CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün sabah saatlerinde Silivri Marmara Cezaevi'nde tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'i ziyaret etti.

Cezaevi ziyaretlerinin ardından Özel, Bursa’ya geçti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'i cezaevinde ziyaret eden Özel, ziyaretlerin ardından Bursa'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Özel, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM'deki 23 Nisan Resepsiyonu'nda bir soruya verdiği, "Böyle soru sorulur mu? Şu anda ben iktidar partisiyim, ana muhalefet partisi ile görüşürüz, görüşmeyiz bir defa bizim kitabımızda yok yok. Tabii görüşürüz, niye görüşmeyelim" sözlerine yanıt verdi.

“PLANLANAN BİR GÖRÜŞME YOK”

"Bir kere hani öyle planlanan bir görüşme yok. Sayın Erdoğan'ın böyle bir görüşme arzusu varsa, o konuda bize doğrudan bir talep iletilirse elbette bu değerlendirilir. Ya da bütün siyasi partilere yönelik bir yaklaşımı olacaksa, onda da bence çok gecikmiştir.

Bölge bu kadar zorluklar varken, İran savaşı varken, bu kadar ekonomik güçlükler varken, efendim iç cephenin güçlendirilmesi bu kadar mühimken; Cumhurbaşkanı'nın bir başına kalması, yalnızlaşması, AK Parti'nin yalnızlaşması hep kendi hataları yüzündendir. Bir kere bu hatayı fark ettilerse doğru bir şey yapıyorlar.

MHP'de tasfiye dalgası: Bir il teşkilatı daha feshedildi
MHP'de tasfiye dalgası: Bir il teşkilatı daha feshedildi
İçeriği Görüntüle

Ama bizim Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelince; bizden görüşmek isteyen ve ülkenin ortak sorunlarında birlikte hareket etmek isteyenler, bize düşman hukuku uygulamaktan vazgeçecekler önce. Düşman hukuku uyguluyorlar. E şöyle bir şey olmaz yani: Sen karşındakine düşman hukukunu uygulayacaksın, uygulayacaksın... Hani şey gibi, Nazilerin Yahudilere yaptığı gibi, toplama kamplarına atacaksın -bir tanesi arkamda-, onların malına kast edeceksin, canına kast edeceksin, sonra Rus ordusu Berlin'e yaklaşınca açacaksın kapıları 'hepimiz aynı gemideyiz'. O yüzden önce düşman hukukundan vazgeçecekler.

“BEN YILLARCA SELAM VERİLMEMİŞ BİR PARTİNİN GENEL BAŞKANIYIM”

Ben yıllarca selam verilmemiş bir partinin genel başkanıyım. Genel Başkanının Anıtkabir'de eli sıkılmamış, cenazede eli sıkılmamış, ölüsüne taziye verilmemiş, bayramda aranmamış bir partinin genel başkanıyım. Biz bunları gördük. Sonra ilk seçimlerde söz verdiğimiz gibi kendi kurultayımızdan 5 ay sonra girdiğimiz ilk seçimde partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Ne yaptık? AK Parti'nin seçmenine söylüyorum, Erdoğan'a değil...

Sekiz gün sonraki bayramda, ilk bayram telefonunu -bütün liderleri zaten arardım ben- birinci parti olma sorumluluğuyla Sayın Erdoğan bizi aramadığı için aramazdık ben birinci parti oldum, ilk bayramda Erdoğan'ı aradım. Sonrasında randevu aldım, partisine gittim. Sonrasında iade-i ziyarete geldi, partimde ağırladım. Kapıda karşıladım, kapıda uğurladım. AK Parti seçmeninin son seçimdeki kararına hürmeten üstüme ne düşüyorsa onu yaptım.

Eleştiriler aldım ama asla ve asla vazgeçmedim. Niye? 'Normali bu' dedim. O geçen sürecin adı 'normalleşme' oldu. Sayın Erdoğan 'yumuşama' diyordu, millet benim söylediğimi benimsedi; normalleşme süreci oldu. Normali buydu.

