İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 33’ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan dava, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ikinci haftasında Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde yapılmaya devam ediyor.
“BEN NİYE ADANA'DAN UZAKTA AYLARDIR SİLİVRİ ZİNDANLARINDA TUTUKLUYUM?”
Yargılamanın 5. gününün sonanda bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, parti örgütüyle ve sanıkların aileleriyle birlikte davayı takip ettiklerini belirterek "Bizim yol arkadaşlarımız haksız bir şekilde Silivri zindanlarında tutuluyorlar. Yol arkadaşlarımıza bir tane gerçekten hukuk, insanı olarak hukuk çerçevesinde bir soru sorulsa ve o sorunun cevabı alınsa, o deliller incelense zaten bu dosyalar çöp" dedi. Çiftci şunları söyledi:
"Bugün Silivri'de savcılığın Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü diye adlandırdığı iddianamenin ikinci haftasının ilk oturumunu bitirdik. Geçen haftayı bu dosyalarda biz insan dramlarıyla, aile dramlarıyla, bir sağlık dramıyla dinledik bu duruşmaları. Yol arkadaşlarımızın, ailelerinin içinden geçtiği zor günleri, zor durumları, zor hikayeleri dinledik. Esenyurt'ta çalışan bir yol arkadaşımızın kendisinin tek maaşı ile ailesinin geçindiğini, o cezaevine girdikten sonra kız kardeşinin okulu bırakmak zorunda olduğunu bu duruşmalarda gördük, duyduk, izledik. Yine başka bir yol arkadaşımızın nefes darlığını ancak ilaç sayısını 3 doza çıkartarak geçirebildiğini gördük. Heyetle birlikte biz de izledik. Yine belediye başkanlarımız, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız, Seyhan, Ceyhan Belediye Başkanımız, Avcılar Belediye Başkanımız ifadelerini izledik, dinledik. Zeydan Karalar dedi ki: 'Ben HTS kaydı yok, baz yok, bilirkişi raporu yok ortada hiçbir kanıt yok. Ben niye Adana'dan uzakta aylardır Silivri zindanlarında tutukluyum?' dedi.
“BUGÜN KİM TARAFINDAN ALDATILDIKLARINI İLERİDE GÖRECEĞİZ HEP BİRLİKTE”
Utku Caner Çaykara dedi ki: 'Ben o gün kamu görevlisi değildim. Kamu görevlisi olmadığım yerde nasıl rüşvet suçunu işledim' diye isyan etti, bunların hepsi isyandı. Ama geçen hafta hepimiz alnımız açık, başımız dik bir şekilde biz bu salon salondan çıktık. Bu hafta da yine aynı şekilde çıkacağız. Az önce Beşiktaş Belediyesi'ndeki yol arkadaşlarımızdan bir tanesi şunu söyledi. 'Ben 31 yaşındayım. 32 yaşına girmeme ramak kaldı.' dedi. 'Önümde 30 yıllık bir kamu görevi daha var' dedi ve 'ben bu lekeyi sileceğim alnımdan. Sizler bizi itibarsızlaştırıyorsunuz. Boy boy sahne sahne fotoğraflarımız servis edildi. Ben bu lekeyi sileceğim alnımdan ama bize bu lekeyi atanlar bu lekeyi nasıl silecek kendi alınlarından? Ben bunu merak ediyorum' dedi. Diğer bir yol arkadaşımız ise bu sene ilkokula başlayan kızının okuma yazma öğrendiğini ancak kendisinin bir kelime dahi ona öğretememiş olmaktan duyduğu acıyı, üzüntüyü, ızdırabı anlattı aslında. Yarın bu duruşmalar Beşiktaş'taki yol arkadaşlarımız ve son olarak da Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat'ın ifadeleriyle devam edecek. Biz bunları Türkiye'de geçmişte de gördük geçmişte de yaşadık. Ergenekon, Balyoz süreçlerinde yaşadık. Yine aynı dramlar, aynı öyküler. Ondan sonra FETÖ yargılamalarında da gördük. Ergenekon'da FETÖ'cüleri suçladılar. FETÖ'cülere geldiler Bir başka suçlama atıldı aldatıldık dediler. Bugün kim tarafından aldatıldıklarını ileride göreceğiz hep birlikte.
