Konaklama tesislerinde yangın yönetmeliğine ilişkin İzmir Otel Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Odası tarafından bilgilendirme toplantısı düzenlendi. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği salonunda gerçekleşen toplantıda, konaklama tesislerini ilgilendiren yangın güvenliği mevzuatındaki güncel düzenlemeler ele alınırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı yetkilileri sunum yaptı. Sunumda, uygulama esasları, denetim süreçleri ve işletmelerin uyum takvimi hakkında bilgi paylaşımı yapıldı. Toplantıya Konak Kaymakamı Ediz Sürücü, İZBB Başkanvekili Zafer Levent Yıldır, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, İzmir Otel Pansiyon ver Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz ile konaklama sektörü temsilcileri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan İzmir Otel Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral, "Bir şehrin turizm potansiyeli, misafirlerine sunduğu güven ortamıyla doğru orantılıdır. Bu bağlamda yangın yönetmeliğinde yapılan güncellemeler, yalnızca bir kural değişikliği değil, şehrimizin marka değerini koruma altına alan birer güvenlik kalkanıdır. Sektör temsilcileri olarak temel gayemiz bu değişim sürecini işletmelerimize ağır yükler bindirerek değil belediyemiz ve ilgili kurumlarımızla tam bir dayanışma içerisinde yönetmektir. Bizim için ortak akıl, mevzuatın gereklilikleri ve turizm sektörünün dinamiklerini birleştiren en kısa yoldur. Amacımız bu geçiş döneminde hiçbir otelimizin veyahut işletmelerimizin operasyonel olarak zarar görmemesini sağlamaktır. İtfaiye Müdürlüğümüzün rehberliği, bizlerin ise saha tecrübesiyle bürokratik süreçleri birbirimize yardımcı olarak aşacağımıza inancımız tamdır. Önümüzde yoğun bir turizm sezonumuz var. İzmir turizmini sezona hazırlarken hem yerli ve yabancı turistlerimizin can güvenliğini en üst seviyeye çıkartmayı hem de tesislerimizin standartlarını dünya normaline taşımayı hedefliyoruz. Yangın güvenliği konusunda atacağımız her doğru adım gelecekte yaşanabilecek olası risklerin önüne set çekecektir" dedi.
"BOLU KARTALKAYA YANGINI TURİZM SEKTÖRÜNÜN 11 EYLÜL'Ü"
ETİK Başkanı İşler ise 21 Ocak 2025'te Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel yangınının turizm ve konaklama sektörünün 11 Eylül'ü olduğunu belirterek, "Bolu Kartalkaya yangını turizm sektörünün 11 Eylül'ü olmuştur. Bu tarihten sonra bütün ezberlerimiz bozulmaya başladı. Hiç olmadık şeyler bu sefer tebliğ olarak çıkmaya başladı" dedi.
Bolu Kartalkaya'daki yangın sonrası konaklama yerlerine yönelik getirilen ilave şartları değerlendiren İşler, yangın güvenliği eksiklerini gidermeyen ve itfaiye raporu alamayan iş yerlerinin 31 Mayıs 2026’tan kapanabileceğine dikkat çekerek şunları dile getirdi:
“HERKES SORUMLULUKTAN KAÇSIN DİYE ORAYA BURAYA BİR ŞEYLER EKLEMİŞLER”
"İzmir'deki tesislerin özellikle Konak için söylüyorum. Yüzde 80'ini kapatırız, natamamız. İzmir'in genelinde ise yüzde 50-60 tesis kapatır. Maalesef şu anda durum çok vahim. Rezervasyonlar var, istihdam var, hepimiz çalışıyoruz. İtfaiye gidip de söylemeden tesisimizin durumunun ne olduğuna dair de hiçbirimizin bir bilgisi yok. Kafalar karışık. Hepimiz böyle başı kesik tavuk gibi dolaşıyoruz bu mevzuatla. Fakat bu mevzuatın suçu ne itfaiye ne yerel yönetimde ne idare de. Bizde mi? Vallahi bizde de yok suçluyu bulamıyoruz. Peki nerede? Yamalı bohça bir mevzuat bu. Herkes sorumluluktan kaçsın diye oraya buraya bir şeyler eklemişler. Bugüne kadar gelmişiz. 