İzmir'de ameliyat olan Murat Çalık yeniden cezaevine yollandı
İzmir'de ameliyat olan Murat Çalık yeniden cezaevine yollandı
İçeriği Görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptali için açtığı davanın Silivri’de görülen duruşmasının ardından yaptığı açıklamada, "Bu dava nasıl yok hükmündeyse bu savcının yaptıkları yok hükmündedir. Bizim önümüz açıktır, istikametimiz iktidardır. Tayyip Erdoğan'ı yeneceğiz. Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını ne yaparsanız yapın yeneceğiz. Bizim elimizden Tayyip Erdoğan'ı siyaseten hiç kimse alamaz. Çünkü kararı millet verecek” dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite lisans diplomasının iptaline ilişkin İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu işlemine karşı İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması bugün Silivri Cezaevi’nde görüldü. Duruşmaya katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmanın ardından açıklama yaptı.

“ERDOĞAN, 31 MART SABAHI UYANDI GECE UYUYAMADI”

Özel, şunları kaydetti:

"‘Ben girdiğim her seçimi kazanıyorum’ diyerek ilerleyen Erdoğan 31 Mart sabahı uyandı, gece uyku uyuyamadı. Çünkü artık hiç seçim kaybetmeyen biri değildi, onu yenenler vardı. CHP 47 yıl sonra birinci parti oldu. AK Parti kurulduğundan beri ilk kez ikinci parti oldu. Ekrem İmamoğlu ise dördüncü kez Tayyip Erdoğan'ın gösterdiği bir adayı yendi. Artık Türkiye'de siyaseten yenilmeyen bir kişi vardı, o da Erdoğan değildi. O gün yenildi. O gece niye uyuyamadı? Kendi sesi uyutmadı: ‘İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder.’ Bu Sayın Erdoğan'ı uyutmayan ses, ona ‘Artık seçimle bu iş olmuyor. Rakibin seni yeniyor. Karşında yenemediğin biri var ve o İstanbul'u aldı, Türkiye'yi de alacak’ dedi. İşte o yüzden eski mesleği hakimlik olan siyasi birini tuttu İstanbul Başsavcılığına atadı. Görevi belliydi: ‘Akın akın gideceksin. Orada bir akın düzenleyeceksin. Ekrem İmamoğlu'nun karşımda aday olmasına engel olacaksın. Her ne yolla olursa olsun.’ O da geldi buraya. Ne yapabilir? O kadar kararlıydı ki talimatla, o kadar yüklüydü ki. ‘Yolsuzluk davası açayım. Terör davası açayım. Belediyesine kayyum atayım. Belediyeyi elinden alayım, hizmet edemesin. ‘Yolsuzluk’ diyeyim, derdini dünyaya anlatamazsın. ‘Terör’ diyeyim , milliyetçilerden oy alamasın.’ Erdoğan'ın diplomasi tartışma konusu ya; ‘Ekrem'in de diplomasını tartışma konusu yapayım.’

“BİR DELİLİKLE MEŞGULÜZ”

