‘İşçi sınıfının yükselen mücadelesi korkutur’

“Hangi iktidar olursa olsun işçi sınıfının yükselen mücadelesinden korkar” diyen Memiş Sarı, işçilerin kendi gücünün farkına vardıklarında gözden çıkarılacak bir kesim olmadıklarını göreceklerini belirtti

SENDİKA 29.04.2021, 22:58 29.04.2021, 23:06
‘İşçi sınıfının yükselen mücadelesi korkutur’

İZ GAZETE- İZ TV’de yayınlanan Bülent Kepenek ile Emek Dünyası konuğu olan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Temsilcisi Memiş Sarı, işçilerin taleplerinden koronavirüs salgınının yönetim sürecine kadar birçok önemli konuya değindi. 1 Mayıs  İşçi ve Emekçi Bayramı’nın DİSK için öneminden bahsederek sözlerine başlayan Sarı,“Köleci çalışma sistemine karşı başlatılan bu emek mücadelesi o dönemki işçi birlikleri üzerinden yüzyıllardır kutlanıyor. Tüm insanların yaşamını ilgilendiren kendine zaman ayırma, çalışma ve ailesiyle dinlenme hakkını kullanabilmek adına başlatılan bir mücadeledir. O günden bu güne işçi sınıfının haklı taleplerini alanlarda haykıracağı ve taleplerinin peşinde koşacağı yol haritası belirlemek adına kutlanan bir gündür” dedi.

1 Mayıs 1977 günü Taksim Meydanı’nda kutlanan İşçi Bayramı’nda 34 kişinin hayatını kaybetmesi ve 136 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan olaya ilişkin, “1977’den öncesinde de sonrasında da hayatlarını kaybeden binlerce yoldaşımızı tekrardan anıyoruz. Onların verdiği mücadeleyi bıraktığı yerden yan yana omuz omuza 1 Mayıslar’da  kutlayacağız” dedi.

TALEPLERİMİZİ SÖYLEYECEĞİZ

Çoklu sesin oluşmaması için Türkiye’de 1 Mayıs’ın pandemi tedbirleri kapsamında yasaklandığının altını çizen Sarı, “Pandemiye karşı verilen mücadelede iktidar ve hükümet sınıfta kaldı. Her anlamda yerin dibine çakıldı. Sokakta herhangi bir sesin çıkmasına müsaade etmemek adına yasaklar Perşembe gününden itibaren başlatıldı. Tüm ülkede kısıtlama olduğu için Cuma günü kutlanacaktı.  Neden yasaklandığını bizler biliyoruz. Çünkü pandemi de ekonomik çarkların yerin dibine batması, Merkez Bankası’ndaki paraların ortadan yok olması, işçilere ödenen ücretlerin düşük kalması gibi bu dar boğaz içerisinde çoklu sesin ve muhalefetin oluşmaması adına 1 Mayıs yasaklanmıştır. Aslında bunlar yasaklanırken işçi sınıfı sokağı süpürdüğü yerde her köşe başında, iş yerinde çoklu 1 Mayısları başlattık. Örgütlü olduğumuz her alanda 1 Mayıs’taki taleplerimizi ifade edeceğiz. Eskiden tek bir 1 Mayıs vardı. Şimdi İzmir’in 30 ilçesinde kutlayacağız. Böylelikle tüm işçilerimize ulaşıyoruz” dedi.

