BAYETAV Akademi, İzmir Barometresi’nin 6. sayısına eşlik eden Çözüm Süreci Özel Sayısı kamuoyuyla paylaşıldı.
Araştırma, İzmir’de çözüm sürecine ilişkin net bir toplumsal mutabakatın henüz oluşmadığını ancak birlikte yaşama fikrine yönelik güçlü bir ortak zemin bulunduğunu ortaya koydu.
Bayetav Akademik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Serkan Turgut, Kürt meselesinin onlarca yıldır çözülemeyen yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü hatırlatarak, özellikle muhalif kimliğiyle öne çıkan bir kentte kamuoyunun nasıl konumlandığını anlamanın toplumsal barış tartışmaları açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
DESTEK VE KARŞITLIK NEREDEYSE EŞİT
Barometre verileri, İzmir’de çözüm sürecine ilişkin kamuoyunun ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor. Kentte toplam destek yüzde 51 seviyesinde ölçülürken karşıtlık yüzde 49 düzeyinde kalıyor. Üç ay önceki ölçüme göre desteğin 7 puan artmış olması dikkat çekse de bu artış, toplumun tüm kesimlerine homojen biçimde yayılmış bir mutabakata işaret etmiyor.
Bulgular, farklı siyasal bloklarda yaşanan yeniden konumlanmaların belirleyici olduğunu gösteriyor.
Sürece ilişkin en belirgin kırılma siyasal tercihlerde ortaya çıkıyor. Cumhur İttifakı seçmenlerinin büyük çoğunluğu süreci desteklerken CHP seçmenlerinde karşıtlık baskın görünüyor.
DEM Parti seçmeninde destek yüksek seyretmekle birlikte önceki dönemlere kıyasla gerilemiş durumda. Zafer Partisi seçmeninde ise karşıtlık son derece yüksek seviyede ölçülüyor. Bu dağılım, çözüm sürecinin yalnızca bir politika başlığı değil, güçlü bir siyasal konumlanma alanı olarak algılandığını gösteriyor.
SÜRECİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL GÜVEN SORUNU
Araştırmanın en kritik bulgularından biri, iktidarın süreçteki samimiyetine duyulan güvenin sınırlı kalması oldu. İzmir genelinde katılımcıların yalnızca yüzde 34’ü iktidarın çözüm sürecinde samimi olduğunu düşünürken üçte ikilik bir kesim bu görüşe katılmıyor. Dikkat çekici biçimde güvensizlik yalnızca tek bir siyasal kimlikle sınırlı değil.
CHP ve DEM Parti seçmenlerinde de yüksek düzeyde kuşku gözleniyor. Bulgular, sürece verilen desteğin aktörlerden bağımsız olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor.
CHP YÜRÜTSEYDİ NE OLURDU?
“CHP yürütseydi ne olurdu?” sorusuna verilen yanıtlar, desteğin önemli ölçüde koşullu olduğunu gösteriyor. Mevcut tabloda süreci güçlü biçimde destekleyen seçmen gruplarının, yürütücünün değişmesi hâlinde daha temkinli bir pozisyona geçtiği görülüyor.
Benzer şekilde mevcut durumda mesafeli duran bazı seçmen gruplarında ise aktör değiştiğinde destek artıyor. Bu bulgu, İzmir’de çözüm sürecinin ilkesel bir mutabakattan çok, aktör merkezli bir güven denklemine bağlı algılandığını ortaya koyuyor.
GÜNDELİK HAYATTA MESAFE SÜRÜYOR
“Kürt meselesinin çözümünde güvenlikten önce hak ve özgürlükler gelmeli.” ifadesine İzmir genelinde güçlü bir destek veriliyor. Ancak yaş grupları arasında dikkat çekici bir farklılaşma ortaya çıkıyor. Gençlerde güvenlik hassasiyeti daha güçlü görünürken ileri yaş gruplarında hak temelli yaklaşım daha belirgin biçimde benimseniyor.
Devletin Kürt vatandaşlara eşit davrandığı görüşü İzmir genelinde çoğunluk tarafından paylaşılırken etnisite kırılımı bu algının homojen olmadığını gösteriyor. Kürt katılımcılar arasında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı belirgin biçimde yükseliyor.
ORTAK GELECEK UMUDU GÜÇLÜ
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise tüm tartışmalı başlıklara rağmen birlikte yaşama fikrine yönelik güçlü mutabakat oldu. “Farklı etnik kökenlerden vatandaşlar ortak bir gelecek vizyonunda buluşabilir.” ifadesine İzmir genelinde yüzde 65 oranında destek veriliyor. Bu oran, ideolojik sınırların en az sertleştiği başlık olarak öne çıkıyor ve toplumda barış fikrine yönelik potansiyelin sürdüğüne işaret ediyor.





