İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, İzmir kamuoyunda tartışma yaratan paylaşımına ilişkin konuştu. Kartal, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, 8 Mart etkinlikleri ve siyasetçi eşlerinin kamusal rolü üzerinden yöneltilen eleştirilere KAYIT programının bu haftaki bölümünde yanıt verdi.
“İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ’Nİ YIPRATMA AMACIM YOKTU”
Kartal, eleştirilerin merkezindeki paylaşımına ilişkin sözlerine şöyle başladı:
“Birincisi, ben herhangi bir gazetenin manşetiyle ilgili bir şeyden bahsetmiyorum. Yayınlarımızı izleyenler biliyorlar, ben neredeyse hemen hemen her yayına İzmir Gazeteciler Cemiyeti rozetiyle katılıyorum. Tüm etkinliklere olabildiğince İzmir Gazeteciler Cemiyeti rozetiyle katılıyorum. Ben örgütlü gazeteciliği önemseyen biriyim. İzmir Gazeteciler Cemiyeti, İzmir'in en önemli kurumlarından bir tanesi. 990 üyesi var. 990 üyesinden biriyim. Aidatlarını veren, sorumluluklarını yerine getiren, etkinliklerine katılan ve güçlenmesi için elinden gelen her şeyi yapan biriyim. Tabii ki gazeteciler bu kadar sıkıntı yaşıyorken, kamuoyu önünde gazeteciler cemiyetini zayıflatmak, yıpratmak gibi bir şeyi de doğru bulmuyorum. Yapmak istediğim şey de bu değildi. Paylaşımımdaki dile de dikkat ederseniz zaten böyle naif bir dil var. Ama bir üye olarak 990 sahibinden biriyim 9 Eylül Gazetesi’nin. Yani dönem dönem de fikrimi söyleyebileceğimi düşünüyorum. Alelade herhangi bir yerel gazete ile ilgili ‘ya bu nasıl manşettir kardeşim’ gibi bir hadsizliğe girmiş falan değilim. Esas oradaki konu İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin bu konuyu böyle bence fazla büyüten bir manşette vermiş olmasıydı. Bu da ben zaten demokratik işleyiş bakımından sıkıntılı bir durum olduğunu da düşünmüyorum. Herhalde her sivil toplum kuruluşu, demokratik kitle örgütü üyelerinin aktif olmasını, süreçlere dahil olmasını, hem olumlu hem olumsuz eleştirilerle parçası olmasını ister. Zaten o yüzden de oradan da böyle bir şey gelmedi. Ha şu olabilir, işte sosyal medyada değil de yönetici arkadaşlarını uyararak, arayarak söyleseydin olayı. Zaten çeşitli eleştirilerimi de böyle yapıyorum. Tabii ki eleştirilerimizin hepsi doğrudur diye bir şey yok ama 990 üyenin en azından bir 290'u aktif üye olsa herhalde İzmir Gazeteliler Cemiyeti biraz daha canlı olur. Yönetici arkadaşlarımızın da eli kuvvetlenir. Ben canlı aktif bir üye olmaya çalışarak, çeşitli eleştirilerimi zaten kamuoyu önünde değil, telefonla ya da yazışarak iletiyorum, önerilerimi de aynı zamanda. Aynı zamanda takdirlerimi de iletiyorum. Bu sefer böyle tercih ettim. Çünkü zaten olmuş, bitmiş. Bunun kayıtta kalması gerektiğini düşündüm.”
“8 MART’TA DAHA ÖNEMLİ BAŞLIKLAR VARDI”
Kartal, manşet tartışmasını 8 Mart etkinlikleri üzerinden değerlendirdi:
“İçeriğiyle ilgili meseleye dönersek... Manşete çekilmesiyle ilgili, İzmir 8 Mart eylemleri bakımından en hareketli şehirlerden bir tanesidir. Onlarca panel, etkinlik, söyleşi, eylem… 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü mesela çok kitleseldi. Kadın mücadelesinde kadınların aktör olduğu, daha önemli şeyler de vardı diyerekten dostça bir eleştiri.”
