5 Şubat 2026 tarihinden bu yana cezaevinde tutulan ve üniversite sınavına hazırlanan 16 yaşındaki A.K.'nin tutukluluk haline yapılan itiraz, İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti. Yaşanan hak ihlallerine karşı hukuki süreci genişleten Avukat Edhem Kuruş, sorumluların cezalandırılması için de harekete geçtiklerini duyurdu.
"KİŞİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ İHLALİ NEDENİYLE AYM'DEYİZ"
Sürecin Anayasa Mahkemesine taşınma gerekçelerini anlatan Avukat Kuruş, çocuk adaleti sisteminin temel ilkelerinin çiğnendiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Müvekkilimin cezaevine giriş sürecinde çıplak aramaya maruz bırakıldığı ve kaldığı koğuşta üç kişi tarafından darbedildiği yönündeki beyanları üzerine derhal harekete geçtik. Bu fiiller hakkında Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunduk. Bununla birlikte, cezaevindeki bir çocuğun can güvenliğinin sağlanamaması, onur kırıcı muamele görmesi ve kişi hak ve özgürlüklerinin açık ihlali nedeniyle tarafımızca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmıştır."
"SUÇLAMANIN TEK DAYANAĞI ANLAMINI BİLMEDİĞİ BİR ŞARKI"
İddianamede örgütle organik bağ veya talimat alma gibi hiçbir somut delil bulunmadığının altını çizen Kuruş, A.K.'nin yalnızca TikTok üzerinden yaptığı bir paylaşımla suçlandığını belirtti:
"Dosyadaki tek unsur tekil bir sosyal medya paylaşımı. Müvekkilim Kürtçe bilmediğini, sözlerin anlamını anlamadığını ve yalnızca müziğin melodisini beğendiği için bu paylaşımı yaptığını beyan etmiştir. Kastın varlığı soyut varsayımlarla kabul edilemez. Üstelik İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin yakın zamanda verdiği, birebir benzerlik taşıyan emsal bir beraat kararı da ortadadır."
"CEZAEVİNDEKİ BİR ÇOCUK DİJİTAL DELİLİ NASIL KARARTABİLİR?"
Avukat Kuruş, mahkemenin tutukluluğun devamına yönelik gerekçelerini de eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
"Kararda hangi somut delilin kuvvetli suç şüphesi oluşturduğu açıklanmıyor. Dosyadaki deliller zaten dijital içerik ve araştırma raporlarından ibaret olup tamamı toplanmıştır. Cezaevinde bulunan bir çocuğun sosyal medya içeriklerini manipüle etmesi veya dijital delilleri karartması fiilen mümkün değildir. Kaçma şüphesine dair de hiçbir objektif olgu yoktur; kendisi ifade vermeye ağabeyi ile birlikte gitmiştir."
"EĞİTİM HAKKI GASP EDİLİYOR, TUTUKLAMA PEŞİN İNFAZA DÖNÜŞTÜ"
A.K.'nin 12. sınıf öğrencisi olduğunu ve cezaevinde bulunduğu süreçte sorumluluk sınavlarını kaçırdığını belirten Kuruş, sözlerini şöyle tamamladı:
"5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gereğince çocuklar bakımından özgürlükten yoksun bırakma istisna, tutuklama ise son çaredir. Çocuğun üstün yararı, eğitim hakkı ve psikolojik gelişimi ağır biçimde zedelenmektedir. Tutuklama, peşin infaz aracına dönüştürülmemelidir. CMK m.109 kapsamında yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde imza yükümlülüğü veya eğitimine devam şartı gibi adli kontrol tedbirleri fazlasıyla yeterli olacaktır."




