Güney Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya'da halk devlet başkanlığı seçimleri için dün sandık başına gitti. Flavio Bolsonaro yüzde 47,03 oy oranı ile ilk turu önde tamamladı. Solun adayı Lula Da Silva ise oyların yüzde 45,16'sını almayı başardı. İki aday 25 Ekim'de yapılacak ikinci tur seçimlerinde karşı karşıya gelecek. Yaklaşık 159 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimde Flavio Bolsonaro 56,1 milyon, Lula da Silva ise 53,8 milyon oy aldı.
SEÇİMLER İKİNCİ TURA KALDI
Brezilya yasalarına göre, devlet başkanı seçimini ilk turda kazanabilmek için geçerli oyların yüzde 50'sinden fazlasını almak gerekiyor. Bu orana ulaşılamaması halinde en fazla oyu alan iki aday, ikinci turda yarışıyor. Hiçbir adayın seçilmek için gerekli yüzde 50'yi aşamaması sebebiyle 25 Ekim'de yapılacak ikinci turda Flavio Bolsonaro ile Lula da Silva, devlet başkanlığı için yarışacak.
BOLSONARO'NUN OĞULLARI SENATODA
Brezilya'da devlet başkanının yanı sıra 26 eyalet ve Federal Bölge'de vali ve vali yardımcısı, Temsilciler Meclisinin 513 üyesi, Senatonun 81 sandalyesinden 54'ü ve eyalet meclislerinin üyeleri için de oy kullanıldı. Eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğulları Carlos Bolsonaro ve Jair Renan Bolsonaro ile eşi Michelle Bolsonaro da seçimlerde önemli görevler elde etti. Carlos ve Michelle Bolsonaro, Senatoya seçilirken Jair Renan Bolsonaro, Temsilciler Meclisine girdi.
LULA: EYENİ KAMPANYA BAŞLATACAĞIZ
80 yaşındaki Devlet Başkanı Lula da Silva, yaptığı açıklamada, seçimin sonucunun kendisi için "beklenmedik" olduğunu, ilk turda kazanabileceğini düşündüğünü söyledi. İkinci tur öncesinde yeni bir kampanya başlatacaklarını belirten Lula, "İkinci turda iyiyim. En iyi planın kimde olduğunu göreceğiz" ifadelerini kullandı.
ABD BOLSONARO’YU DESTEKLİYOR
Seçimin sonucu, Brezilya'nın dış politika yönelimi açısından da önem taşıyor. Flavio Bolsonaro'nun kazanması halinde Brezilya'nın ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkilerini yakınlaştırması beklenirken Lula'nın yeniden seçilmesi durumunda ülkenin Washington'a mesafeli politikalarını sürdürmesi ve Çin ile ilişkilerini geliştirmeye devam etmesi öngörülüyor.





