Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt için tavsiye fiyatı duyurarak litre başına net 22,22 lira olarak belirlendiğini açıkladı.
Belirlenen fiyat, 22 Ocak tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.
USK’nin açıklamasına göre; soğutma, nakliye ve benzeri cari giderlerin üretici tarafından karşılanması durumunda bu bedellerin ayrıca ödeneceği belirtildi. Baz alınan standart yağ ve protein oranlarındaki her 0,1'lik artış veya azalış için 33 kuruşluk bir fiyat farkı uygulanacağı ifade edildi.
Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, süt fiyatıyla ilgili İz Gazete’ye değerlendirmede bulundu.
“KONSEY NEDEN BU KADAR GEÇ AÇIKLADI?”
Öztürk, açıklamasında piyasanın ikiye bölündüğünü söylerken Ulusal Süt Konseyi’nin fiyat açıklamasını geciktirmesini eleştirdi. Öztürk, “Piyasa şu an ikiye bölünmüş durumda. Bir kısım soğutma giderleriyle beraber eksik görüyor ama ben de 23 lira civarında bekliyordum. Soğutma giderleriyle birlikte 24 lira olacaktır. Buna nakliye giderleri de eklenecek.
Ulusal Süt Konseyi’nin fiyatı açıklamakta geç kalması, 1 Ocak’tan itibaren açıklamaması en büyük sıkıntılardan biri. Niye özellikle geciktirildi? Normalde 22 günlük 2,5 lira civarında soğutma gideriyle birlikte üreticide kaldı. 1 Ocak itibarıyla yem fiyatlarında da artış oldu ama süt fiyatının açıklanmasını geciktirmeleri insanlarda soru işaretlerine neden oldu. Kısa sürede, Nisan gibi yeniden değerlendirme yapılacak. 6 aylık dönemi ikiye bölüp tekrar bir fiyat güncellemesi yapılacak, üreticinin ayakta kalması lazım” dedi.
“ORTALAMA BİR FİYAT, DÜŞÜK DEĞİL”
Açıklanan fiyatın ortalama bir fiyat olduğunu belirten Öztürk, “Fiyat olarak çok düşük değil, üreticinin devam etmesi için normal görüyorum. Ortalama bir fiyat olarak belirlendi. Ben de 23 lira civarında bekliyordum. Biraz daha üretici desteklenmeli. Primlerle de destek verirlerse bu dönemi üretici hızlıca geçirebilir” diye konuştu.

“MALİYETLERİN DİZGİNLENMESİ GEREK”
Öztürk, maliyet artışı ile ilgili çalışmaların yapılması gerektiğini söyleyerek “Diğer maliyetlerin dizginlenmesi gerek. Sütü 25-30 lira yapalım yine de üreticinin kazanması mümkün olmaz. Küçük üreticileri her zaman ayakta tutmaya çalışıyoruz, kooperatif olarak sorumluluğumuz budur. Büyük üretici zaten kendini kurtarabilecek bir potansiyelde… Yağ primi, işletme desteği derken onlar istedikleri fiyatlara bir şekilde ulaşabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
“AMAÇ ÜRETİCİYİ KORUMAK AMA TÜKETİCİ NE YAPACAK?”
TÜSEDAD’ın, çiğ süt tavsiye satış fiyatının litre başına 27 lira olmasını talep etmesini değerlendiren Öztürk, şunları söyledi:
“Türkiye gerçeği var. O zaman yemin torba fiyatını da bin 200 lira mı yapalım? Tamam üretici kazansın ama ortak bir nokta bulunmalı. Ulusal Süt Konseyi’nin hesapladığı rakamla, TÜSEDAD’ın hesapları ortak zeminde buluşmalı. Arada büyük bir fark var. Amaç her zaman üreticinin korunması ama tüketici ne yapacak? Tüketiciye ve raflara fiyatın nasıl yansıyacağı da önemli.”
“SÜT, SINIR FİYATIN ALTINDA SATILMAMALI”
Öztürk, süt üreticisinin sütünü sanayiciye belirlenen fiyatın altında vermemesi gerektiğinin altını çizerek “Belirtilen fiyatın süt sanayici tarafından bu fiyatın altında alınmaması gerekiyor. Şu ana kadar birçok yerde bu geçildi. Fiyat 19,60 iken de 2-3 liraya da; İç Anadolu’nun birçok yerinde 12 liraya da süt vermek zorunda kaldılar. Bu sınır bir fiyat, bunun altında satılmamalı. İki gün sonra sanayici bu sütün yağ oranı şu kadar diyerek sütleri 17 liradan toplayıcıdan alırsa bu 22 liranın anlamı kalmaz. Bu fiyatın altında süt üreticisinin sütünü vermemesi lazım” dedi.