30 yıldan beri denetlenmemişiz. Nasıl oluyor da bir yılda bundan hepsini bizden istiyorsunuz? Bizden 60 dereceye dayalı, 120 dereceye dayalı duvarlar istiyorsunuz. Yıkacak mıyız bunu? Yıkarsak binayı maliyeti yapacağımız işten daha fazla. Kapatsak istihdam kaybı, KDV kaybı, muhtasar, tanıtım, turist, döviz kaybı oluyor. Peki nasıl çözeceğiz bu işi? Kalmışız mevzuatların içinde. 31.05.2026 geldiğinde ne yapacağız? Büyük ihtimal Mayıs ayında yeni bir yasa çıkıyor. Derlenmiş, toplanmış güncel bir yasa. Ama bugünkü şartlardan daha ağır bir yasa gelecek. Bence o yasa içinde bize makul bir süre daha verilecek. 31-12-2026'e kadar yapan yaptı, yapmayan 'bu işi yapmasın' diyecekler. Fakat 31-05'daki olay da muammalı ne olacağı belli değil. Yarın kalkar başka bir karar alabilirler ve olmayabilir. Ama olmazsa bu salondakilerin çoğu bu mesleği bırakmakla karşı karşıya kalabilir. Burada devletin biz bir merhameti, bir vicdanı, bir anlayışı olmasına sığınıyoruz ve yerel yönetimler maalesef yukarıdan gelen mevzuat uyguladıkları için de onlar zaten mevzuat dahilindeki gri alan neyse mevzuat ve kanun dahilinde olanı ellerinden geleni arkalarına bırakmıyorlar. Bu arada da bu işte kullanmak için düşük bir kredi istiyoruz. 30 yılın ağırlığını biz bir yılda tamamlamayalım. Bize de makul bir sürede bunu içselleştirelim ve kendi kendimize geçip gidelim istiyoruz."
"İHMALİN, DENETİMSİZLİĞİN BEDELİ ÇOK AĞIR"
İZBB Başkanvekili Zafer Levent Yıldır da "Konuştuğumuz şey temel olarak can güvenliği. Aslında en fazla özen gösterdiğimiz konu bu. Yangın güvenliği mevzuatının uygulanması tamamen bir yaşam sorunu, yaşamsal bir konu. Kartalkaya yangını bu ülkede gerçekten bir milat oluşturdu. Ve yangın olsun, diğer afetler olsun bir anda oluyor her şey. Ama acısı, telafisi çok çok uzun zamanlar alabiliyor. Bazen de telafisi olmuyor. İşte o kısacık anlar için bir takım önlemler almamız gerekiyor. Bugün de aslında konuşmaya çalıştığımız şey bu ve Kartalkaya örneği de aslında bizi bu konuda uyaran en büyük örnek. İhmalin, denetimsizliğin bedeli çok ağır. Büyük kayıplar verdiriyor, büyük acılar yaşatıyor. Biz de bu bedeli tekrar tekrar ödemek istemiyoruz. En azından yerel yönetim olarak. İnsanların topluca bulunduğu kamusal yapılardaki önlemler çok çok büyük önem taşıyor. Kamu binaları, iş yerleri, okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri, özellikle de uzun vakit geçirilen insanın en savunmasız biçimde kalabildiği oteller, moteller, pansiyonlar yani konaklama tesislerimiz. Kalanlar o yapılara yabancı. Tabii panik halindeyken doğru yönü bulmaları mümkün değil, kaçış alanlarını bilmeleri mümkün değil. Alınmayan her önlem doğrudan hayati risk yaratmakta" dedi.
"16 MADDEDEN SADECE BİZ BİRİSİYİZ"
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı İtfaiye Denetim ve Önleme Şube Müdürü Ahmet Karaman ise yaptığı sunumda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Karaman, itfaiyenin ruhsat sürecindeki yerinin sınırlı olduğunu belirterek kamuoyundaki algıya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Bizim görevimiz sadece itfaiye ruhsatı düzenlemek. 16 maddeden sadece biz birisiyiz. Bir iş yeri, otel açacaksınız, gidiyorsunuz idaresine, size 16 maddelik bir liste veriyor. Diyor ki; bunları tamamla. Biz sadece biriyiz. Ama maalesef toplumun içerisinde bir kanı var; biz şu an bu işin tam ortasındayız. Çok suçlanıyoruz" dedi.
