İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal’ın sunduğu KAYIT programına konuk olan TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, İzmir 1 Mayıs’ında yaşanan tartışmaların perde arkasını anlattı. Alagöz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik protestonun tesadüfi olmadığını belirterek, özellikle Digel Tekstil ve Hugo Boss işçilerinin yaşadığı süreçlerin bu tepkinin temel nedeni olduğunu söyledi.

Digel Tekstil işçilerinin uzun süredir ağır çalışma koşullarına, sendikal baskılara ve işten çıkarmalara karşı mücadele verdiğini anlatan Alagöz, işçilerin yalnız bırakıldığını düşündüğünü söyledi. “İşçi görüyor. Sekiz yıl çalışmış, alın teri vermiş ama tazminatsız kapı önüne konmuş. İnsanlar sadece fotoğraf verip gidiyor. Ama işçi gerçekten dayanışma görmek istiyor” ifadelerini kullandı.
“HUGO BOSS’A GİDİP İŞVERENLERLE SELFİE ÇEKTİ”
Protestonun temel kırılma noktalarından birinin Cemil Tugay’ın Hugo Boss ziyareti olduğunu belirten Alagöz, şu ifadeleri kullandı:
“Geçtiğimiz yıl 8 Mart’ta Digel direnişinin önünden geçerek Hugo Boss’a gidiyor. O süreçte biz Serbest Bölge’de eylem yapıyoruz, Alman Konsolosluğu önünde açıklamalar gerçekleştiriyoruz. Cumhuriyet Halk Partili yöneticiler desteğe geliyor ama akabinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Hugo Boss’a gidip işveren vekilleriyle selfie çekiyor.”
İşçilerin bu ziyarete büyük tepki duyduğunu söyleyen Alagöz, “Biz durdurmaya çalışıyoruz, sesleniyoruz ama geçip gidiyor. Sonrasında CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’yla görüşülüyor. Kendisi bunun CHP organizasyonu değil, Cemil Tugay’ın bireysel tercihi olduğunu söylüyor” dedi.
“BU PROTESTOYU YAPACAĞIMIZI ÖNCEDEN SÖYLEDİK”
1 Mayıs öncesinde protesto kararını ilgili sendikal yapılarla paylaştıklarını belirten Alagöz, “Biz Türk-İş Bölge Başkanlığı’nda da net şekilde söyledik. Eğer kürsüye çıkarsa protesto edeceğiz dedik. Bunun kaçınılmaz olduğunu ifade ettik. Çünkü işçi konuşamıyor ama beyefendi çıkıp konuşacak. Buna sessiz kalamazdık” diye konuştu.
Alagöz, protestonun sadece Digel ya da Hugo Boss işçileriyle sınırlı olmadığını, belediye işçilerinin yaşadığı süreçlerin de tepkiyi büyüttüğünü söyledi.
“Belediye işçilerine yönelik konuşma biçimi, itibarsızlaştırmalar, hakaretler… Bunların hepsi sendikal alanda büyük rahatsızlık yarattı. İnsanlar otobüste bile hakaret gördüklerini anlatıyor. Grev yapan işçiler toplumun önüne atıldı” dedi.
“PROTESTOYU ENGELLEMEYE ÇALIŞANLAR SENDİKACILAR OLDU”
1 Mayıs alanında yaşanan gerilimin detaylarını da anlatan Alagöz, sloganlar sırasında belediye bürokrasisinden değil bazı sendikacılardan tepki geldiğini söyledi.
“Biz açık açık ‘Kahrolsun işçi düşmanları’ sloganı attık. Açıkçası zabıtaların ya da bürokratların müdahale edeceğini düşünüyorduk ama hiçbir müdahale olmadı. Ne yazık ki tepki sendikacılardan geldi. Kürsüden inip slogan attırmamamız gerektiğini söylediler.”
DİSK Genel-İş yöneticileriyle yaşanan diyaloğu da aktaran Alagöz, şunları söyledi:
“Biz TEKSİF olarak, Digel ve Hugo Boss işçileri olarak bu sloganı attığımızı söyledik. Belediye işçilerine yapılanları da unutmadığımızı ifade ettik. Kendileri de ‘Biz de unutmadık ama burası yeri değil’ dedi. Ama biz de açık açık söyledik; kürsüye çıkıp konuşmaya devam ederse protesto da devam edecek.”
“BU BİR NAZİ KAMPI MI?”
Cemil Tugay’ın belediyedeki “havuz sistemi” uygulamalarına da sert tepki gösteren Alagöz, işçilerin sistematik şekilde baskı altında bırakıldığını öne sürdü.
“Bir yıldır havuz sisteminde insanlar işsiz, aşsız bırakılıyor. Kanser olan kadın işçi var, sigortası yatırılmıyor. Eğer suç işlemişse disiplin kuruluna çıkarırsın. Hırsızsa, usulsüzlük yaptıysa gerekeni yaparsın. Ama bunu yapmıyorsun. İnsanları istifaya zorlayıp aç bırakıyorsun. Bu kötülük değil mi?” dedi.
Alagöz konuşmasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:
“Biz Cemil Tugay gibi kötü insanlar olmayız. Ama bir insanın ekmeğiyle oynamak kötülüktür. Herkesle kavga ederek yönetim olmaz. İşçiyi itibarsızlaştırarak da olmaz. Bu yaşananlar unutulmaz.”




