AfD’nin zaferi yalnız Almanya için değil, yaşlı kıtanın tüm aşırı sağ oluşumları için son derece büyük önem taşıyor. Yakın geçmişin karanlık anıları; hızla düşen ücretler, küçülen ekonomiler ve yükselen enflasyonun yarattığı toz duman arasında görünmez kılınırken, hükümetlerine öfkeyle dolan geniş halk kitleleri suçlayacak günah keçilerini yine ‘yabancı’lar arasında arıyor. Avrupa’yı ‘Komünizm Hayaleti’nin rahatsız ettiği zamanlar geride kalırken, Faşizm mezarından doğrularak yeniden kıta siyasetinin en önemli gücü haline geliyor. AfD’nin ürkütücü yükselişi vesilesiyle Avrupa’nın en önemli aşırı sağ oluşumlarına İz Gazete okurları için daha yakından bakıyoruz.

Avusturya: Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ)
1955 yılında Naziler tarafından kurulan, Avusturya parlamento tarihinin en eski partilerinden biri olan ve milliyetçi / popülist söylemleriyle sivrilen FPÖ, 1986'da ülkemizde de yakından tanınan Jörg Haider liderliğinde etkisini artırdı. Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ile iki kez koalisyon kurarak iktidar ortağı olmayı başaran parti, 2000 yılındaki ilk hükümet deneyiminde Avrupa Birliği tarafından izole edilmiş ve diğer AB ülkeleri, Viyana hükümetiyle olan ilişkilerini asgari seviyeye çekmişti. Geçen yıl yapılan parlamento seçimlerinde ilk kez en güçlü parti olmayı başaran FPÖ, koalisyon ortağı olamamasına rağmen anketlerde seçmen desteğini artırmaya devam ediyor.

Fransa: Ulusal Birlik Hareketi (RN)
1972’de kurulan RN, partinin en önemli ismi konumundaki ırkçı politikacı Jean-Marie Le Pen'in kızı Marine Le Pen liderliğinde bugünkü güçlü konumuna erişti. Hâlâ göçmen ve İslam karşıtı bir çizgide siyaset yapan RN, antisemitizmden uzak söylemiyle yeni sosyal grupların da desteğini almayı başardı. Üç kez cumhurbaşkanlığına aday olan, ikinci tura kalsa da tümünü kaybeden Le Pen, her seçimde oy oranını artırmayı başardı. Fazla radikal bulduğu AfD’ye göre daha devletçi / kamucu bir görüntü sergileyen RN, yakın dönem Fransa siyasetinin önemli bileşenlerinden biri olmaya aday.

İtalya: İtalya’nın Kardeşleri (FdI)
2012 yılında kurulan partinin lideri Giorgia Meloni, 2022’de yapılan seçimleri kazanarak İtalya’nın ilk kadın Başbakanı oldu. Fratelli d'Italia’nın birçok üyesi, İtalya’nın Nazizm'e özgü türevi olan faşizmi, "olumlu bir tarihsel dönem" olarak görüyor. “Faşizmle sorunsuz bir bağım var" diyen ve Benito Mussolini'yi "iyi bir siyasetçi" olarak tanımlayan Meloni, partisinin iktidara geldiği seçim kampanyasında "Tanrı, Aile, Vatan" sloganını kullanmıştı. AfD’nin Rusya yanlısı politikaları nedeniyle iki oluşum arasında en azından şimdilik aşılmaz duvarlar olduğu değerlendirilse de geçmişte olduğu gibi bugün de aşırı sağ güçlerin iş birliği ihtimali halinde muhtemel bir yakınlaşmanın kaçınılmaz olacağı aşikar.

Hollanda: Özgürlük Partisi (PVV)
2000’li yıllar boyunca yalnız Hollanda’da değil, tüm kıtada yükselen ırkçı / yabancı düşmanı politik hattın en popüler yüzlerinden biri olan PVV Lideri Gert Wilders, 2023 seçimlerinde partisini ülkesinin en önemli politik güç odağı haline getirdi. Üç partiyle birlikte koalisyon kuran PVV, alışılmadık organizasyon tercihleriyle de ilgi çekiyor. Partinin tek resmî üyesi Gert Wilders. Diğer vekiller ve bakanlar sadece destekçi konumunda yer alırken, parti programını ve adayları yalnızca Wilders belirliyor. Irkçı liderin göç karşıtlığı ve İslam’a karşı mücadele söylemi her geçen gün Hollanda toplumunda daha güçlü karşılık bulurken, iklim politikası ve AB’ye karşı sert eleştiriler de partinin öne çıkan diğer başat söylemleri arasında.

İngiltere: Reform Birleşik Krallık (Reform UK)
Kasım 2018’de İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını savunan Brexit Party adıyla siyaset yapan oluşum, bu amaç hasıl olduktan sonra Reform UK (Reform Birleşik Krallık) adını aldı. Britanya siyasetinin yıldızı giderek parlayan ismi Nigel Farage liderliğinde yükselişini sürdüren Reform UK, son anketlerde Ada’nın geleneksel politik güçleri sayılan İşçi Partisi ve Muhafazakârları az farkla geçmiş durumda. Göçmen sayısının radikal biçimde düşürülmesini savunan Farage, yerel seçimlerdeki başarının ardından Başbakan Keir Starmer’ı, yasa dışı iş gücü göçünü sert şekilde kısıtlayacağı sözünü vermeye mecbur bırakmıştı.
KAYNAK: DW Türkçe