İçeride iki sayın avukat İstanbul Üniversitesi’ni savunmaya gelmişler. Vallahi Ekrem Başkan'ı savundular. ‘Nasıl savunacaklar bu İstanbul Üniversitesi’ni’ diyorsun ya ‘İstanbul Üniversitesi'ni savunayım’ derken 35 yıl önceki İstanbul Üniversitesi'nde suç bulmaya çalışıp orayı karaladıkça 19 yaşındaki masum Ekrem'e, ‘Kardeşim, bu avukatlar doğru söylüyorsa bu haksızlık yapılır mı bu 18 yaşındaki çocuğa’ diyorsun. 18 yaşındaki çocuk İstanbul Üniversitesi'nin ilanına bakmış, istenen bütün belgeleri toplamış, kibar kibar da dilekçesini yazmış, istenenden fazla evrakı koymuş, götürmüş, vermiş. Bunlar da ‘Gel’ demişler. Bir sürü dersleri de saymayıp sadece iki dersini sayıp 22 tane birinci sınıfta ders vermişler. Birinci sınıfı Kıbrıs'ta; ikinci, üçüncü, dördüncü sınıfı burada, 22 fark dersi de vererek diploma vermişler. Biz diyoruz ki ‘Bir tek Ekrem Başkan’ın mı?’ ‘28 kişinin daha iptal oldu.’ ‘Onlardan birisi bir fakültenin dekanı Galatasaray'da. Onun verdiği diplomalar ne olacak?’ Cevap yok. Şimdi dediler ki ‘Sadece işletme fakültesi değil, üzülerek söylüyorum başka fakültelerde de olmuş.’ Eyvah eyvah. Tıp fakültesi olduysa ne olacak? 33 senedir ameliyat yapanlar var. Onları da mı iptal edeceksin? Aldığı apandisiti iade mi edecekler? Böyle çılgınlık olur mu, delilik olur mu? Bu delilikle meşgulüz sabahtan beri ya. Devletin üç tane aslan gibi yetiştirdiği hakimi orada, mübaşiri orada, jandarma kardeşim orada, genel başkan orada, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili orada. Bir delilikle meşgulüz. Bir deliliği dinliyoruz. Zavallı duruma düşersin bu işi savunmaya çalışırken. Orada iki masum, zavallı avukat İstanbul Üniversitesi'nin bugünkü yönetimini koruyayım derken eski yönetimine vurdukça vuruyor. Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu üniversiteye vuruyorlar. Olacak iş değil.

“BU DİPLOMA İPTAL EDİLEMEZ”

Bu savcı gitmiş, ‘Bu diploma iptal edilsin’ demiş. İstanbul Üniversitesi'ne yazdığı yazı var, diyor ki ‘Bu diplomayı derhal iptal et.’ Kardeşim sen savcısın ya, nasıl İstanbul Üniversitesi’ne talimat yazıyorsun? Açacaksan dava açarsın, suç duyurusunda bulunursun, suç duyurusu kabul edersin, resen harekete geçersin. Tayyip Erdoğan'ın işlerinden sorumlu İstanbul Başsavcısı, ‘Diplomayı iptal et’ diye yazmış ya diyor ki ‘Bu diploma YSK dahil kullanılmaktadır.’ Bir kere hiç kullanılmadı daha. Cahil cühela adam, belediye başkanı olmak için üniversite diploması kullanmıyorsun, milletvekili olmak için üniversite diplomasına ihtiyaç yok. Sadece cumhurbaşkanlığı adaylığında var. Onun da daha başvurusunu yapmadık. Diyor ki ‘Önlenemeyecek kayıplar olur.’ Ne kaybolur? ‘Erdoğan seçim kaybeder’ diyor. Açıkça söylüyor. ‘Önlenemeyecek kayıplar.’ ‘Ekrem İmamoğlu'nda bu diploma olursa aday olur, olursa da Erdoğan'ı yener. Biz bunu önleyemeyiz’ diyor. ‘Önleyin’ diye iptal yazmış. Fakülte, dekanlık defalarca yazmış, ‘iptal edilemez’ diye. Dekanın gırtlağa çökmüşler, istifa etmiş. Yerine dekan atamamışlar. Dekan atamadan önce de İstanbul Üniversitesi'nin yönetimini toplamışlar. Orada da hukukçu yok. Bunlar ring seferi falan düzenleyecek görevleri var. Gitmişler, diplomayı iptal etmişler. Böyle bir delilikle meşgulüz.

