Geçtiğimiz günlerde İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz tarafından yapılan ve belediye danışmanı Av. Ahmet Okyay’a yönelik eleştirileri "mesleğe saldırı" olarak niteleyen açıklamaya, İzmir kamuoyunun yakından tanıdığı hukukçu Olgun Soydan’dan itiraz geldi. Soydan, meselenin sadece siyasi bir çekişme olmadığını, arka planda ciddi "kent suçları" ve "çıkar çatışmaları" bulunduğunu İz Gazete’ye anlattı.
"BELEDİYE GENEL SEKRETERİ BYPASS EDİLMİŞ DURUMDA"
Soydan, belediye yönetimindeki karar alma süreçlerinin "tek elde" toplandığını ve kurumsal yapının zarar gördüğünü savunarak şu ifadeleri kullandı:
"İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin resmi muhatabı olan genel sekreter; kentsel dönüşüm, işçi sendikalarıyla yapılan toplu sözleşmeler ve imar konularında bypass edilmiş durumda. Bütün bu süreçlerde Ahmet Okyay, danışman sıfatıyla tek yetkili olarak ve hiçbir sorumluluğu olmadığı halde temel aktör olarak karşımızda duruyor. Baro başkanının onu savunması güzel ama bu süreçlerdeki eleştirilecek yanlar da görülmeli."
"İZBETON’DAN BU YANLIŞLARA İTİRAZ ETTİĞİM İÇİN AYRILDIM"
Bir dönem İzbeton bünyesinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Avukat Olgun Soydan, kurumdan ayrılış sürecini de İz Gazete’ye anlattı.
Soydan, kentsel dönüşüm süreçlerindeki maliyet artışlarına ve yönetimsel tercihlere dikkat çekerek şunları söyledi:
"İzbeton’da yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım ama ayrıldım. Ayrılık sebeplerimden birisi; kentsel dönüşüm mağdurlarının önüne konulan çok yüksek faturalardır. Örnekköy gibi yerler, piyasa rayicinin yaklaşık %50 fazlası fiyatla ve davet usulüyle belli firmalara verildi. Bu itirazlarımı belediyede görev yaptığım dönemde de dile getirdim. Belediye içinde de bu durumdan büyük rahatsızlık var."

(Avukat Olgun Soydan)
BATIÇİM MESELESİ: ÖZEL ŞİRKET MENFAATİ İLE KAMU MENFAATİ ÇATIŞMIYOR MU?
Olgun Soydan, özellikle Batıçim dosyasındaki "avukat-danışman" düğümüne de şöyle değindi:
"2023 yılında bu fabrikaların taşınmasıyla ilgili plan değişikliği yapılmıştı. Mahkeme, şirketin açtığı davayı reddetmesine rağmen Ekim 2025’te belediye meclisi şirket lehine karar aldı. Bu işlerin olabilirliğini belediyeye izah eden kişi Ahmet Bey (Okyay). Ancak kendisinin Ağustos 2025’ten beri Batıçim’in avukatı olduğu anlaşıldı. Özel şirket menfaati ile kamu menfaati çatışmıyor mu?"
BUCA CEZAEVİ: ÇÜNKÜ ORAYI İMARA AÇMAK İSTİYORLAR!
Güündemde yerini koruyan Buca Cezaevi meselesine de değinen Soydan şöyle konuştu:
"Buca Cezaevi'nde de Belediye Başkanının bir yanlış yönlendirilmesi var. Pek çok hukukçu olduğu halde CHP'nin meclis üyeleri buna dikkat etmediler. Bakın Buca Cezaevi'nin imara açılması, yapılaşmaya açılması gibi bir mecburiyet yok. Belediye Başkanı diyor ki 'Mecburuz, yoksa 19 milyar lira kamulaştırma bedeli vermemiz gerekiyor aksi takdirde' oysa orası halen kamu mülkiyetinde. Kamu kurumları arasında 'kamulaştırmasız el atma' davası hukuken mümkün değildir. Bunu Baro Başkanı da, CHP’li hukukçu meclis üyeleri de bilir. Yanlış bilgiyle kamuoyunu ikna etmeye çalışıyorlar çünkü orayı imara açmak istiyorlar."
