İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, KAYIT programının 25. bölümünde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hakkında yürütülen yargı süreci ve MASAK raporu üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kartal, raporun kamuoyunda oluşturulan iddialarla örtüşmediğini belirterek, Soyer’in tutukluluğunun “siyasi bir hesaplaşma” izlenimi yarattığını ifade etti. Programda ayrıca, eski CHP İzmir milletvekilleri Atila Sertel ve Tacettin Bayır’ın katıldığı söyleşide dile getirilen parti içi eleştiriler ve CHP tabanındaki rahatsızlıklar da gündeme geldi.
Kartal’ın programda yaptığı açıklamalar şu şekilde:
MASAK RAPORU SUÇSUZLUĞU BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDU
MASAK Raporu'nun Tunç Soyer bakımından yorumlanışı gerçekten algılarla olgular arasında nasıl fark olduğunu gösteriyor. 5 yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi, 10 yıl Seferihisar Belediyesi'ni yönetmiş. Öncesinde de zaten kendisi ticari faaliyetleri bulunan, otel işleten bir isim. Algılar bakımından nasıl propagandalar yapıldığını geçen dönem hatırlıyorsun. Gerçeği gördük işte. Ne para ne pul. MASAK raporları bakımından baktığımızda. Hatta yani çokça isimden çok daha ekonomik olarak aşağılarda bir ekonomik seyri söz konusu. Nereden bakarsan bak. Şimdiye kadar bir sürü insan dinlendi, ifadeleri alındı, iddianameler yazıldı, mahkemede konuşuldu. Üzerine bir de MASAK raporu eklendi. Hiçbir yerinde Tunç Soyer ile ilgili bir yolsuzluk, hırsızlık çıkarılamıyorken hala Tunç Soyer’in cezaevinde yatmaya devam etmesi için ana davadan tahliye verilmesine rağmen ikinci tutuklama… Onun üzerine onun iddianamesi belli ki şimdilerde yazılacak, iddianamesi hazırlanıyorken garanti olsun diye üçüncü tutuklama… Bunların üçünde de gerçekten Tunç Soyer’e eziyet edildiği hissi veriyor. Hatta bir siyasi hesaplaşma, acaba babasından ötürü mü? Babasından ötürü mü acaba bir yargı içerisinde siyasi hesaplaşma içine girildiğine yönelik bir duygu veriyor açıkçası. Ama tekrar altını çizmekte fayda var. MASAK raporu bir kere daha bir kere daha adamın ne kadar suçsuz olduğunu, masum olduğunu göstermiş oldu. O bakımdan ayrı bir hayrı olduğunu da söylemekte fayda var.
SERTEL VE BAYIR SÖYLEŞİSİNDEN NOTLAR
Atila Sertel ile Tacettin Bayır'ın söyleşisine kızım Öykü ile beraber gittik. Tacettin Bayır orada, bu söyleşide Musa Çam da olacaktı ama Torbalı'da başka bir etkinlik nedeniyle gelemedi dedi. Kendilerinin son yerel seçimler öncesinde başvuru süresinin bitmesine bir saat kala üçünün birden İzmir Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı olmasıyla ilgili anlattı. Dedi ki, 'biz zaten sürece tepki göstermek üzere, partilerimizle buluşmak için aday olduk ama mahallenin delisi biz miyiz' dedi. Her seferinde dedi biz üçümüz bu konulara çıkıyoruz.
CHP’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE TEPKİLER
Epeyce bir eleştirisi var. Hem Tacettin Bayır'ın hem Atila Sertel'in. İşte ön seçim sözü verilmesine rağmen yapılmaması nedeniyle, dışarıdan getirilen isimlerin bir anda partide önemli koltuklara, makamlara kavuşturulması nedeniyle de böyle transferler olduğunu, yani başka partilerden adamları getirip belediye başkanı yaptınız... Hemen ilk sıkıştıklarında da sıvıştı gittiler, AKP'li oldular diye eleştirileri var, çokça eleştirileri var. CHP Genel Merkezini bu kadar açıktan eleştirdiklerini görmemiştim. Ama özellikle Uşak'ta Özkan Yalım meselesi, parti tabanında hem Özkan Yalım meselesi hem de genel başkan ve ekibine yakın isimlerin AKP'ye transfer olma, AKP'ye geçme süreçleri, insanlarda bir tepkiye sebep olduğunu gözlemlemek mümkün.”
ATİLA SERTEL NE DEMİŞTİ?
Soyer’in haksız yere cezaevinde yattığını belirten Sertel, partisi CHP’nin bu konuya ilişkin önderlikte eksik kaldığını vurgulayarak, “Hakkında belge yok, MASAK raporlarında adı yok Tunç Soyer’in. En ufak bir suçu yok ama Tunç Soyer cezaevinde yatıyor. Tunç Soyer’in cezaevinde yattığına ilişkin siyaseten önderlik yapması gereken Cumhuriyet Halk Partisi bu önderlikte eksik kalıyor. Bana öyle geliyor. Çünkü bunun mitinglerinin yapılması gerekiyor. Yatan bizden ise sahip çıkacağız, yok bizden siyaseten uzaksa onu yalnız bırakacağız. Böyle bir anlayışı kabul etmek mümkün değil. Herkesin sevdiği, saydığı insanlar kadar sevmediği ya da saymadığı insanlar için bu toplum ayağa kalkmalı. Kalkmıyorsa o zaman hep sloganlarda bağırdığımız ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ diye” ifadelerini kullanmıştı.




