Kazım Koyuncu, Karadeniz müziğinin alışageldik kalıplarını zorlayan devrimci bir müzisyen ve yerleşik düzene kafa tutmaktan kaçınmayan tavizsiz bir hak savunucusu olarak yaşadı. Bir konserinde sahneye doğru, “Sorunları çözmek için devrime ihtiyaç var” diye bağıran hayranına, “Sevgili arkadaşım, bence daha da fazlasına ihtiyaç var” yanıtını vermişti. Hayatı boyunca denizin, derelerin ve yaylaların türkülerini söyledi. Bir dinleyicisi onun için, “Kazım şarkı söylediğinde memleketimin ormanlarında gezindiğimi hissediyorum” demişti... Asla yeri dolmayan erken kaybının 21. yılında Kazım Koyuncu’nun yaşam öyküsü ve müziğine daha yakından bakıyoruz.

Kazım Koyuncu: Devrimden daha fazlasını düşleyen şair ceketli çocuk!  

PROFESYONEL MÜZİĞE İLK ADIM: GRUP DİNMEYEN

7 Kasım 1971’de Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de dünyaya gelen Kazım Koyuncu, küçük yaşlardan beri müzikle içli dışlıydı. Babasının aldığı mandolin ve amcasının Almanya'dan getirdiği gitarla başladığı müzik yolculuğunda ilk profesyonel denemesini 1991 yılında Ali Elver ile birlikte kurduğu "Grup Dinmeyen" ile gerçekleştirdi. Grup, 1996 yılında yayınladığı ‘Sisler Bulvarı’ albümünün ardından kısa sürede dağıldı.

Kazım Koyuncu: Devrimden daha fazlasını düşleyen şair ceketli çocuk!  

İLK LAZCA ROCK GRUBU: ZUĞAŞİ BEREPE

1993 yılında Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) isimli yeni bir grup kurdu. Türkiye’nin ilk Lazca söyleyen rock grubu olarak tarihe geçen oluşum, 1995 yılında ilk albümleri Va Mişkunan'ı (Bilmiyoruz), üç yıl sonra da İgzas’ı (Yürüyor) yayınladı. Ses rengiyle uzun süredir dikkat çeken Koyuncu, Karadeniz müziğinin belli bir ideolojik yönelimi ve alışıldık ritm kalıplarını önceleyen popüler kodlarını reddederek kendine has bir dinleyici kitlesi edindi.

Kazım Koyuncu: Devrimden daha fazlasını düşleyen şair ceketli çocuk!  

'GÜLBEYAZ'LA GELEN ŞÖHRET VE VİYA!

Kazım Koyuncu 2001 yılında ilk solo albümü Viya! ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. 2002 yılında Gülbeyaz adlı Karadeniz dizisi için Gökhan Birben’le birlikte yaptığı müzikler ise Koyuncu’ya ülke çapında bir bilinirlik kazandırdı. Dizinin birkaç bölümüne de konuk oyuncu olarak görünen Koyuncu, uzun saçları, farklı ses rengi ve muhalif tutumuyla önemli bir müzik ikonuna dönüştü. Geleneksel Laz müziğini, rock altyapılarıyla harmanladığı üretimlerinin yanı sıra İlkay Akkaya ve Şevval Sam gibi önemli isimlerle yaptığı düetler de sanatçının unutulmaz eserleri arasında yer aldı. 2004 yılında piyasaya çıkan ve Koyuncu’nun hayattayken ürettiği son albüm olan Hayde, satış rekorları kırdı. 2005 yılının yaz aylarında kanser nedeniyle yaşamını yitiren Koyuncu’nun ardından, Dünyada Bir Yerdeyim adlı albüm sevenleriyle buluşturuldu.

Kazım Koyuncu: Devrimden daha fazlasını düşleyen şair ceketli çocuk!  

"HER ŞEYE RAĞMEN ŞARKILAR SÖYLEMEK..."

Üretken sanat yaşamı boyunca müziğin yanı sıra; ekoloji mücadelesi, kültürel kimlik ve toplumsal meseleler bağlamında da son derece güçlü bir duruş sergileyen Kazım Koyuncu, müziğiyle olduğu kadar doğaya, insanlara ve yaşama dair bıraktığı güçlü mesajlarla da hem Karadeniz kültüründe hem de Türkiye’nin sanat hafızasında özel bir yer edinmeye devam ediyor. Koyuncu’yu vefatı öncesinde kaleme aldığı ve sevenleri tarafından satır satır ezberlenen veda mektubuyla bir kez daha anıyoruz;

"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."

GORA 4 GORA filminin çekimleri başladı: Ozan Güven projede yer almayacak!
GORA 4 GORA filminin çekimleri başladı: Ozan Güven projede yer almayacak!
İçeriği Görüntüle

Muhabir: BİRKAN YÜKSEL