28 GÜN KAPANMA VURGUSU

Geçtiğimiz günlerde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan18 günlük tam kapanma kararına ilişkin değerlendirmede bulunan Sarı, “ Kapatma yoksullaşan işçi sınıfına yapıp onların yarısını da fabrikalarda çalıştırarak bizleri Kovid-19 önüne atıyorlar. Çünkü aşı yok, para yok sadece kapattık diyerek çekip gidiyorlar. Kapanmanın doğrusunun şu olduğuna inanıyoruz. Tam teşekküllü 28 gün kapanmadır. Gıda sektörünün kısmi olarak açık olduğu ve onun dışındaki hiçbir üretimin olmadığı kapanmadan bahsediyoruz. Aynı zamanda evlerine kapattığınız insanların yaşamlarını kolaylaştıracak sosyal denge paketlerini açıklamanızdır. Ama 14 aylık salgın sürecinde açıklanan sosyal denge paketinde toplamda kullanılan para 51 milyardır. 31 milyarı kısa çalışma ödeneğine, nakti ücret ödemesi 10milyar, işsizlik ödenekleri 5 milyar olarak geçmiştir Geri kalan para da iş verene teşviktir. İşveren hem teşviği alıyor hem de kısa çalışma ödeneğini ödemiyor. Hem de bu paranın devletin kasasından çıkan para değil, işsizlik sigorta fonundandır. Hani büyük devlet hani güçlü ekonomi? Halkı kandıracaklarını sananlar gerçekleri görebilmek için AKP milletvekillerini ve ilçe başkanlarını pazara ve esnafların yoğun olduğu yerlere davet ediyorum. Yüzleşecekleri cesaretleri varsa buyursunlar gelsinler. Halk cevabını verecektir” açıklamasında bulundu.

‘GÜÇLERİNİN FARKINDA VARDIĞINDA…'

Aşı önceliğinin işçilere verilmemesine de değinen Sarı, “İşçiler kendi gücünün farkına vardığında gözden çıkarılacak bir kesim olmadıklarını görürler. 24 milyon çalışan var, bu insanlar kendi bir işçi partisi kursa iktidar olur. İşverenler işçiyi ne kadar sömürebiliriz diye düşünüyor. Bugün TBMM'de mesela 600 vekil varsa bunların 400 450'si işveren. Bakanlar'a da baktığınızda bunu görebilirsiniz” dedi.

KEMERALTI ESNAFINDAN DESTEK

‘Kısıtlamalar gelmeden önce 1 Mayıs için bir eylem planı yapılamaz mıydı?’ sorusuna Sarı, “Bizi ziyaret eden kurum ve kuruluşlar oldu. Özellikle bar kafe çalışanları ve müzisyenler geldiğinde gözlerim dolu dolu oldu. Geldiler sendikamıza, ‘Korteji siz oluşturuyormușsunuz, bize de kortejinizde yer verebilir misiniz?’ diye sordular. Kemeraltı esnafı bile bu 1 Mayıs'ta yanınızda olacağız dedi. İktidar, bu kadar çoklu sesin olacağı 1 Mayıs'ı yasaklamasın da ne yapsın? Bu 1 Mayıs yasaklandı ama ileriki zamanlarda ilişkilerimizi sıkı tutarak bundan sonraki mücadelemizde onları da katılıma davet edebiliriz” şeklinde yanıt verdi.

‘GÖRÜŞMELER OLUMLU’

İzmir ve Ege bölgesinde DİSK’in örgütlü olduğu 22 belediyede yaklaşık 39 bin üyenin toplu iş sözleşmesinin bittiğinin altını çizen Sarı, “İZENERJİ ile görüşmelerimiz güzel gidiyor. 9 madde de mutabakat sağlandı. İZENERJİ’de çalışan arkadaşlarımız müsterih olsun. Hem sendikamız hem de şubemiz yüzlerini güldürecek toplu sözleşmeye imza atacaklar. İZELMAN'ın bitişi ile belki 17 günlük sokağa çıkma yasağı bittiğinde yani çok yakın bir zamanda bir toplu sözleşmeye imza atacağız. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e teşekkür etmek istiyorum. Belediyenin yaklaşık 13 tane şirketi var ve yaklaşık 2007'de çıkan ve hiç ödenmeyen promosyon paraları vardı. Bu bir yaraydı. Ve İZELMAN ile başlayıp İZENERJİ ile devam eden bir mücadele ile bundan sonra bu paralar ödenecek. Sadece DİSK'e bağlı işçiler için değil diğer sendikalara bağlı işçiler de alacak. Öte yandan Soyer'in İZELMAN ișçilerine Halkın Bakkalı'ndan her ay 300 lira bir gıda çeki vermesi de çok anlamlı bir hareketti. Umarım İZENERJİ işçileri için de bunu yapabiliriz” açıklamasında bulundu.

