İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV ekranlarında erken seçim tartışmalarına ilişkin konuştu. Dervişoğlu, "Cumhurbaşkanı görev müddetini tamamlamış ve görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala 'Bu Anayasa erken seçimle bana yeniden adaylık hakkı veriyor' derse Anayasa’ya konulmuş maddeye ihanet edilmiş olur. O maddenin arkasından dolanmış olur. Peki aday olabilir mi? Olabilir. Ama o zaman da herkesin siyasi namusu sorgulanır" dedi.
SEÇİM KAZANMAYA YÖNELİK ADIMLARDAN BİR TANESİ
Dervişoğlu, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararının "CHP’nin iç meselesi olmadığını, doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesi olduğunu" vurguladı.
“OLANLAR CHP’NİN İÇ MESELESİYMİŞ GİBİ SUNULMAYA ÇALIŞILIYOR”
CHP Kurultayı'nın "mutlak butlan" kararını değerlendiren Dervişoğlu, "Ben burada bir siyasi partinin iç meselesiyle alakalı olarak görüş beyan etmekten ziyade hukuk, demokrasi ve adalet boyutundan bakarak meselenin değerlendirmeye açık hale getirilmesinden yanayım. Çünkü konuya bir siyasi partinin iç meselesi penceresinden bakarsanız hukuku ıskalarsınız, demokrasiyi ıskalarsınız, adaleti ıskalamış olursunuz. Sadece bir siyasi partiye değil, nereye olursa olsun belediyeler olabilir, şirketler olabilir; bazı özel alanların, hükümetin uygulamaları ile kamulaştırılmasına ve onların başlarına kayyum atanmasına karşı bir duruş sergiliyorum. En başında bir tehlikeye işaret etmiştim. Bir siyasi partinin iç meselesiymiş gibi bir kanaat oluşmasını sağlamaya çalışıyorlar. Dediğim tehlike kendini gösterdi. Hukuk unutuldu, adalet unutuldu, demokrasi unutuldu; olup bitenler CHP’nin iç meselesiymiş gibi sunulmaya çalışılıyor” dedi.
"ANA MUHALEFET PARTİSİNİN İÇİ İKTİDAR GÜCÜYLE DİZAYN EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR"
Ana muhalefet partisinin içi iktidar gücü ve kudretiyle dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu durum demokrasi açısından kabul edilebilir değildir. Üç buçuk yıl önce kongresini yapmış bir siyasi partiye bir hukuk mahkemesi kararıyla kayyum atanamaz. Benim ne Sayın Kılıçdaroğlu’yla bir husumetim var, ne de başkalarına karşı yanlarında saf tutabilecek kadar sempatim var. Neticede iki farklı siyasi partiyiz. Dolayısıyla meseleye Sayın Özgür Özel ya da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu penceresinden bakmıyorum. Ben demokrasi penceresinden, hukuk penceresinden, adalet penceresinden bakılması gerekliliğine sürekli vurgu yapıyorum. Ayrıca iktidar gücüyle siyasetin dizayn edilmesine, şartların onların stratejilerine göre tanzim edilmesine karşı da bir duruş sergiliyorum. Satranç iki kişiyle oynanır ama bu satranç oyununda çok kişinin dahil olduğu bir ortam var. Dolayısıyla iki kişi tarafından oynanmıyor. İktidar partisi bir tarafında, onun denetiminde olduğu söylenen mahkeme başka tarafında. Burada ezilen demokratik haklar, hürriyetler ve talepler oluyor."
"KENDİNİ DEVLET KABUL EDEN YAPILAR HER ŞEYİ KAMULAŞTIRABİLECEKLERİNE İNANIRLAR"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerini hatırlatan Dervişoğlu, şöyle devam etti:
"Eğer böyle bir rejimle yönetilirsiniz. Devlet partileşir, parti de devletleşir. Bu durum uzun zamandır işaret ettiğim bir tehlikedir. Kendini devletleşmiş kabul eden yapılar da önüne gelen her şeyi kamulaştırabileceklerine inanırlar. Dolayısıyla siyaseti kamulaştırmaya çalışıyorlar. Bunlar partimizin hem kuruluş aşamasında hem de kurulduktan sonra sık sık karşı karşıya kaldığı durumlar aslına bakarsanız. Bugün yapılmaya çalışılan şeyler, ‘Ben her şeyin sahibiyim’ psikolojisinden kaynaklı olarak, ‘Her şeyi de istediğim gibi dizayn ederim’ deyip halk üzerinde baskı kurmaya ve onların oy kullanma tercihlerini etkilemeye yönelik adımlar olarak değerlendiriyorum. Benim en büyük korkum ve endişem bu durumun CHP’nin iç meselesidir diye kamuoyuna yutturulmasıdır. Altını çizerek söylüyorum, bu CHP’nin iç meselesi değildir. Doğrudan doğruya iktidarın stratejik açıdan planladığı, seçim kazanmaya yönelik adımlarından bir tanesidir. Halk da bunu böyle görüyor. Kamuoyu da böyle değerlendiriyor. Milli vicdan da böyle onaylıyor. Dolayısıyla bildiğimiz bir şeyin, farklı bir şey varmış gibi tanımlanmasına vesile olabilecek açıklamalardan kaçmaya çalışıyorum.
