BÜŞRA ÇETİNKAYA / İZ GAZETE – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın parti değiştirmesiyle birlikte AKP, 24 yıldır alamadığı İzmir Büyükşehir Belediyesini 2,5 yıl boyunca yönetme yetkisine sahip oldu.
Ülke genelinde imar, kentsel dönüşüm, AVM, rezidans projeleriyle yıllardır sürdürdüğü rant politikalarıyla kentleri nefes alamaz duruma getiren AKP, ilk kez yönetimini aldığı şehirde rant alanlarını da yönetecek.
İzmir'de bu defa kamusal alanlar ile doğa rant tehdidi ile karşı karşıya. İzmir de İstanbul ve Ankara gibi ranta mı kurban edilecek?
Karaburun Kent Konseyi Başkanı Mustafa Özer, Tugay’ın AKP’ye geçmesinin ardından İzmir’de değişen siyasi dengenin kenti nasıl etkileyeceğini, olası rant tehlikelerini İz Gazete’ye değerlendirdi.
Özer, AKP’nin Büyükşehir’e bir genel sekreter atayacağını öngördüğünü belirterek rant projelerine hızla başlayabileceklerini söyledi. Büyükşehir’de belirli görevlere AKP’li isimlerin getirileceğini düşündüğünü aktaran Özer, önümüzdeki yerel seçimlere kadar muhalefetteki belediyelere maddi desteğin de kesileceğini ifade etti.

“AKP İZMİR’İ GENEL SEKRETER VASITASIYLA YÖNETECEK”
Karaburun Kent Konseyi Başkanı Özer, şunları kaydetti:
“İzmir’in AKP’ye geçmesiyle göstermelik rant üzerine girişimlerde bulunabilirler. Binali Yıldırım’ın aday olduğu dönemde vaat edilen projelerin hayata geçmesi için hareket edebilirler. Bence AKP, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir genel sekreter atayacak. İzmir’i genel sekreter vasıtasıyla yönetebileceğini düşünüyorum. Tugay, burada sadece göstermelik bir pozisyonda. Belirli görevlere AKP’den insanları getirecekler. Önümüzdeki dönemde, genel seçimlerde AKP’nin belediyelerin kaynağını, CHP veya YENİ Parti’ye verilecek desteği keseceğini düşünüyorum. Böyle bir strateji izlediklerini düşünüyorum.”
“İZMİR’DE RANTI DEVREYE SOKACAKLAR”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İzmir’i şantiyeye çevireceğim’ sözüne ilişkin değerlendirmede bulunan Özer, “İzmir’de var olan bugüne kadar durdurulan rantını devreye sokacağını düşünüyorum. Oradaki belli şirketleri devreye sokacaklar. Doğayı talan edecekler ve rant peşinde olduklarını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“İZMİR’İN DOĞASI YOK OLACAK”
İzmir’in doğası ve kıyıları için yeni rant riskleri konusunda değerlendirmelerde bulunan Özer, “İzmir’in çoğu bölgesinde maden sahası var. Türkiye’nin her yerinde maden alanlarını, doğayı tahrip ettiklerini biliyoruz. Küçük ilçede bile yüzde 70 oranında şirketlere tahsis ettiklerini, maden ruhsatlarını vererek bu projelerin hayata geçmesinin önündeki engelleri de kaldırmış olacaklar. Karaburun Yarımadası üzerinde daha büyük planın olduğu görüşündeyim, enerji projeleri dışında. Özellikle Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi ile ilgili çok daha büyük planlarının olduğunu düşünüyorum. İzmir’in doğası daha çok tahrip olacak, yok olacak. Geri dönülmez zararlara neden olacak” diye konuştu.
“KARABURUN – ILDIR ÖZEL BÖLGESİ TEHLİKE ALTINDA”
Karaburun- Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi'ni kapsayan imar planları ve buna bağlı parselasyon işlemleri daha önce yargıya taşınmıştı.
İzmir Şehir Plancıları Odası ile Mimarlar Odası, 510 ada 6, 7 ve 8 parseller ile 512 ada 1 parsele ilişkin 1/25 bin ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği, 1/5 bin ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nın iptali istemiyle İzmir 6. İdare Mahkemesi'nde dava açmıştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise konuyu İzmir 3. İdare Mahkemesi’ne taşımıştı.
Bölge halkının tepkisini çeken planlarda, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de karşı görüş bildirdiği söz konusu alanda, parselasyon planı askıya çıkarılmıştı.
“BÜYÜKŞEHİR O DAVADAN GERİ ÇEKİLEBİLİR YA DA TAKİBİ BIRAKABİLİR”
Karaburun Kent Konseyi Başkanı Özer, bu konuya değinerek şunları kaydetti:
“Karaburun Yarımadası’nda kıyı kenar çizgilerine uyulmuyor. O alanların ranta daha çok açılacağını düşünüyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de dava açmıştı, o davadan geri çekilebilirler ya da takibini bırakabilirler. Karaburun Kent Konseyi olarak biz de oraya müdahil olmuştuk. Doğanın, çevrenin, tarım alanlarının ve mera alanlarının yok edileceğini düşünüyorum. Örneğin Yaylaköy’de altı bine yakın zeytin ağacını kesen Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş.’nin GES projesi için düzenlenen imar planları ve verilen ruhsatların yürütmesi durduruldu. Ancak devam ediyorlar. Mahkeme kararını dinlemediler. Bunlar daha da artacak.”

“İZMİR HALKININ DİRENMEKTEN BAŞKA ÇARESİ YOK”
Meslek odalarının, çevre örgütlerinin ve yurttaşların olası rant projelerine karşı direnmek zorunda olduğunu vurgulayan Özer, “İzmirliyi ciddi bir sınav bekliyor” dedi.
Özer sözlerini şöyle sürdürdü:
“İzmir halkının direnmekten başka çaresi yok. Öyle gözüküyor. Bunlara karşı direneceğiz. Herhalde genel seçimlere kadar yapabileceklerini yapacaklar. Biz de mahkemeye başvuracağız, direneceğiz, eylemler yapacağız.”
“ÇEŞME YARIMADASI’NDA ÖZEL BİR PROJE ÜZERİNE ÇALIŞTIKLARINI DÜŞÜNÜYORUM”
Çeşme Otoyolu’nun özelleştirilmesi konusunda ise arka planda çok daha büyük bir planın olduğunu düşündüğünü belirten Özer, Ege kıyı şeridinin tamamen yapılaşmaya açılacağını ve doğanın şirketlere peşkeş çekileceğini aktardı. Özer, “Çeşme Otoyolu’nu da özelleştirecekler muhtemelen. Çeşme Yarımadası’nda özel bir proje üzerine çalıştıklarını düşünüyorum. O bölge için başka bir proje, başka bir niyet var. O maden ocaklarının, enerji projelerinin dışında başka bir şey var. Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Marmaris’teki rant işleri neredeyse bitti. Buraları da öyle yapacaklar. Daha çok yapılaşma, siteler yapacaklar. Doğayı talan edip bina dikecekler” dedi.




