BÜŞRA ÇETİNKAYA / İZ GAZETE – ‘İzmir’in Çernobili’ olarak bilinen Gaziemir’de Aslan Avcı Kurşun Fabrikası sahasındaki radyoaktif atıkları temizleme çalışmaları ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. EKOVAR tarafından alanda yürütülen temizlik çalışmalarının bittiği savunuldu.
Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK), alanın radyolojik açıdan kullanımına engel bulunmadığına karar verirken, temizlik sürecine ilişkin açıklamalar ise yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Öte yandan alanın temizlendiği savunmasının, Antalya'da düzenlenecek COP31 Zirvesi'nde 'referans' olarak sunulacağı öğrenildi.
İz Gazete’ye konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Arif Ali Cangı, sürecin başından beri şeffaf yürütülmediğini söyledi. Cangı, atıkların nasıl ayrıştırıldığı, nereye taşındığı ve sahadaki ağır metal kirliliğinin giderilip giderilmediğine ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmediğine dikkat çekti.
“DENETİME MUHTAÇ”
Temizliğe dair raporların, ölçümlerin kamuoyuna açık bir şekilde yayımlanması gerektiğinin altını çizen Cangı, “Gizli tutuluyor. Diğer yandan hangi seviyede radyoaktif atık olarak değerlendirildi? Hangi seviyenin altındaki tehlikeli değil şeklinde değerlendirildi? Birtakım malzemenin, atıkların Söke’deki çimento fabrikasında yakıldığını biliyoruz. Bu atıklar hangi atıklar? Hepsi denetime muhtaç” ifadelerini kullandı.

“BU RADYOAKTİF ATIKLAR NASIL AYRIŞTIRILDI?”
Cangı açıklamasında şunları kaydetti:
“Temizlik çalışmasının başlatıldığı dönemde o alanı denetime kapattılar. Süreç şeffaf bir şekilde yürütülmedi. Kamyonların üzerinde branda olmadan taşımalar yaptılar. Taşınan malzemenin ne olduğu belli değildi. Radyoaktif madde miydi? Kimyasal mıydı? Daha sonra radyoaktif atıklar temizleniyor dendi, sonra çoğunluğu temizlendi dendi. Şimdi de tamamen temizlendi deniyor. Bu radyoaktif atıklar nasıl ayrıştırıldı? Nasıl götürüldü ve nereye götürüldü? Muhtemelen Küçükçekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’ne götürüldü. Onun bu atıkları alacak ve saklayacak alanı, kapasitesi var mıdır? Radyoaktif atıklar, kurşun kaplar veya beton içinde saklanması gerekiyor. Işın yaymaması için. Aslında geleceğe bırakılan bir miras gibi oluyor. O konuda hiçbir açıklama yok, gizli tutuluyor. Diğer yandan hangi seviyede radyoaktif atık olarak değerlendirildi? Hangi seviyenin altındaki tehlikeli değil şeklinde değerlendirildi? Birtakım malzemenin, atıkların Söke’deki çimento fabrikasında yakıldığını biliyoruz. Bu atıklar hangi atıklar? Hepsi denetime muhtaç.”
“ARAŞTIRMA YAPILMADAN TEMİZ OLDUĞUNU SÖYLEMEK BİRTAKIM KİRLİLİĞİ ÖRTER”
Tehlikeli atıkların yeraltı suyuna karıştığını gösteren raporlara değinen Cangı, “Alanın temizlendiği neye göre söyleniyor? Eğer sadece radyoaktif atıklar için söylüyorlarsa o zaman tehlikeli atıklar boyutuyla değerlendirmek gerekiyor. Çünkü orada onlarca kurşun atıkları, tehlikeli atıklar vardı. O atıkların yeraltı sularına karıştığı ve ağır metal kirliliğine yol açtıklarına dair raporlar var. Yüzeyde ve yüzey altında sondajlarla araştırma yapılmadan temiz olduğunu söylemek birtakım kirliliği örter anlamına gelir” diye konuştu.
Cangı, bölgenin bağımsız bir bilirkişi heyeti tarafından denetlenmesi gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun güvenle temiz olduğuna inandırılmasının şart olduğunu belirtti.