"MEŞRUYETİNİ MİLLETTEN ALMAYANI SİYASİ MUHATTAP KABUL ETMEM"
Meşruiyetini milletten almayanı siyasi muhatap kabul etmem. Siyasetin gereği budur. Bu durum kişilerle olan özel hukukumdan kaynaklı bir durum asla değildir. Siyasi muhataplığı kastediyorum. Bir siyasi partinin 3 buçuk yıl önce yapmış olduğu kongrenin iptal edilmesi ve eski yönetimin yeniden iş başına getirilmiş olması halini, hukuka ve demokrasiye uygun bulmuyorum.
"BEN HUKUKUN DEMOKRASİNİN VE HALKIN YANINDA OLACAĞIM"
Sayın Kılıçdaroğlu makamını Sayın Özel’e çiçeklerle emanet etmiştir ama CHP’nin içinde birtakım dalgalanmalar söz konusu olmuştur. İktidar da stratejisini yaşama geçirebilmek üzere argüman biriktirmiştir. Onları da bir mahkeme kararıyla yaşama geçirmek suretiyle CHP’nin içini dizayn etmeye çalışmıştır. Bu söylediklerim afaki olaylara bakarak kurduğum cümleler diye görülmesin. Sonuçlarına bakılarak değerlendirilsin. CHP’nin içinde yapılan müdahaleye bağlı olarak şu anda bir bölünme yaşanıyor. Müdahalenin taraflarının dışında müdahaleyi tanzim edenlerin böyle bir planı var diyorum. Bu da siyaseti dizayn etmeye yönelik bir şey. Böyle bir durumda İYİ Parti olarak ve şahsen ben Müsavat Dervişoğlu olarak hukukun, demokrasinin ve halkın yanında duracağım"
“ANAYASA’NIN ARKASINDAN DOLANMAK ANLAMINA GELİYOR”
Erken seçim için 2028 yılının Nisan ayına işaret edildiğine dikkat çeken Dervişoğlu, "Seçimin tarihi zaten 14 Mayıs. Dolayısıyla onu bir ay önceye almak, Anayasa’nın arkasından dolanmak anlamına geliyor. Anayasa’da cumhurbaşkanı iki defa seçilebilir deniyor. Sayın Erdoğan zaten 3 defa seçildi. Şimdi dördüncü defa seçilebilmesinin önünü açabilmek için Anayasa’yı değiştirmedikten sonra erken seçim yapmak zarureti ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu Anayasa’nın arkasına dolanmak suretiyle, yeniden cumhurbaşkanlığının önünü açabilecek adım da erken seçimle mümkün olabilmektedir. 'Seçim zamanında yapılacaktır’ demek, 'Cumhurbaşkanı bir daha aday olamaz' demekle eşdeğerdir” dedi.
“ANAYASAYA BİLE O HAKKI VERMEZ”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin erken seçim tartışmalarıyla ilgili açıklaması hatırlatılan Dervişoğlu, "'Arasında saat farkı bile yoktur' diyor. Bu aslında anayasa tanımazlık anlamına geliyor. 'Biz halka ne söylersek ne istersek onu yaparız' demek anlamına geliyor. Şimdi yapılmak istenen şey şudur; erken seçim sayılmayacak bir şeyi erken seçim diye halka yutturmak arzusundalar. Bunun kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Ayrıca ‘Erken seçim cumhurbaşkanına bir kere daha seçilebilme hakkı verir’ maddesi hangi gerekçeyle konulmuştur? Bunun doğru anlaşılması gerekir. Türkiye 2024'te erken seçime giderse bir daha aday olma hakkına sahip olabilir. Ama görev müddetinin tamamlanmasına bir ay kala planlanmış bir erken seçim, ona bu Anayasa’ya göre bile o hakkı vermez. Bu durum vatandaşı kandırmak olur. Kanunun arkasına dolanmak olur. Anayasa'yı görmezlik olur. Anayasa'nın tanıdığı hakları, kişisel hırs ve ikbal arzusuna göre kullanmak olur" diye konuştu.




