Birçok kentte olduğu gibi İzmir'de de kız kulesi adı verilen farklı yapılar bulunuyor. Bu yapılardan biri de Buca'da yer alıyor. Levanten Hacı Andoniyadis'e ait olan kule, bir zamanlar zeytinlikler arasında yer alsa da artık kentleşmiş bir alan içinde bulunuyor.
Aşağıda genişçe bir tabana oturan ve konik bir formda yapılmış olan bu taş yapının üst kısmına dıştan dolanan bir merdivenle çıkılıyor. Kulenin tepesinde ise dairesel, minare şerefesi şeklindeki teras üzerinde konik bir külah çatı bulunuyor.
Hacı Andoniyadis öldükten sonra sahipsiz kalan bu kule ev, gençlerin buluşma yeri halini alır. Bir zamanlar eş arayan gençler, bu kulenin etrafında toplanırlarmış. Her kız kulesinin olduğu gibi bu kız kulesinin de değişik hikayeleri bulunuyor.
Bu hikayeleri sizin için araştırdık. İşte İzmir Kız Kulesi'nin hikayeleri...
İlk hikayeye göre, zamanın birinde bir Rum beyinin kızı ölümcül bir hastalığa yakalanır. Rum beyi kızının iyileşmesi için pek çok hekime başvurur. Devrin hekimleri Rum beyine kızının iyileşmesi için havası temiz bir yere yerleşmesi gerektiğini söylerler. Buca geçmişte hastalara şifa veren temiz havasıyla ünlüdür. Rum beyi Buca'ya gelir. Buca'nın o dönemde kuzeydoğusuna denk gelen ve Paradiso Ovası'nı da yukarıdan gören yükseklik bir bölgeye taştan bir kule yaptırır. Ancak Buca'nın temiz havası da çare olmaz ve beyin kızı bir süre sonra ölür.
Bir diğer hikayeye göre ise Foster isminde bir Rum beyinin kızı ile bir rahibin oğlu birbirlerini severler. Ancak iki gencin babaları arasında bir husumet vardır. Bu durumdan dolayı iki genç birbirleriyle haberleşebilmek için kendi arazileri üzerinde birer tane kule inşa ettirirler. Bir tanesi ''kız kulesi'' bir tanesi de ''oğlan kulesi'' olarak adlandırılır. O dönemde yapılaşma olmadığından dolayı kulelerin birbirlerini görmesi mümkündür. Bu sayede de gençler kuleler vasıtasıyla birbirleriyle haberleşirler. Burada ''oğlan kulesi'' olarak kastedilen diğer kulenin Koşutepesi'ndeki ''papaz kulesi'' olduğu anlaşılmaktadır.