“BU ÜLKENİN BİRİNCİ PARTİSİYİM”

Şimdi Sayın Erdoğan dün demiş ki; 'Ben iktidar partisiyim (son genel seçimlere göre öyle) ve ana muhalefet partisiyle elbette görüşürüm.'

Ben de ülkenin birinci partisiyim, ihtiyaç varsa elbette ikinci partiyle görüşürüm.

Ama o elinde tuttuğu yargı gücüyle, ortaya koyduğu düşman hukukundan vazgeçecek. Bu düşman hukuku yerine bir diyalog zemini ve yargının rahat bırakılması, özellikle bir partinin emrine sokulmuş yargı kolları görüntüsünden tarafsız bir yargılamaya ve tutuklu arkadaşlarımızın, aynı kendisi İBB Başkanı'yken nasıl tutuksuz yargılandıysa ve kimse evine gitmediyse, zulüm görmediyse, böyle bir yöne doğru ilerlemesi gerekir. İki parti arasındaki olabilecek diyalog zemini bundan mümkündür.

Biz normalleşme sürecinde F-35'ler için sözümüzü söyledik. Eurofighter'lar için Avrupa'da, 'Türkiye'ye Eurofighter verin, Türkiye'nin hava savunması önemli' dedik. Türkiye'nin kritik bütün meselelerinde durmamız gereken en doğru yerde durduk. O dönemlerde millet bunu takdir ediyordu. Her şey gayet ülke için iyi gidebilecekken Erdoğan bize balta çekti arkadaşlar. O baltayı önce bir gömecek! Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'yle bir görüşme ihtiyacı varsa, biz bu fikrin sahibiyiz zaten.

İktidarla muhalefetin, birinci partiyle ikinci partinin birbiriyle görüşmemesi AK Parti'nin fikri. Ben diyalog fikrinin, normalleşme fikrinin sahibiyim. Manisa'nın Şehzadeler ilçesinin Hacıhaliller köyünde AK Partiliyle CHP'li cenazeyi de birlikte kaldırıyor, düğünü de birlikte yapıyor. Bursa'da öyle değil mi? Kestel'de öyle değil mi? Bursa'nın, Kestel'in köylerinde cenaze, düğün birlikte yapılmıyor mu? Ama bunlar kutuplaşmadan medet umuyorlar. Şimdi gelinen noktada 'E bizde yok yok...' Bizde hiç olmadı zaten. Ama bunun için komşuya balta çekmeyeceksin. Hacıhaliller köyünde AK Partili ile CHP'li birbirine baltayla saldırmıyor, Ankara'da da saldırmayacak.

“DÜŞMAN HUKUKU SONA ERMELİ”

Yargı kolları üzerinden seçim kazanmaya çalışmamaları gerekiyor. Türkiye'nin her meselesinde, her seferinde söylediğimiz gibi; iç cepheyi güçlendirmekte, savunma sanayisinde, Türkiye'nin dış politikasında... Hatta keşke mümkün olsa, bizim 12 sayfalık bu ekonomik krizden çıkış önerilerimizi bütün partilere götürdük, Sayın Erdoğan istiyorsa kendilerine de teklif ederiz, bunların hepsini söyleriz. Ama bu işteki beklentimiz 'düşman hukuku' yaklaşımının sona ermesidir.

Ne işi var Mustafa Bozbey'in içeride? 12 senelik bir şeyle Mustafa Bozbey'i içeri koyacaksın, efendim Ekrem İmamoğlu'nu İstanbul'u kazanma suçundan ya da gelecekte Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimalinden içeride tutacaksınız, ondan sonra 'Bizde yok yok'. İşin bu tarafını milletin takdirine sunuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti'nde vatandaşın ihtiyacı olan her yerde Cumhuriyet Halk Partisi inisiyatif almaya, adım atmaya, görev yapmaya hazırdır. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partidir; sopayla, yargı sopasıyla dizayn ya da terbiye edemezsiniz. Baş veririz, boyun eğmeyiz! Ama el uzatan kimsenin elini havada bırakmadık, bırakmayız. Ama bunun için Türkiye'nin önünün açılması lazım.”

Kaynak: HABER MERKEZİ