İzmir'den Dünya Mirasına umut: Genç mimardan 'Mavi Yaşam' için çevreci çözüm
İzmir'den Dünya Mirasına umut: Genç mimardan 'Mavi Yaşam' için çevreci çözüm
İçeriği Görüntüle

İzmir’de dün gerçekleştirilen afet panelinde konuşan Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş, afet yönetiminden fay tartışmalarına kadar birçok başlıkta “doğru bilinen yanlışları” kamuoyuyla paylaştı. Konuşmasına Türkiye’nin afet yaklaşımını eleştirerek başlayan Demirtaş, “Yüzyıllardır yara sarma üzerine kurulu bir sistemimiz var. Afet olacak, afete dönüşecek, biz müdahale edeceğiz anlayışı hâkim. Oysa bu yönetim sistemini kökten değiştirmemiz gerekiyor. Eğer riski azaltamazsanız, istediğiniz kadar müdahale yapın sonuç değişmez” dedi.

“ASRIN FELAKETİ DEMEK SORUNU ÇÖZMÜYOR”

Tarihi depremleri hatırlatan Demirtaş, 1939 Erzincan ve 17 Ağustos 1999 depremlerine değinerek, “1939’da 33 bin insanımızı kaybettik. 60 yıl sonra 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999’da 20 bin insanımızı kaybettik. 100 bine yakın bina yerle bir oldu. Her seferinde ‘asrın felaketi’ diyoruz ama asıl sorunu konuşmuyoruz. Asıl sorun biziz, sistemimiz” ifadelerini kullandı.

1999 sonrası kurumsal yapılanmaya da değinen Demirtaş, köklü kurumların kapatılmasını eleştirerek, “Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma gibi 50-100 yıllık kurumları lağvettik. 2009’da tek çatı altında topladık ama risk azaltma yönetimine yine geçemedik. Sadece tabelayı değiştirdik” dedi. “Bir bakanlık kurmak kolay. Bu akşam kurarsınız. Ama liyakatli insanı nasıl getireceksiniz? 50-100 yıllık arşivi nasıl yeniden oluşturacaksınız? Asıl mesele sistemsel” diye konuştu.

“TEHLİKEYİ YANLIŞ KOYARSANIZ RİSKİ YANLIŞ YÖNETİRSİNİZ”

Demirtaş, konuşmasının devamında İzmir özelinde kamuoyunda dolaşan deprem senaryolarını değerlendirdi. “Eğer tehlikeyi doğru koymazsanız, riski yanlış yönetirsiniz. İzmir ve çevresinde özellikle faylar konusunda kamuoyu yanlış yönlendiriliyor. Bunun da çok ciddi ekonomik faturası oluyor” dedi. Son dönemde sıkça dile getirilen “İzmir-Foça-Karaburun arasında büyük deprem bekleniyor” söylemine tepki gösteren Demirtaş, şu ifadeleri kullandı: “Veriniz nedir? Hangi fay? O fayın tehlike parametreleri nedir? Ortada veri yok. ‘Söyleyelim, olursa kahraman oluruz’ anlayışı bilim değildir.” Foça ve Karaburun çevresinde son 100 yılda 6 ile 7 büyüklüğü arasında çok sayıda deprem yaşandığını hatırlatan Demirtaş, “Bu depremler aslında bir avantajdır. Çünkü deprem tekrarlanma aralığı uzun. Bu kesimlerde risk düşük” dedi.

“BATI ANADOLU’DA 7.5’LİK DEPREM BEKLENTİSİ GERÇEKÇİ DEĞİL”

Batı Anadolu’nun tektonik yapısına dikkat çeken Demirtaş, bölgede çok sayıda normal fay bulunduğunu ancak bunların genellikle 6.9’a kadar deprem ürettiğini söyledi. “Batı Anadolu’da 7’nin, 7.5’in üzerinde deprem olur demenin bir mantığı yok. Tarihsel ve aletsel döneme baktığınızda maksimum 6.9 civarında depremler görüyorsunuz” dedi.

İzmir’de sıkça gündeme gelen Tuzla, Seferihisar ve Gülbahçe faylarına ilişkin de konuşan Demirtaş, “Deniyor ki ‘Tuzla Fayı 2000 yıldır deprem üretmiyor, süresi doldu.’ Böyle bir ifade bilimsel değil. Bir kazıda karbon-14 yaşlandırması yaptığınızda ‘1000 ile 3000 yıl arasında’ dersiniz. Net 2000 yıl diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

“BİR FAY VAR DİYE YARIN DEPREM OLACAK DEMEK BİLİM DEĞİL”

Tuzla Fayı’nın üç parçalı yapıda olduğunu belirten Demirtaş, “Toplam uzunluğu denizle birlikte yaklaşık 50 kilometre. Bu parçaların tek bir depremle kırılması mümkün değil. Maksimum 6.8-6.9 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli var” dedi.

Fay uzunluğu ile deprem büyüklüğü arasındaki ilişkiye de değinen Demirtaş, “Seferihisar Fayı yaklaşık 25 kilometre. Basit bir formülle hesapladığınızda 6.8 büyüklüğünde deprem potansiyeli çıkar. Ama önemli olan şu: Ne zaman? Yıllık kayma hızı çok düşük. Bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme aralığı 1000-1500 yılı geçer” diye konuştu.
“İzmir’de 17 diri fay var deniyor. Evet var. Ama bir fayın olması mutlaka yarın deprem üreteceği anlamına gelmez. ‘Şu tarihte deprem olacak’ diye bir veri deprem biliminde yok” dedi.

“KORKU VE PANİK ÜZERİNDEN AÇIKLAMA YAPILMAZ”

Demirtaş, bilim insanlarının kamuoyunu paniğe sevk edecek açıklamalardan kaçınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bir deprem bilimci kamuoyunu yanlış bilgilendirmez, korku amaçlı açıklama yapmaz. Depremin doğasında çok sayıda belirsizlik var. Bu bir ilaç yazmak gibi değil. Çok boyutlu ve belirsizlik içeren bir süreçten bahsediyoruz.”

Paneldeki konuşmasında İzmir’de deprem gerçeğinin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Demirtaş, “Tehlikeyi abartmak da küçümsemek de yanlıştır. Bilimsel veri ne diyorsa onu konuşmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN