İzmir’in sanayi yükü altında ezilen ilçesi Aliağa, bu kez belediye eliyle yapılması planlanan "Yat Limanı" projesiyle gündemde. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan "ÇED Olumlu" kararı alan ve toplam 641 milyon TL yatırım bedeliyle hayata geçirilmesi planlanan proje, Aliağa’nın Kültür Mahallesi mevkiinde devasa bir kıyı dolgu operasyonunu kapsıyor.
Resmi verilere göre; mevcut 14 bin 755 metrekarelik dolgu alanına ek olarak, denizde 42 bin 124 metrekarelik yeni bir dolgu yapılacak. Projenin toplam etki alanı ise denizel alanlarla birlikte yaklaşık 90 bin metrekareye ulaşacak. 5 adet yüzer iskelenin kurulacağı ve 120 yat kapasitesine sahip olacak bu devasa yapı, bölgedeki ekolojik dengeyi ve kamu bütçesini tartışmaya açtı.
Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu Sözcüsü ve Gazeteci Ramis Sağlam, projenin bölge halkına değil, "bir avuç yat sahibine" hizmet edeceğini belirterek projenin arka planını anlattı.
ALİAĞA’NIN KUZEYİ DE Mİ "TALAN" EDİLECEK?
Aliağa’nın mevcut sanayi kuşatmasına dikkat çeken Sağlam, bölgenin genel tablosunu şu sözlerle özetledi:
"Öncelikle Aliağa Yat Limanı Projesine geçmeden önce bölgenin geniş ölçekli bir fotoğrafını çekmemiz gerekiyor. Aliağa’nın Güneyi, Aliağa Horozgediği ve Çakmaklı Mahalleleri ile Foça’nın Gencelli ve çevresi yoğun sanayi atıklarıyla çevrelenmiş durumda. Bölge; demir çelik fabrikaları, petrokimya tesisleri, gemi söküm, gübre sanayi, termik santraller gibi onlarca ağır ve kirletici sanayi kuruluşu tarafından işgal edilmiş durumda."
Sağlam, güneyi sanayiyle kuşatılan ilçenin kuzeyinin de şimdi "yat limanı" adı altında betonlaşma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

(RAMİS SAĞLAM)
"ŞAKRAN’DA YAPAMADIKLARINI BELEDİYE ELİYLE YAPIYORLAR"
Daha önce bölgedeki benzer projelerin halkın tepkisiyle durdurulduğunu hatırlatan Sağlam, mevcut projenin bir "strateji değişikliği" olduğunu iddia etti:
"Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Aliağa’nın Şakran Bölgesinde yapılacak olan yat limanı halkın tepkisi nedeniyle gerçekleştirilemedi. Görüntüde proje sahibi olarak Aliağa Belediyesi görünse de projenin arkasında Çevre Bakanlığının kendisi var. Şakran’daki projeye yükselen tepkilerin ardından, Bakanlık Aliağa Belediyesi eliyle projeyi hayata geçirmeye çalışıyor."
EKOLOJİK YIKIM: FLAMİNGOLARIN YUVASINA BETON
Projenin çevresel etkilerinin ÇED raporunda göz ardı edildiğini savunan Sağlam, bölgenin ekolojik hassasiyetine vurgu yaptı:
"Ekolojik olarak önemli bir konuma sahip olan Çaltıdere, aynı zamanda göçmen kuşların uğrak alanı... Göçmen kuşların göç alanı olan, flamingoların uğrak alanlarından olan ve halkın yıllardır kullandığı kumsal alana yapılmak istenen yat limanı kimin ihtiyacı? Bölge halkına betona gömülmüş deniz dışında ne getirecek? Kuzey Ege’de tam bir talan fırtınası esecek."
18 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE DOLGU ALANI
Projenin teknik detaylarını ve kapladığı devasa alanı somut bir örnekle açıklayan Sağlam, dolgu çalışmalarının deniz ekosistemini bitireceğini ifade etti:
"Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanda yer alan proje; mevcut dolgu alanına ilave yapılacak çalışmalarla birlikte toplam 90 bin 49 metrekarelik bir alanı kapsıyor. Basit bir hesapla bile bu alanda yaklaşık 10 futbol sahası alan betona boğulacak. Projenin tamamı ise mevcut dolgu alanlarıyla birlikte 18 futbol sahasını kapsayacak."
EKONOMİK ÇELİŞKİ: "ŞİŞİRİLMİŞ BÜTÇE VE ÇÖP YATIRIM"
Aliağa Belediyesi’nin mali tablosu ile projenin 641 milyon TL’lik maliyeti arasındaki uçuruma değinen Sağlam, bütçe verilerini paylaştı:
"2024 yılı gelir bütçesi yüzde 52,92 gibi 1 milyar 444 milyon lira olarak, yani neredeyse yarı yarıya gerçekleşti. Gerçekleşemeyen şişirilmiş bütçenin 641 milyon lirası çöp yatırıma aktarılacak. Aliağa altyapısında birçok sorun varken bu proje lükstür. Kış aylarında 120 yat bağlanma kapasiteli Yat Liman Projesi Aliağa halkının değil, bir avuç yat sahibinin projesidir."
İSTİHDAM VERİLERİ GERÇEĞİ YANSITIYOR MU?
Projenin "istihdam yaratacağı" yönündeki iddiaları da eleştiren Sağlam, 120 yat kapasiteli bir limanın 230 kişiye doğrudan iş sağlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, yerel kaynakların verimsiz kullanımına dikkat çekti.



