BÜŞRA ÇETİNKAYA / İZ GAZETE-İzmir'de yaşayan Melek Uysal, eskiden evli olduğu erkek tarafından koruma kararı olmasına rağmen bıçaklanarak ağır yaralandı.
Olaya ilişkin davanın İzmir Adliyesi 18. Ağır Ceza Mahkemesinde ikinci duruşması görüldü.
Sanık M.O., " tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından tutuklu yargılanıyor.
Bugün görülen duruşma; avukatlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve davayı üstlenen Kadın Dayanışma Komiteleri tarafından takip edildi.
Müşteki Melek Uysal, ikinci duruşmaya katılmazken mahkemede tanık ifadeleri dinlendi.
TANIK İFADESİ: SANIK YALINAYAK KAÇTI
Olaya şahit olduğunu ifade eden ve sanığın komşusu olduğu ileri sürülen bir tanık, "İmdat, yardım edin, öldürüyorlar" sesleri duyduğunu belirterek, sanığın yalınayak koştuğunu gördüğünü ifade etti. Tanık, "Dışarı çıktığımda kadın kapının önünde kanlar içinde yatıyordu. İlk müdahalesini ben yaptım. Vücudun ön kısmındaki bıçaklanma emarelerini gördüm" diye konuştu.
SANIK AVUKATI: KİMSE TAVUK KESER GİBİ ADAM ÖLDÜRMEYE GİTMEZ
Sanık Avukatının akraba bağı olan tanıkların dinlenmesi talebi mahkeme tarafından reddedildi.
Sanık Avukatı, haksız tahrik olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Kimse tavuk keser gibi eline bıçak alıp adam öldürmeye gitmez. Bu konu beni üzüyor ama savunma yapmak zorundayım."
TANIK M.S.: OLAYDAN İKİ GÜN ÖNCE BENDEN TORNAVİDA ALDI
Yine sanığın komşusu ve eski patronu olduğu ileri sürülen tanık. M.S. ise sanık M.O. ve ailesi hakkında "İyi insanlar diye bilirim. Daha önce birlikte çalışmıştık. M.O. ve Melek boşanmıştı ama karı-koca gibiydiler, birbirlerine gelip gidiyorladı. Biz barışacaklarını zannettik. Olay yaşanmadan iki gün önce Melek'in evinde tadilat yapacağını söyleyip tornavida aldı benden" dedi.
MELEK UYSAL'IN AVUKATI: O MALZEMELERİN NEDEN ALINDIĞI ŞÜPHELİ
Müşteki Melek Uysal'ın Avukatı ise "Tanığın komşuluğu şaibelidir. O malzemeleri neden aldığına dair şüpheler var" ifadelerini kullandı.
Öte yandan İzmir Barosu'nun davaya katılma talebi mahkeme tarafından reddedildi.
SAVCILIKTAN KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTEN CEZALANDIRMA TALEBİ
Savcılık mütalaasında sanık M.O.'nun takdiri indirim olmaksızın kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasını, haksız tahrik indiriminden yararlandırılmamasını, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama suçlarından cezalandırılmasını talep etti.
Sanık Avukatı, müvekkili M.O.'nun bir anlık öfkeyle olayı gerçekleştirdiğini söyleyerek "En azılı katilin bile savunma hakkı vardır. Ben bunu okuduğum okulda öğrendim. Bu olayda bir husumetin olmadığı da ortada. Kasten öldürmeye teşebbüs diye bir şey yok. Müvekkilim, Melek'in uygunsuz görüntülerinin olduğu videoyu görünce öfkeleniyor. Başka bir silah olsa kasten öldürme diyelim. Ama burada genç bir çocuğun geleceği söz konusu. O da bir annenin evladı. İkisi de gencecik insan. Gerekirse ev hapsi verilsin çünkü kaçma şüphesi yoktur" dedi.
SANIKTAN 'ÇOK PİŞMANIM' SAVUNMASI
Sanık savunmasında, "Kalben çok pişmanım. Çocuğumun annesine böyle bir şey yaşattığım için üzgünüm" ifadelerine yer verdi.
TUTUKLULUĞA DEVAM
Mahkeme, sanık M.O.'nun tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Bir sonraki duruşma karar duruşması olarak belirlendi.
