14 Haziran’da atama hakları ve taban maaş uygulaması için Ankara’da eylemlere başlayan öğretmenler direnişin 7. gününde yeniden polis müdahalesiyle karşılaştı.
Güvenpark’taki eylemlerine müdahale edilen özel sektör öğretmenleri ile mülakat gerekçesiyle atanmayan öğretmenler, aileleriyle birlikte başkentte direnişe geçmişti.
Defalarca gözaltına alınan öğretmenler, bugün yeniden Meşrutiyet Caddesi’nde polisin biber gazlı müdahalesiyle karşılaştı.

Madenci Anıtı’na yürümek istemeleri üzerine öğretmenler, sendikalarının bulunduğu bölgede polis ablukasıyla engellendi. Öğretmenler arbede esnasında yerlerde sürüklendi.

“BARIŞÇIL EYLEMİN DIŞINA ÇIKMADIK”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, müdahale görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşırken açlık grevinde olduklarını hatırlatarak "Arkadaşımızın kılına zarar gelirse bu kör, sağır, dilsiz rolü yapan zengin bürokratların vebalidir" dedi.
7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi kentteki güvenliğin artırılmasını hatırlatan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Biz günlerdir açız! Bizim “güvenliğimizi sağlayamayacakları” bahanesiyle bizi yürütmeyenlere soruyoruz: NATO’yu nasıl koruyacaksınız! Komik olmayın, bize hikaye anlatmayın! Açıkça sizin taleplerinizi umursamıyoruz, deyin!” ifadelerini kullandı.
Sendika Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenerek “Biz hiçbir zaman barışçıl eylem sınırları dışına çıkmadık! Bize her sokağı dar eden, bizi şiddetle gözaltına alan sizsiniz! Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz!” dedi.
Öğretmenler “Bizi yerlerde sürükleseniz de, önümüze barikatlar kursanız da biz bu mücadeleyi yalnız kendimiz için değil tüm toplumun geleceği için sürdürüyoruz! O komisyonu toplatalım, öğretmenler kazansın, toplum kazansın diye buradayız!” diye vurguladı.

AÇLIK GREVİNDE 7. GÜN
Öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden atama sözü aldıklarını hatırlatarak, mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi, taban maaş uygulaması ve insanca çalışma koşulları talebiyle 1 hafta önce açlık grevine başladı.
Öğretmenler ve aileler, grev sırasında sağlık durumlarının kötüleşmesi üzerine pek çok kez hastaneye kaldırdıldı.
Öğretmenler, yaptıkları açıklamalarda haklarını alana dek evlerine dönmeyeceklerini yineledi:
Bize, 'Sizin haklarınızı almayı bırak, haklarınızı talep etme hakkınız yok.' deniyor. Yani bize, 'Sizin yaşamaya, insanca yaşamaya hakkınız yok.' deniyor. 'Sizin seyahat etmeye bile hakkınız yok.' deniyor. 'Sizin yürümeye hakkınız yok.' deniyor.
Madem öyle, biz bir kademe ilerisini söylüyoruz: Yemeyi kesiyoruz! Bu abluka dağılana kadar, gözaltındaki arkadaşlarımız serbest kalana kadar, Ankara’nın sokaklarındaki bu yasak son bulana kadar, muhataplar bizle görüşü kadar —madem öyle— biz de açlığı seçiyoruz.
Tüm dostlara çağrımızdır: Bizi anlamanızı istiyoruz. Biz bir çaresizliğin içerisindeyiz ve bu mücadele öğretmenlik için, bu memleket için verilmek zorunda. Hepinizi desteğe bekliyoruz. Bulunduğunuz şehirlerin meydanlarında, siyasi partileri bu sürecin içerisine iterek, tanıdığınız tüm vekilleri arayarak bize destek olun. Biz Ankara’yı terk etmeyeceğiz. Ne olursa olsun buradayız. Ve direnişimizin tümden pasifleşeceğini de sanmayın; açken de eylemler sürecek. Öğretmenlerin sürprizlerine hazır olun. Biz bu hakları alacağız.





