İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT programında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın meclis toplantısında basın mensuplarına yönelik sözlerine tepki gösterdi. Kartal, gazetecilere yönelik ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
CEMİL TUGAY’IN BASINA UYARISI TARTIŞMA YARATTI
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, mart ayı meclis toplantısında basın mensuplarına yönelik şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu fotoğraf çeken, kamera kaydı yapan arkadaşlarımız lütfen ortada gezmesinler, siz de dahil. Yerinizde, basının olduğu yerde… Arkadaşlar, lütfen yerinizi alın. Meclis devam ederken herhangi bir basın şeyinin meclis sıraları arasında gezmesini istemiyorum. Lütfen oturun ve orada işinizi yapın, tamam!”
“BU İFADELERİ ASLA KABUL ETMİYORUZ”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kartal, gazetecilerin çalışma biçimine müdahale edilemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:
“Orada kameramanı, muhabiri, foto muhabiri yani insanlar bu ‘belediye şeysi’ olmadan önce de diğer belediye başkanlarını da takip ederler, meclisleri takip ederler, ticaret odasını takip ederler, sendikaları takip ederler, meslek odalarını takip ederler, eylemleri takip ederler. Bir kere biz mesleğimizle ilgili böylesi ifadeleri zinhar kimden gelirse gelsin kabul etmiyoruz! Ben aynı zamanda Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği (BAMAD) başkanıyım, kurucusuyum. İki kere de İzmir'de basın kampı yaptık. Hepimizin bu meslekte karşılaştığı birtakım olaylar oldu. Bu tarz şeyleri kabul etmediğimizi defalarca söyledik.”
“KİM OLURSAN OL, BU CÜMLEYİ KURAMAZSIN”
Kartal, geçmişten örnekler vererek gazetecilere yönelik tutumlara karşı gösterilen refleksi anlattı:
“Örneğin, CHP’de dönemin Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı… Oğuz Kaan Salıcı'nın, Oğuz Kaan Salıcı olduğu dönem. Deniz Yücel İl Başkanı. Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığında toplantıdalar. Saatlerce İzmir'den muhabirler bekliyorken, ‘Ben İzmir basına cevap vermiyorum’ gibi bir cümle kurdu. Biz ortalığı ayağa kaldırdık o zaman. Kim olursan ol… Oradaki emekçiye, muhabire böyle bir cümle kuramazsın. Burası İzmir ve gazetecilere sen bu cümleyi kuramazsın diye ortalığı ayağa kaldırdık biz. Hatta dönemin CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Sait Çelik'le beraber İz Gazete'ye de gelmek durumunda kaldı. Tırnak içinde söyleyeyim; yerine ‘temsilen özür dilemek’ durumunda kaldı. Ama doğrusu budur zaten. Biz mesleğimize sahip çıkacağız.”
“BASIN TOPLANTISINI TERK ETTİLER”
Kartal, bir başka örneği de şöyle aktardı:
“Mesela geçmişten bir örnek daha verelim. Oktay Vural’ın MHP Grup Başkanı olduğu dönem. Oktay Vural'ın da Oktay Vural olduğu dönem. MHP İzmir İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleniyor. Basın toplantısına Efsun Yılmaz, Anadolu Ajansı Muhabiri o dönem. Efsun Yılmaz biraz geç kalıyor. Oktay Vural da tepki gösteriyor, ‘Ey Anadolu Ajansı muhabiri, haberi vermiyorsunuz, geç geldin, niye geç kalıyorsun’ falan gibi ‘fırça atıyor’ kendince. Efsun Yılmaz açıklıyor, ben bilgi de verdim, başka bir haberden geliyorum ondan geç kaldım diye açıklamaya çalışıyorken, fazla üstüne gelindiği için duygulanıyor da. Oradaki 20-25 kadar dönemin muhabiri terk ediyor il başkanlığını. Hatta Müsavat Dervişoğlu devreye giriyor, ya bir dakika arkadaşlar yapmayın, etmeyin. Özür dileriz yanlış anlaşıldı gibisinden. Ama basın mensupları terk ediyor. E doğrusu budur.”
“MESLEĞİ KORUMAK ADINA TEPKİ GÖSTERMELİYİZ”
Kartal, gazetecilerin kamu adına görev yaptığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani başınız her dara düştüğünde gazeteciler gelsin, bizim sesimizi duyursun, sesimiz olsun… Kamuoyuna anlatmak istediğinde gazeteciler gelsin, sesimiz olsun. Ama hafif böyle bir bitiniz kanlandığında da ‘basın şeysi, istemiyoruz sizi, bir had bildirme, ayar verme... Burada tabii ki gazetecilerin, meslek örgütlerinin, halkın haber alma özgürlüğünü de kapsayacak şekilde kendi mesleklerini korumak üzere tepki göstermeleri gerekir.”
“ÖZÜR DİLENMELİ”
Kartal, sözlerin düzeltilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Burada şöyle bir iddia da var, işte ‘belediye şeysi’ orada belediyenin basın biriminin çalışanlarını kastettiği gibi bir iddia var. O da doğru değil de, kendi çalışanlarına da böyle konuşamazsın da, kamusal alanda özellikle, hiçbir yerde konuşamazsın da. Öyleyse de bir sürç-i lisan ettik, özür dileriz doğru değildi, niyetimiz bu değildi diye... Bir meslekten, kişiden değil, bir meslekten o meslek grubunun binlerce mensubundan ve halkın haber alma hürriyetinden ötürü özür dilenmesi, düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. O yüzden ben de bu bölümde ‘belediye şeysi’ demeyi tercih ediyorum özür gelene kadar.”