KDK: SANIK HAKSIZ TAHRİK SAVUNMASINA SIĞINIYOR
Davayı üstlenen Kadın Dayanışma Komiteleri avukatlarından Dicle Demirel duruşmadan sonra adliye önünde şu açıklamayı yaptı:
"Melek, boşandığı erkek tarafından canice bir saldırıya uğradı. Vücuduna aldığı 11 bıçak darbesi, sadece Melek'in değil, tüm ülkede özgürce yaşamak isteyen tüm kadınların iradesini hedef alıyordu. Çünkü sanık bu suçu işleme cesaretini cezasızlık zırhını ona sağlayan düzenin mekanizmalarından alıyor. Melek'in vücudundaki her bir iz, bu bozuk düzenin eseridir aynı zamanda. Bir kez daha ilan ediyoruz: Failin en ağır cezayı alabilmesi için, adaleti sağlamak için, şiddeti üreten bu düzeni yıkmak için duruşma salonlarında, sokaklarda mücadele etmeye devam edeceğiz. İlk celseden beri sanık şaşırtmayarak haksız tahrik savunmasına sığınsa da sanığın Melek'i öldürmeyi bir süredir planladığı, öldürmek için uygun anı kolladığı dosyada açıkça anlaşılmış durumda. Hayati bölgelere isabet eden 11 bıçak darbesi, failin öldürme kastını açıkça ortaya koymaktadır. Üstelik davaya konu olaydan önce Melek'e faile yönelik şikayetleri mevcuttur. Uzaklaştırma kararı, Melek'in bıçaklanarak ağır yaralanmasından birkaç gün önce alınmıştır. Melek, yakın bir tehlike içinde olduğunu daha nasıl ifade edebilirdi? Koruma kararı alındıktan sonra Melek'i koruması gerekenler neredeydi? Bunun da hesabının sorulması gerekiyor! Bu hesabı, suç ortaklarından soracağımız ilan ediyoruz. İkinci duruşmada, savcılık mütalaası açıklandı. Savcı, sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması talep etti. Ayrıca haksız tahrik indirimlerinden ve takdiri indirimlerden yararlanmamasını istedi. Bu anlamda olumlu bir mütalaa verildi. Ayrıca sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar verildi. Karar duruşmasına herkesi davet ediyoruz."
KCDP: HAFTANIN EN AZ ÜÇ GÜNÜ BURADAYIZ, TESADÜF DEĞİL
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Tülin Osmanoğulları ise şu açıklamayı yaptı:
“Haftanın en az üç günü buradayız. Bu bir tesadüf değil! Özgür, eşit yaşamamız gerekirken, koruma kararına rağmen öldürülen, öldürmeye teşebbüs edilen kız kardeşlerimizin mücadelesini veriyoruz. Melek de koruma kararı olmasına rağmen, uzaklaştırma kararı bulunan şahıs tarafından öldürülmeye çalışıldı. Buradan soralım: Melek’i koruyamadınız. Melek, tesadüfen hayatta ama hâlâ bu sokaklarda özgürce dolaşamıyor. Çünkü biliyoruz ki failler, yarım bıraktıkları işi hep tamamlamak istiyorlar. Kendileri eğer cezaevindeyse dışarıdaki yakınlarından bunu istiyorlar. Bu fail de şu an tutuklu ama buna rağmen içeriden Melek’i huzursuz, tehdit edecek yolları buluyor. Bugün mahkemede savcı tarafından emsal bir mütalaa verildi. Öldürmeye teşebbüs suçundan indirimsiz bir ceza talep edildi. Yine biliyoruz ki bu ülkede kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin artmasının sebebi cezasızlık politikasıdır; ülkeyi yönetenlerin kadın düşmanı politikalarıdır. Kadınları koruması gerekenler, aileyi güçlendireceğim diye kutsal aile diyorlar. Kutsal aile diyerek kadınları evlere hapis edip şiddete boyun eğin diyorlar. Kadın boşanmak isterse, şiddette hayır derse ‘öldürebilirsin, mahkemede pişmanım dersen de etkinlik pişmanlık uygularız’ diyorlar. Ama biz buna izin vermeyeceğiz. Bu davayı takip eden kadınlar Melek için de adaleti sağlayacağız. Tek bir kadın öldürülmeden, özgür, kendi hayatımızla, geleceğimizle ilgili kararları alacağız ve bunu uygulatacağız.”
NE OLMUŞTU?
Sanık M.O. hakkında 2025 yılında, 18 Ekim'i 19 Ekim'e bağlayan gece Melek Uysal’a yönelik fiziksel şiddet uygulayarak ölüm tehdidinde bulunmasının ardından Uysal’ın şikayeti üzerine uzaklaştırma kararı verildi. Ancak birkaç gün sonra sanığın, çocuğu okula götürme gerekçesiyle eve gelerek Melek Uysal’ı bir süre alıkoyduğu aktarıldı.
Melek, kaçmaya çalıştığı sırada bina girişinde sanık M.O tarafından hayati bölgelerinden saldırıya uğradı ve ağır yaralandı.