“O ALANA SADECE ŞİRKET ÇALIŞANLARI GİRDİ, OBJEKTİF OLMAZ”
Şirketin COP31’de yapacakları sunuma ilişkin konuşan Cangı, “COP31’de Türk mühendislerinin başarısını göstereceğiz laflarıyla olmaz. Zira Türk mühendislerini oraya sokmadılar. O alana sadece şirket çalışanları girdi. Sadece şirket çalışanlarının verdiği bilgi de objektif olmaz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bölgenin bağımsız bir denetime tabi tutulması lazım. Üniversiteler tarafından seçilen bağımsız bilirkişiler tarafından denetlenmesi lazım. Herkes bu güveni hissetsin. Bu şekilde şirket kaynaklı açıklamalarla, COP31’de Türk mühendislerinin başarısını göstereceğiz laflarıyla olmaz. Zira Türk mühendislerini oraya sokmadılar. O alana sadece şirket çalışanları girdi. Sadece şirket çalışanlarının verdiği bilgi de objektif olmaz. Mutlaka denetleme gerekiyor. Temizlendiyse temizlendiği herkes tarafından kabul edilsin.”

“SUÇUN FAİLLERİ HÂLÂ BELLİ DEĞİL”
Radyoaktif atıkların o alana nasıl geldiğine ilişkin bilgilerin hâlâ gizemini koruduğunu dile getiren Cangı, “Aynı zamanda bu radyoaktif atıkların nereden, nasıl ve hangi yollardan geldiğine dair bilgiler hâlâ yok. Bu suçun failleri hâlâ belli değil. Bu konuda hiçbir araştırma yapılmıyor. Alanın temizlendiği söyleniyor ancak bu atıkların nereden geldiğine ilişkin hiçbir açıklama yok. Bu da ortaya çıkarılmazsa benzer yasa dışı nükleer atıkların ülkeye girişinin yolu açık olur. Belki de var, haberimiz yok. Bunun öncesi de tespit edilmeli. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na bilgi verilmesi, gönderen ülke ile bir iş birliği içinde bunun önüne geçilmesi ve masrafların da karşı taraftan istenmesi gibi bir süreç işlemesi gerekiyor. Temizlik oldu bitti, hadi oraya binalar dikelim diye bir şey olmaz” dedi.
“BAKANLIK NİYE SUSUYOR?”
Çevre örgütlerinin ve bölge halkının nasıl bir yol izleyeceğini aktaran Cangı, “Bu açıklama üzerine biz bilgi edinme başvuruları yapacağız. Açıklama bekleyeceğiz. Radyoaktif atıklar dışında tehlikeli diğer atıklar da söz konusu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden de hiçbir açıklama yok. Bakanlığın da açıklama yapması lazım. Onlar niye susuyor? Temiz mi diye bir sormak lazım. Tehlikeli atıklar da azımsanacak atıklar değil. Ağır metal kirliliğine yol açan ve kanserojen içeren atıklardan bahsediyoruz. Her yerde depolanamaz. Ancak tehlikeli atık bertaraf tesislerine gönderilebilir. Onlar yeraltı suyuna, havaya, toprağa karıştır. Bunların hepsinin incelenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“ŞİRKETİN TİCARİ KAYGISI BU TÜR KONULARA MALZEME OLUYOR”
Birleşmiş Milletler nezdindeki 197 ülkenin katılacağı Antalya’daki COP31 Zirvesi’nde alanın temizlik sürecinin anlatılacağı belirtildi. Yapılan projede Türk mühendisliğine dikkat çekileceğini belirten EKOVAR’ın bu girişimine ilişkin konuşan Cangı şunları söyledi:
“Atık temizleme girişiminin ilk başladığı zaman şirketin ayrıştırma ve temizleme, nakletme yönünden yeterli olup olmadığını sorgulamıştık. Buna ilişkin herhangi bir lisansları yoktu. Çünkü bu tür atıkların temizlenmesi ve ayrıştırılması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın onayladığı lisanslı şirketler tarafından yapılmalı. Söyledik ama bizi dinleyen olmadı. Lisansı olmayan şirket lisans almaya çalışıyor, dışarıdan iş almaya çalışıyor anlaşılan. Bu ticari bir iş, şirketin ticari kaygısının bu tür önemli konulara malzeme olmaması gerekiyor.”




