İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen davanın 11. gününde tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmada ilk olarak iddianamede suç örgütü yöneticileri arasında sayılan ve belediyelere araç kiralama ihalesi yaptığı ileri sürülen tutuksuz sanık Baki Nugay savunma yaptı.
"ÖDEMELER HAK EDİŞLERİN ALINABİLMESİ AMACIYLA YAPILDI"
Nugay ödemelerin meşru hak edişlerin alınabilmesi amacıyla yapıldığını öne sürerek şöyle konuştu:
“Biz suç kastıyla değil, kamu güçlerini elinde bulunduranların meşru hak edişlerimizi adeta bir rehin gibi tutması karşısında, şirketin uğrayacağı telafisi imkansız zararları önlemek adına atılmış, mecburiyeten atılan adımlardır. Söz konusu ödemeler yeni bir ihale alma veya gayrimeşru bir menfaat temin etmek amacıyla değil, fiilen gerçekleştirilmiş hizmetlerin bedeli olan meşru hakedişlerimizi alabilmek için yapılmıştır"
"BU RÜŞVET ALMA VERME DURUMU DEĞİL, HAKEDİŞ ÖDEMELERİMİZİ ALMA MÜCADELEMİZDİR"
Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger’e fiziki olarak hakediş ödemesi yaptıklarını bunun ise HTS ve baz kayıtlarında mevcut olduğunu öne süren Nugay, “Bizim yaşadığımız süreç, bir rüşvet alma, verme durumu değil, hakkediş ödemesi alma mücadelesidir. İddianamede yer alan makinelerin satışını engelleyerek, maddi menfaat sağladığım iddiası, işimin pozisyonundan dolayı imkansızdır.” dedi.
Örgüt yöneticiliği suçlamasını kesinlikle kabul etmediğini söyleyen Nugay, “İddianamede, ihale süreçlerini organize ettiğim ve 15 şirketi yönettiğim öne sürülüyor. Gizli tanık bunları söylüyor. Ancak alınan bilirkişi raporlarında böyle bir durumun olmadığı kanıtlanmıştır. İddianamedeki hususlara göre ben hayalet bir yöneticiyim çünkü iddiaların hiçbiri kanıtlanmamıştır” diye konuştu.
“BAŞKA SORUM YOKTUR HAKİM BEY"
Geçen hafta tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da bugün Silivri’de mahkemede Baki Nugay’a; “Para verdiğinizi iddia ettiğiniz tarihe kadar olan 45 ay boyunca hak ediş ödemelerinizi düzenli aldınız mı?” sorusunu yöneltti. Baki Nugay ise “Evet aldık, sorun yaşamadık” cevabını verdi. Bunun üzerine Başkan Zeydan Karalar, “Başka sorum yoktur Hakim bey" dedi.
Duruşmaya verilen bir saatlik aranın ardından Aziz İhsan Aktaş'ın kardeşi Doğan Aktaş savunmasını yaptı. Aktaş örgüt üyesi olduğu yönündeki iddiayı kabul etmediğini ifade ederek şu ifadeleri kullandı:
"BİZLER ÖRGÜT DEĞİL, AİLEYİZ"
"Dönen paranın miktarı şirketlerimin büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Şirketlerimin ticari faaliyetlerinin konusu arasında akaryakıt, deniz, karayolu ve inşaat sektörleri bulunmaktadır. Akrabalarımla yürüttüğüm ticari faaliyetler kapsamında bu hareketlilik, ticari hayatın olağan ilişkisi içerisinde, tamamen hukuka uygundur. Bunun örgütsel bir faaliyet olarak nitelendirilmesi hukuka aykırıdır. Örgüt lideri olduğu iddia edilen bizler örgüt değil, aileyiz. Kimsenin bana şirketimle ilgili talimat verme yetkisi yoktur. Kardeşlerimi ve akrabalarıma ait olduğu şirketler arasında ticaret ilişkilerim vardır. Şirketimin sevk ve idaresinde karar alma sorumluluğu tamamen bana aittir. Benim ve kardeşlerimin şirketleri arasındaki ticari ilişkilerimiz mevcuttur. Aile bağları sıkı olan bir aileyiz. Zaman zaman iş kollarında birbirimize danıştığımız, yaşadıklarımızı birbirimize anlattığımız da olmuştur. Aziz İnsan Aktaş, ailemizin en büyüğü. Bazı konularda sorun yaşadığımızda kendisinden paylaşımlarda bulunduğumuz olmuştur. Ancak belirttiğim gibi şirketimin üzerinde hak ve yetkisi ne de kardeşlerimin şirketlerinde hiçbir tasarrufu bulunmaz. Aile bağlarımızın kuvvetli olması, kardeşlerimin ve benim şirketlerimin kamuda iş alması örgüt olarak değerlendirilemez."