SİYASETÇİ EŞLERİNİN KAMUSAL ROLÜ TARTIŞMASI
Kartal, tartışmanın bir diğer boyutu olan siyasetçi eşlerinin kamusal görünürlüğü hakkında da görüşlerini paylaştı:
“Diğerine gelince, ben zaten siyasetçi eşlerinin eş olmaktan kaynaklı bir sıfatla kamusal alanda bulunmasını doğru bulmayan biriyim. Bu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emin Erdoğan için de geçerli. Tıp kongresinde doktorlara sunum yapmasını eleştiriyorum. Trump'ın eşi için de geçerli. Dünya da tartışıyor zaten, Amerikalılar Trump'ı seçti, eşini seçmedi diye. Bunu da eleştiriyorum, eleştirebilirim tabii ki. O yüzden de ben herhangi bir siyasetçinin eşi olmanın, onu kamusal alanda görünür kılmaya ve aktif kılmaya yeterli bir sorumluluk olduğunu düşünmüyorum. Bu erkek eşler için de geçerli. İzmir'de 8 tane kadın belediye başkanı var. Onların eşlerinin de kamusal alanda görev almaşı, sadece bu özelliğinden ötürü görev almasını doğru bulmayan biriyim. Bırakın da bu kadar da bir hakkım olsun değil mi? Yani kendimce bu konuyla ilgili bir sosyal medya platformunda fikrimi paylaşıyorum.”
“ÖRNEKLER VAR: GÖREVİ VARSA YAZARIZ”
Kartal, geçmişte yapılan haberleri örnek göstererek sözlerini sürdürdü:
“Mesela geçmişte örnekleri var. Tunç Soyer’in eşi Neptün Soyer. Biz çokça manşet yaptık. Köy-Koop başkanı olarak manşet yaptık. Neptün Soyer Köy-Koop başkanı. Hatta Tunç Soyer görevden ayrıldıktan sonra da Köy-Koop başkanı. Kongre oldu kazandı. Biz ondan sonra da manşet yaptık. Mesela ilk aklıma gelenlerden biri Huriye Serter… CHP’den İzmir milletvekilliği yapan Bedri Serter’in eşi. Ama Huriye Serter bir kadın derneğinin başkanıydı. Kadın İş İnsanları Derneği'nin başkanıydı. Çokça röportaj yaptık, manşet yaptık. Onun o özelliğinden dolayı röportaj ve manşet yaptık.”
“CEVABI EŞİ DEĞİL, KENDİSİ VERMELİ”
Kartal, eleştirilerin muhatabına ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı:
“Şimdi burada ‘bir belediye başkanın eşini siyasete malzeme etmek’ gibi bir tuhaf bir eleştiri var. Zaten bir kadın aktivist olarak orada yer alıyorsa, bırakın kendisi cevap verir. Belediye başkanının ilan verdiği gazetelerden cevap gelmesine gerek yok ki. Belediyenin bütçesinden, belediye başkanının yani eşinin ilan verdiği gazetelerden cevap gelmesine gerek yok ki. Zaten bir aktivist buna cevap verir. Oradan henüz bir cevap da gelmedi. Olgunlukla da karşılayacak bir kadın. Eşinin de cevap vermesine gerek yok. Ya da erkeği eleştiriyorsak, diyelim ki ben Nilüfer Çınarlı Mutlu'nun eşini eleştirdim. Belediye başkanının eşi sıfatıyla diyelim bir şeyler yaptı ve eleştirdim. Nilüfer Çınarlı Mutlu'nun cevap vermesine gerek yok. Eşi cevap verebilecek kadar yetişkin bir insan. Hakaret yok. Aktivistse zaten böyle olur. Aktivist değil, sadece eşse zaten haklı çıkmış oluyorum ben. Ben eşi olduğu için falan gündem etmiyorum. Eşi olduğu için gündem olmasını eleştiren kişiyim ben. Yoksa Cemil Tugay'ı eleştirmek için onlarca sebebim olabilir. Hatta fazla sıkılmış bile olabilirim. Sürekli Cemil Tugay'la ilgili gündemleri yorumlamaktan sıkılmış bile olabilirim. Böyle yer arıyor falan değilim. Malzeme çok. Yer arıyor falan değilim. O yüzden bence çok anlaşılır bir konuydu bu. Bırakın o insanlar cevap verecekse cevap versinler.”

