Bakan Tekin, "Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik" temasıyla 81 ilde mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında mayıs ayı boyunca gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında ziyaret ettiği Teknopark Ankara İvedik OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

"Mesleki ve teknik eğitim konusu bizim açımızdan can alıcı bir konu." diyen Tekin, konunun iki açıdan önemli olduğunu söyledi.

Tekin, Türkiye'deki demokratikleşme süreci açısından meslek liselerinin çok mağdur edildiğini aktararak, "28 Şubat'ta öğrenci sayısı yarı yarıyadan daha fazla azalan bir okul grubundan bahsediyoruz. Daha önce sınavla öğrenci alan meslek liseleri, katsayı engeliyle bir anda öğrenci bulamama riskiyle karşı karşıya kalmıştı. Dolayısıyla 2010'da katsayı mağduriyetinin giderilmiş olması, demokratikleşme göstergeleri açısından önemli. Bir diğer konu, bütün uluslararası çalışmalarda, akademik çalışmalarda ülkelerin milli gelirleriyle insan kaynaklarının yetkinlikleri arasında paralel bir ilişki var." diye konuştu.

İnsan kaynaklarını doğru ve uygun standartlarda yetiştiren ülkelerin milli gelirlerinin diğer ülkelere göre daha rasyonel bir zemine oturduğunu dile getiren Tekin, hem demokratikleşme hem de insan kaynağının doğru yetiştirilmesi açısından mesleki ve teknik liselere özel önem gösterdiklerini belirtti.

Tekin, 2013'ten itibaren atılan adımlar ve 2014'te dershanelere yönelik kanunla başlayan sürecin mesleki ve teknik eğitimde bir kırılma noktası olduğuna dikkati çekerek, mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak özellikle proje okul formatıyla meslek liselerinde çok farklı bir ivme yakalandığını vurguladı.

O dönem il il gezerek mesleki ve teknik liselerde ihtiyaç kalmayan programları ve bölümleri kapatıp yerlerine yeni bölümler açtıklarının altını çizen Tekin, şöyle devam etti:

"Mesleki ve teknik eğitimin içeriğiyle ilgili konuya girdiğimizde de birkaç sorun var. Bir, il il gezdiğimizde bize dendi ki 'meslek liselerinde öğrenci azaldı, öğrenciler için yeniden cazip hale getirilmesi lazım'. İki, 1930'da, 1940'ta açılmış ama artık ihtiyaç duyulmayan bölümler var. Yeni bölümlere ihtiyaç var, onların açılması lazım. Yeni açılacak bölümler ya da mevcut bölümlerden devam edeceklerin programları yani müfredatları çok eski veya okullarımızdaki teknik imkanlar ve öğretmenlerimizin bu konudaki yetkinlikleriyle ilgili eleştiriler var. Biz dedik ki bunların hepsini giderecek mekanizmalar geliştirmemiz lazım. 2014'te o meşhur dershane kanunundaki proje okul, bize bu imkanı sundu. Biz bu okulların müfredatlarını sektörle beraber belirlemeye başladık.

MESEM'li çocuk 1 Mayıs'ta can vermişti... Tutuklama geldi!
MESEM'li çocuk 1 Mayıs'ta can vermişti... Tutuklama geldi!
İçeriği Görüntüle

Proje okul formatının bize kazandırdığı bir diğer şey, sektörde ihtiyaç duyduğumuz yetkinlikteki öğrenciyi yetiştirmek konusunda eğer öğretmenlerimizin bir eksiklikleri varsa sektörü bilen, sektörün içinde çalışan uygun profildeki kişilerin ders vermesini sağlamış olduk. O da bizim için çok önemliydi. Sonra bir başka husus devreye girdi, dedik ki öğretim programlarını, bölümleri revize ettik, eğitim kadrosuyla ilgili böyle kararlar aldık ama bu çocuklar sadece teorik eğitimle yetinebilirler mi, sadece teorik eğitim sorunu çözer mi? 'Sadece teorik eğitim çözmez' mantığından hareketle özellikle işbaşı eğitimi ve staj uygulamalarını yaygınlaştıran düzenlemelere ağırlık verdik. Bu kez de sektör bize şunu söyledi, 'bize gönderdiğiniz çocuklara devlet teşvik verecek mi?' Orada bir adım daha attık ve sektörde işbaşı eğitimlerini almak üzere gönderdiğimiz çocuklar için ustalık ve kalfalık durumlarına göre asgari ücretin yüzde 30'u ve yüzde 50'si oranında teşvik uygulaması başlattık."

"HER ÖNÜNE GELEN İŞ YERİYLE PROTOKOL İMZALAMIYORUZ"

Tekin, mesleki ve teknik liselerde çocukların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanmasıyla ilgili süreç başlattıklarını anımsattı.

Öğrencilerin işbaşı eğitime gönderdikleri işletmelerden istihdamlarına ilişkin talepleri olduğuna işaret eden Tekin, "Her önüne gelen iş yeriyle protokol imzalamıyoruz. İş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili kamu otoriteleri ki Türkiye'de bu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgi alanına giriyor, onların akredite ettiği, uygun bulduğu kriterlerde olan iş yerlerine çocukları gönderdik, bu da bizim için çok önemli bir hassasiyet." ifadelerini kullandı.

Tekin, iş sağlığı ve iş güvenliği için rutin kontrol periyotlarının bulunduğunu, koordinatör öğretmenlerin belirli aralıklarla öğrenciyi iş yerinde ziyaret ettiğini, işletmede tedbirlere uyulup uyulmadığını ve öğrencinin branşıyla ilgili yetiştirilmek üzere eğitim alıp almadığını kontrol ettiğini anlattı.

İşletmede mesleki eğitim sürecini kontrol etmek için yakın zamanda mobil uygulama takip sistemini hayata geçirdiklerini anımsatan Tekin, "Bu kapsamda, 2024'te öğrencilerimizin işletmede uygulamalı eğitim yaptığı 253 bin işletme denetlendi, 23 bin 252 işletmenin uygunsuz olduğu gerekçesiyle sözleşmeleri feshedildi." şeklinde konuştu.

Tekin, zorunlu eğitimde öğrencilerin işbaşı eğitimlerini daha yoğun yaptıkları Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasını başlattıklarını hatırlattı.

Bazı branşları ve alanları da Türkiye'nin insan kaynağı açısından farklı bir yere konumladıklarını aktaran Tekin, "Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının belirlediği bazı branşlarda öğrencilere ilave olarak teşvikler de ödemeye başladık. OSB'lerin içinde ve dışında açılan meslek liselerinde, özel meslek liselerindeki öğrencilere branşlara göre teşvik veriyoruz. Stratejik alanlarda aranan eleman yetiştirmek konusunda böyle bir adım attık." dedi.

Kaynak: AA