"PERİŞAN HALDELER”

Teker teker Ekrem Başkan'ın her yaptığının doğru, üniversitenin yaptıklarının yanlış olduğunu, son aldıkları kararı alabileceklerini söylüyorlar. Ama sundukları bütün belgeler, bütün bilgiler bizi destekledi. Bir yazı atlayarak okuyor. Çünkü orada diyor ki ‘Danıştay bir kere üniversitenin yaptığı iptali kabul etti.’ Danıştay orada, ‘Durumun özelliğinden ve yapılan soruşturma gereğince bu işlem olabilir’ demiş. Oraya atlıyor. Perişan haldeler. İstanbul Üniversitesi'ni de kendilerini de rezil ettiler. Türkiye'yi de rezil ettiler. Utanç içindeyiz harcadığımız zamana. Orada yakılan elektriğe yazık.

"DEVLETİ KİMSE YOK SAYAMAZ”

Bir umudum var, o da şudur: Hakim Bey kendisi salona hitaben ‘Vicdanımızla, hukukun gereğine uygun olarak en ahlaki kararı vereceğiz. Vicdanımızla baş başayız’ diyor. Eğer bu gerçekse ben hiç gerekçeli kararı falan beklemem. Vicdanın kırıntısı olanda 18 sene önceki Ekrem'i cumhurbaşkanlığına engel olmak için 35 yıllık diplomasını iptal etmez kimse, edemez. Olamaz. Türkiye’de devleti kimse yok sayamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti evrak üretiyor. Ağzımdan yel alsın, Ekrem Başkan değil birisi çıksa, gitse savcıya, ‘35 sene önce İstanbul Üniversitesi’nde adam öldürdüm, bu ağacın dibine gömdüm’ dese, açsalar, kemikleri çıksa yargılamıyorsun. Zaman aşımı var, 30 yıl. İşkence ederek öldürdüyse 30 yıl. Bilerek, kasten ama işkence etmeden, acı çektirmeden öldürdüyse 25 yıl. 35 yıl önceki diplomayı iptal etmeye kalkıyorlar. İptal edilmesine karşı dava açmışız. Onu da savunan yok. Savunulacak yerleri yok. Tutacak yerleri yok. O yüzden biz bugün geldik, tarihin önünde acı acı tebessüm ettik.

"BUGÜN BİR KADININ KABURGALARINI KIRDILAR”

CHP Lideri Özel, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel duruşma girişinde yaşananların sorulması üzerine, şunları söyledi:

“Birincisi akıl almaz bir şekilde, bu duruşma kendi yerinde yapılabilir, Ekrem Bey'i alıp idare mahkemesine götürebilirlerdi. ‘Yok Silivri'ye geleceğiz.’ Silivri kampüsünde görülen ilk idare davası. Olacak iş değil. Onu da bu kadar ilginin yoğun olduğu bir yerde en küçük salona koymuşlar. Maksat AK Parti'nin kara düzeni bu duruşmanın böyle görülmesini talimatlandırmış. Yoksa akılla olacak bir şey değil. Gazeteciler sıkıştı, aileler sıkıştı, avukatlar sıkıştı. Zorla girildi içeriye, nefes alınmıyor. Bu barikatlardan öteye kimseyi salmıyorlar. Çekmişler jandarmanın aracını. Jandarma aracından 70 yaşında insanlara su sıkıyorlar. Arkadaşlarımız gidiyor, ‘Yapmayın, etmeyin’ diyor. 70 yaşındaki o insana su sıkılır, yerlerde sürüklenir mi? Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasına desteğe gelmiş, 70 yaşında insanlara. O sırada yerde sürüklenenler var, üzeri ıslananlar var, perişan olanlar var. İçerideki arbedede bir kadının kaburgalarını kırdılar ve maalesef Doktor Ayşegül Hanım müdahale etti. 45 dakikadan fazla sedye beklendi. Dışarıda alınan tedbirlerden dışarıdaki ambulanslar gelemediği için salondaki sağlık görevlileri yerde sürüklenen ve kaburgaları kırılan kişiye müdahale için gitti. Şimdi Silivri Devlet Hastanesi'nde dört milletvekilimiz eşlik ediyor.

Kaynak: ANKA