İtfaiye ruhsatı alma sürelerine ilişkin ise Karaman "Türkiye'de şu anda İstanbul'un 16 milyon nüfusu var 55 kişiyle çalışıyor İtfaiye Denetim ve Önleme Şube Müdürlüğü. Bizim 4.5 milyon nüfusumuz var. Biz şu an 65-70 kişiyle çalışıyoruz. Netice de bu teknik bir sorun. Bir anda her şey olmuyor. Mümkün mertebe yetişmeye çalışıyoruz. Şu an İzmir'de arkadaşlar beş bine yakın konaklama tesisi var. Bize günlük olarak 50-60 dosya girişi oluyor.
"BAŞIMIZA BİR ŞEY GELDİĞİ ZAMAN BİZ BAZI ŞEYLERİ ALGILAMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Yangın ve benzeri olayların ardından yönetmelik değişikliklerinin gündeme geldiğini hatırlatan Karaman, "Başımıza bir şey geldiği zaman biz bazı şeyleri algılamaya çalışıyoruz. 2009 yılında Bursa'da hastane yangını var. 8 kişi ölmüş. Sağlık Bakanlığı kendi yönetmenini değiştirmiş. 2016 yılında Adana'da üç öğrencimiz yurtta ölmüş, Milli Eğitim Bakanılığı yönetmeliği değiştirmiş. 2025 yılında Bolu Yangın olmuş Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız hemen demiş ki; bütün yönetmeliği değiştiriyoruz. 2025 yılında da Kocaeli'nde bir fabrikada 7 kişi rahmetli oldu. Şimdi o yönetmelik de değişiyor. 6331 sayılı iş güvenliği kanunu zaten bu yetkiyi veriyor. Bizler bu tedbirleri aldırmadan önce sizlerin bu tedbirleri alması lazım" dedi.
"RUHSATI ALDIKTAN SONRA POMPA YERİNDE YOK"
Karaman, konaklama tesislerine yapılan kontrollerde karşılaşılan örnekleri de paylaşarak şu değerlendirmede bulundu:
"Sayıştay denetçimiz bizi çağırdı. 'Siz, ruhsat verdiğiniz yerleri niye denetlemiyorsunuz? Çok ruhsat vermişsiniz ama hiç denetlemezsiniz.' Biz de arkadaşlarla toplandık dedik ki en son ruhsat verdiğimiz yere gidelim ki ne onlar mağdur olsun ne biz mağdur olalım. Arkadaşlar bir şey anlatayım. Yeminle söylüyorum bak üç gün önce ruhsat verdiğim 5 dosyayı çektik. Otele gittik otelde ne yok biliyor musunuz? Pompayı almışlar ya pompayı. Adam biz yaparken kiralıymış resimlemişiz, ruhsatı vermişiz. Pompa yerinde yok, su basacak motor yok. Diğer bir yere gittik. Burası da otel. Otele konumlu merdiven aldırmışız. Dört tane odasını aşağı merdiven indirmişiz. Dört odanın kapsına indirmişiz. Rapor altında olsa dört tane odaya ne yapmış biliyor musunuz? Kapıları kapatmış, yeniden oda haline getirmiş. Bu üç ay içerisinde olan."
"ORADA BİR TANESİ TÜPÜ ALSA SÖNDÜRSE BELKİ BAŞIMIZA BUNLAR GELMEYECEKTİ"
Yangın güvenliğinde eğitimin belirleyici rolüne dikkat çeken Karaman, Bolu Kartalkaya üzerinden şu ifadeleri kullandı:
"Bolu Kartalkaya'yı televizyonda seyretmişsinizdir, yerde tüp duruyordu, 5 tane orada çalışan sağlı sollu kaçıyordu değil mi? Orada bir tanesi tüpü alsa söndürse belki başımıza bunlar gelmeyecekti. Eğitim vermiyoruz. Otel müdürlerimize söylüyorum özellikle. Askerde yangın alarm tatbikatları yaparız. Niye? Başımıza bir şey gelmesin diye. Eğer ki orada o otelde tatbikat yapılmış olsaydı gerçekten tatbikat derken eğitim yapılmış olsaydı bunların hiçbiri de başımıza gelmeyecekti. Eğitimlerinizi yaptırın."




