözeten ve aktif katılımı teşvik eden bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