“YANDAŞ MEDYADAN 'ONU DA YAPTILAR, BUNU DA YAPTILAR' DİYE İFADELER GÖRDÜK”
Ama en başından beri şunu söylüyoruz. Bizim yol arkadaşlarımız haksız bir şekilde Silivri zindanlarında tutuluyorlar. Yol arkadaşlarımıza bir tane gerçekten hukuk, insanı olarak hukuk çerçevesinde bir soru sorulsa ve o sorunun cevabı alınsa, o deliller incelense zaten bu dosyalar çöp. Bu dosyaların çöp olduğunu içerideki iddianamede heyet tarafından sorulan sorularda da aslında görüyoruz. Biz dedik ki delil ne çıkacak? Çünkü bir gizlilik kararı vardı var olan gizlilik kararı sadece bizlere karşıydı. Yandaş basına karşı bir gizlilik kararı yoktu ve biz boy boy yandaş medyadan 'Onu da yaptılar, bunu da yaptılar' diye ifadeler gördük. Ama ortada bir delil görmedik, bir delil çıkmadı. Heyetin sormuş olduğu sorular da aslında hep etkin pişmanlık diye masumlaştırdıkları ama iftiracılık üzerine kurguladıkları sorular. Bu sizinle ilgili şunu söylemiş. Bu sizinle ilgili bunu söylemiş ile başlayan cümlelerdir. Bu cümlelerin de altının boş olduğunu aslında görüyoruz.
"HEPSİNİN ALNI AÇIK BİR ŞEKİLDE BU SALONDAN ÇIKACAĞINA EMİNİZ"
Bir itirafçılık müessesesi Ortaçağ'dan bu tarafa otoriter rejimler tarafından gücü elinde tutmak istedikleri için, iktidarlarını kaybetmemek için başvurdukları bir yöntem. Nazi Almanya'sında bunu komşunu ihbar et olarak gördük. Daha önce cadı avında Ortaçağ Avrupa'sında gördük. Ortaçağ'da biz bunları gördük. Geçmişten bugüne otoriter sistemlerde aslında hep başvurulan bir yöntem olarak gördüğümüz bir iş. Bugün de başka bir sayfasını yaşıyoruz biz bunun ama biz şunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni, Cumhuriyet Halk Partisi'nin belediye başkanları, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmişlerini kuşatma altına almak, yargı kıskacı altına almak. Aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir sonraki seçimde iktidar olduğunun gördüklerinin göstergesidir tam da budur. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin önü kesilmek istenmektedir. Bu yargılamalar da böyledir. İBB iddianamesi de böyledir. 9 Mart'ta başlayacak İBB yargılaması da bu şekilde olacaktır o gün de hep birlikte tanıklık edeceğiz. Bu yargılamaların içi boş, bu dosyaların içerisinde en ufak bir delil yok. İçeride eylem eylem arkadaşlarımız cevap veriyor. Sizler de izliyorsunuz. Hangi eyleme somut şu delil var cümlesini ne iddia makamı ne yargılama makamı koyamıyor ortaya. Dolayısıyla burada bir suç olmadığı çok aşikar. İlk yapılacak seçimde iktidar partisi olacak olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bugün kesilmeye çalışılan iktidar yolculuğudur. Ancak bu yolculuğun kesilemeyeceğini zaten meydanlarda iktidar partisine gösteriyor. Duruşmaları izlemeye devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız. İlk söylediğimiz gibi bizim başımızı öne eğecek hiçbir hususta işimiz olmaz. Yol arkadaşlarımızın hiçbiri kamu menfaati dışında en ufak bir işleme girmemiştir. En ufak bir işe tenezzül etmemiştir. Hepsinin alnı açık bir şekilde bu salondan çıkacağına eminiz"