‘DAYANIŞMADAN KORKUYORLAR’

Çoklu sesi halka ulaştıranın işçi sınıfı olduğunu söyleyen Sarı, “Ekonomik çıkmaz içerisine giren iktidarlar, baskıcı bir tavra bürünür. Para yok, aşı yok. Çoklu sesi halka ulaştıran işçi sınıfıdır. Hükümet bu kadar çoklu sesin üzerine gelmesini kabul etmez. Hangi iktidar olursa olsun işçi sınıfının yükselen mücadelesinden korkar. Hangi iktidar ekmeğe düşman olursa, o ekmek onları çarpar. Her uzatılan yardım elinden, her dayanışmadan korkuyorlar.  Bugün kasada 128 milyar dolar olsaydı, bugün beşli çete dediğimiz o holdinglerin vergi borçlarını silmeselerdi bugün bu ülkedeki 83 milyon kişi 2 doz aşısını olmuştu. 128 milyar doları böldüğünüzde yeni doğmuş bebeğe bile 5 bin TL düşüyor”

‘KAPANIRSA, YENİSİNİ AÇARIZ’

Sendikalar hakkında açılan kapatma davasına karşı hak arama mücadelelerine devam edeceklerine de değinen Sarı, “Emekliler örgütlenmeye çalışıyor. Mahkemelerle Emekli-Sen'i kapatmaya çalışıyor. O yüzden kapatma davası açıldı, o kapatılır yenisini açarız. Emekliler mücadeleden asla emekli olmamak istiyorlar. Nefes aldıkları her an işçi sınıfının, barışın ve kardeşliğin simgesi olacaklar. Yaklaşık 3 yıldır emekli ikramiyesi ödeniyor. Ödendiği günden bu yana enflasyonları göz önüne alarak ikramiyeyi arttırsaydık, bugün emekli ikramiyesi bin 552 lira olacaktı. Yani 552 lira emeklilerin kaybı var. Biz emeklilerimizin daha iyi koşullarda insanca yaşayacağı bir ücrete ve emekli ikramiyesine kavuşması için mücadele edeceğiz” dedi.

Bitcoin'e yatırım yapan kişilerin arasında işçilerinde oldukça fazla olduğunu iddialarına yönelik, “Milli piyango ya da diğer talih oyunlarında da işçi sınıfı elindeki parayla girmeye çalışıyor. Bu aslında umutsuzluğa itilen işçi sınıfının öyküsü. Gerçeklik her zaman gözünün önündekidir. Gözünün önündeki emeğini büyütmeye çalışmak gerekir, sadece umut ile hareket etmemeli. İşçi sınıfı, kısa yoldan para kazanmanın peşine koşup ailenizin ya da çocuklarınızın geleceğini talih oyunlarına yatırmasınlar” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Renault Fabrika çalışanı olan Memiș Sarı, Fransa'nın kuzey batısındaki Morbihan bölgesinde, otomotiv devi Renault Group'a ait bir fabrikada çalışanların, fabrikayı ablukaya alarak, yöneticileri alıkoymasına ilişkin, “Renault işçisinin yıllardır alışagelmiș bir geleneği vardır. 89-90 yıllarında bahar eylemleri başladığında yine fitili Renault yakmıştır. O zamanlar işçi sınıfının kendine geldiği dönemlerdi. O dönemler çok uzak değil. Bugün Fransa'da Renault fabrikası işgal etmişse yarın da burada fabrikalar işgal edilecek” açıklamasında bulundu.

Sarı son olarak sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kod-29 ahlaksızlığına, Kovid-19 önlemsizliğine, bütün baskılara ve bu toplumun sağlığını bozan AKP'ye karşı direnişler bir gün başlarsa hiç kimse şaşırmasın."

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
17°
açık
banner177
banner178
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?