Beşiktaş Belediyesi ile yaptığı işlerde kamunun yüzde 30 kar ettiğini söyleyen Aktaş, "Ödeme koşulları ve o günkü enflasyonist ortam değerlendirildiğinde, kamunun bu ihalelerden yüzde 30 karı vardır; benim ise yüzde 30'a yakın bir zararım oluşmuştur." dedi.
"AZİZ İHSAN AKTAŞ'IN BANA HERHANGİ BİR EMİR, TALİMAT VERME YETKİSİ YOKTUR"
İddianamede adı geçen isimlerden Fatma Melike Dişbudak ise kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirterek; “Ben Aziz İhsan Aktaş'ın var olduğu, iddia edilen örgütün üyesi değilim. Aziz İhsan Aktaş'ın bana herhangi bir emir, talimat verme yetkisi yoktur. Kaldı ki benim işverenim değildir. Elif LPG isimli şirkette çalıştığım şirket aynı binadadır. Sahiplerin kardeş olduğu için Elif LPG isimli şirkete sektörel, finansal bilgi ve tavsiyeler ve maliyette zaman zaman danışılması üzerine yardımcı olmuşluğu vardır. Sonuç herhangi bir dayanak gösterilmemekle birlikte iddianamede diğer sanıklar ile birlikte benim de haksız gelirden pay aldığımı iddia edilmektedir. Bu soyut ve asılsız kabul etmiyorum.” dedi.
Aziz İhsan Aktaş'ın yeğeni Ferhat Aktaş ise savunmasında biri araç kiralama diğeri de inşaat ve restorasyon alanında iki şirketin sahibi olduğunu belirterek, "Ticaretimi kendi hür iradenle ve kendi bildiğim şekilde gerçekleştirmekteyim. Kaldı ki birinin himayesinde çalışmayı tercih edecek olsaydık, bu kişi amcam olan Aziz İhsan Aktaş değil, babam olan Ramazan Murat Aktaş olurdu. Dolayısıyla ben herhangi bir örgüt üyesi değilim. Sadece akrabalık ilişkisinden kaynaklı adıma şirket kurulduğu ve bu sebepten ötürü örgüte üye olduğum iddia edilmektedir. Var olduğu iddia edilen örgütün lideri benim amcam. Üyeleri babam, kuzenlerim ve yakın akrabalarımdır. Soy ağacındaki neredeyse herkese dava açılmıştır. Bizler örgüt değiliz aileyiz. Örgüt üyesi olduğuma ilişkin suçlamaları kabul etmiyorum. Gelirlerimi yasal ticari faaliyetlerin çerçevesinde edindiğim için suçtan kaynaklanan mal varlıklarını aklama suçlamasını da kabul ediyorum. Üzerime atılan hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Ben herhangi bir örgüt üyesi değilim. Ticari hayatım boyunca hukuka aykırı hiçbir iş veya işler yapmadım." şeklinde konuştu.
Duruşma 17 Şubat Salı gününe ertelendi.