"TÜM SÜREÇLERDE ELEŞTİRİLMESİ GEREKEN YANLAR VAR"
Soydan sözlerini şöyle sonlandırdı: "Yani bütün bu konularda Ahmet Okyay danışman sıfatıyla tek yetkili olarak ve bir sorumluluğu da olmadığı halde bütün bu karar süreçlerinde temel aktör olarak karşımızda duruyor. Şimdi tamam bu AK Parti'nin belediye mülklerine el koyma sürecinde baro başkanının onu savunması güzel ama geri kalan diğer bu tüm süreçlerde de eleştirilmesi gereken yanları da var" dedi.
“KENT HAKKI SADECE ‘ZORLA ÇÖKME’ PLANLARINA DEĞİL ‘RIZAEN ÇÖKME’ PLANLARINA KARŞI DA SAVUNULMALI”
Avukat Olgun Soydan sosyal medya hesabından ise İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz'ın açıklamalarının bulunduğu haberimizi alıntılayarak şu açıklamalarda bulunmuştu:
"İzmir Barosu Başkanı Sn. Sefa Yılmaz;
Açıklamanızla avukatlık mesleği adına meslektaşımız İzmir BB Başkanı danışmanı Av. Ahmet Okyay’ı savunmuşsunuz.
Akp’ nin belediyeye ait meslek fabrikası, gasilhane ve eski belediye binasına zorla ‘çökme’ planının bir parçası olduğu anlaşılan bu sataşmaya gösterdiğiniz hassasiyet için İzmir’de yaşayan bir yurttaş ve baronuz mensubu bir meslektaşınız olarak size teşekkür ederim.
Ancak mesleğin ve kent hakkının Akp’ nin ve sermayenin sadece ‘zorla çökme’ planlarına değil ‘rızaen çökme’ planlarına karşı da savunulması gerekir.
Bu bağlamda savunulan meslektaşımızın ve kamuoyunun aşağıda bildirilen konularda mesleğimiz adına uyarılmasını talep etmekteyim.1- Batıçim ve Çimbeton Bornova’da şehir merkezinde faaliyet gösteren ve şehri zehirleyen devasa çimento fabrikalarıdır. 2023 yılında bu fabrikaların şehir dışına taşınmasını öngören plan değişikliği Ekim 2025 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis kararıyla , aksi yöndeki mahkeme kararına rağmen, iptal edilmiştir. Birisi 75 diğeri 50 yaşında olan iki fabrika yıllarca daha İzmir’i zehirleyecektir. Bir zamanlar İzmir barosu Çevre Komisyonu üyesi olan meslektaşımızın aynı yılın Ağustos ayında değişiklikten kısa süre önce Batıçim’in avukatlığını üstlendiği anlaşılmıştır. Özel şirket menfaati ile kamu menfaatini çatıştigi bir konuda hem kamu kurumuna hem özel şirkete avukatlık hizmeti verilmesi mesleğimiz adına ve kent hakkı adına uygun mudur?
2- Buca cezaevi alanının yapılaşmaya açılması bir kent suçudur. Bu konuda İzmir Büyükşehir Belediye başkanı kalan kısmın kamulaştırılması için 19 milyar TL kaynak gerektiğini ve belediyenin böyle bir kaynağının olmadığını açıklamıştır. CHP adına meclis sıralarında yer alan onlarca avukat ve sayın danışman kamu kurumları arasında imar sebebiyle hukuki el atmaya dayalı tazminat davaları açılamayacağını ve belediyenin bir ödeme yükümlülüğü olmadığını bilmiyor olamaz. İşbirliğine dayalı rızaya dayalı çökmeye karşı doğru hukuki görüş verilmesi konusunda da hassasiyet gösterilmesi gerekir.
3- Basmane çukuru olarak bilinen ve İzmir halkına ait olan kamu malı belediye yönetimi tarafından AKP ve sermayeye tapusuyla birlikte verilmeye çalışılmaktadır. Bu çabayı destekleyen ve kişisel menfaate dayalı olduğu anlaşılan hukuki görüşlere karşı da mesleğimizin ve kent hakkının korunması gerekir.
Saygılarımla"



