SEREN KARAŞAHİN / İZ GAZETE - İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir için stratejik öncelikleri listeledi. Kentin 4,5 milyonluk bir metropol olduğunu ve üretim alanlarını, lojistik altyapısını, turizmini, çevresini ve ulaşımını birbirinden bağımsız düşünmenin mümkün olmadığını ifade eden Özgener, İzmir için dört büyük stratejik alanın ön plana çıktığını kaydetti. Bu alanların ise; üretimin geleceği, liman ve lojistik altyapısı, katma değerli turizm ile yaşam kalitesi ve kent dayanıklılığı olduğu belirtildi.
İZMİR’E KUZEY VE GÜNEY MERKEZ ÖNERİSİ
İzmir’in kuzeyden güneye uzanan bir aksta büyüdüğünü ifade eden Özgener, şehrin sadece merkezden ibaret olmadığını vurguladı. Kuzeyde Aliağa-Bergama, güneyde ise, Torbalı-Tire’de sanayinin giderek yoğunluk kazandığını söyleyen Özgener, bu bölgelere merkezden gelen çalışanların hareketlilik oluturduğunu ve bunun da altyapı baskısına yol açtığını kaydetti.
Özgener, şu ifadeleri kullandı:
“Bu bölgeler yeni kurulan fabrikalarla gelişmekle birlikte henüz bu fabrikaların beraberinde getirdiği nüfusu kendi bünyesinde barındırabilecek sosyo-kültürel altyapıya sahip değil. Bugün Aliağa’da çalışanların yüzde 55’i, Torbalı’da çalışanların ise yüzde 45’i farklı ilçelerden özellikle de kent merkezindeki ilçelerden geliyor. Kent içinde merkezden çevreye doğru her gün yaşanan bu hareketlilik kentsel altyapı üzerinde ciddi bir baskıya yol açtığı gibi zaman ve kaynak israfına da yol açıyor.”
DİKİLİ, KINIK VE BAYINDIR OSB’LERİ BÖLGEYE HAYAT VERECEK
Kuzey’de Bakırçay, Güney’de ise, Küçük Menderes Havzaları’nın Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezleri arasında yer aldığını hatırlatan Özgener, “Dikili, Kınık ve Bayındır’daki organize tarım bölgesi projelerimizle tarımsal üretimde verimliliği ve üretkenliği daha da yukarılara çekmek istiyoruz. Her üç OSB’nin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla birlikte bu bölgelerin İzmir için önemi daha da artacak” dedi.
İZMİR, GERÇEK BİR METROPOL OLARAK ELE ALINACAK
İzmir’i artık kent merkezi odaklı düşünme alışkanlığından çıkmak gerektiğine dikkati çeken Özgener, bunun yerine İzmir’in, kuzey ve güneyinde alt bölge merkezleri olan gerçek bir metropol olarak ele alınmasının öneminin altını çizdi.
KUZEYDE ALİAĞA, GÜNEYDE TORBALI MERKEZ OLACAK
Kuzey İzmir ve Güney İzmir alt bölgelerinin, rekabetçi bir küme niteliği kazanarak İzmir’in rekabet gücünü artıracağını ifade eden Özgener, “Kuzeyde Aliağa’nın ve güneyde Torbalı’nın bulundukları bölgenin merkezi olacak şekilde planlanması büyük bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Bu planlamanın sanayi ile tarım arasındaki dengeyi gözetmesi, önümüzdeki çeyrek yüzyıllık gelişme dinamikleri çerçevesinde doğabilecek ihtiyaçları projekte etmesi, bu projeksiyonlar doğrultusunda konut, ulaşım, lojistik, enerji, çevre ve sosyal altyapı düzleminde yapılması gerekenleri net bir şekilde ortaya koyması gerekiyor” diye konuştu.
“İZMİR, TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ”
Üretimin geleceği başlığında konuşan Özgener; kentin, Türkiye’nin milli gelirinin yaklaşık yüzde 6’sını ürettiğini dile getirdi. Özgener, İzmir’in tarım, sanayi, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaratılan ekonomik değer itibarıyla ülkenin üçüncü büyük merkezi konumunda. Olduğunu kaydetti.
Sanayinin yanı sıra özellikle tarım sektörü özelinde süt üretimi başta olmak üzere birçok ürün grubunun üretiminde ilk sırada; su ürünleri sektöründe ise, ikinci sırada yer aldığını aktaran Özgener, İzmir’in sahip olduğu sektörlü yapının şehrin rekabet gücünün temelini oluşturduğunun altını çizdi.
TÜRKİYE’NİN ELEKTRİK GÜCÜNÜN YÜZDE 63,2’Sİ YENİLENEBİLİR KAYNAKLARDAN
Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri, enerji maliyetleri, yapay zekâ, otomasyon ve döngüsel ekonominin üretimin kurallarını değiştirdiğini belirten Özgener, “2026 Ekim itibarıyla Türkiye’nin elektrik gücünün yüzde 63,2’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluşması ve tek başına rüzgâr ile güneşin payının yüzde 34’ü aşması, dönüşümün ölçeğini gösteriyor. İzmir’in avantajı, sanayi birikimi ile yenilenebilir enerji, liman, üniversite ve insan kaynağı kapasitesini aynı coğrafyada buluşturabilmesi. Önümüzdeki hedef yalnızca üretimi büyütmek değil; daha yüksek katma değer üreten, daha az kaynak tüketen ve dünyadaki dönüşümü yakalayan bir sanayi ekosistemi kurmak olmalı” dedi.

KENT İÇİ EKONOMİK BÖLGELERDE YERİNDE DÖNÜŞÜM
Kemeraltı’nın İzmir için büyük ve önemli bir marka olduğunun altını çizden Özgener, bölge esnafının, tacirinin ve küçük üreticinin işini büyütmek için yeni alanlara taşındığını söyledi. Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci, Üçüncü Sanayi, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi ve Karabağlar’daki mobilya imalatçılarının bu büyümenin bir ürünü olarak ortaya çıktığını dile getiren Özgener, kent içinde faaliyet gösteren bu alanların taşınması tartışmasının konuşulduğunu belirtirken, söz konusu alanların taşınmaması gerektiğini vurguladı.
Gıda Çarşısı’na giremeyen tırlara bir çözüm olarak cep lojistik merkezi kurulabileceğini öneren Özgener, planlı bir yerinde dönüşüm süreci yönetilirse, aynı yerde daha iyi planlanmış ve modern çarşılar, sanayi siteleri inşa edilebileceğini kaydetti.
Özgener, “Önümüzdeki dönemde bu konunun ana paydaşlarıyla ortak bir masa etrafında buluşup bu yaklaşımı ete kemiğe büründürmek için çalışmak ve kent içindeki ekonomik bölgelerden en az birinde yerinde dönüşümü hayata geçirmek istiyoruz” dedi.
“LİMAN SİSTEMİ TEK BİR ENTEGRE AĞ OLARAK ÇALIŞMALI”
Lojistikte İzmir’in oldukça güçlü olduğunu söyleyen Özgener, Türklimanlarında elleçlenen her altı ton yükün yaklaşık bir tonunun Aliağa’dan geçtiğini ifade etti.
İzmir’in sorununun limanı olmayan bir kentin liman inşa etmesi olmadığını söyleyen Özgener, asıl meselenin elindeki çok güçlü liman sistemini demiryolu, karayolu, lojistik merkezler ve üretim alanlarıyla tek bir entegre ağ olarak çalıştırabilmek olduğunu vurguladı.
Özgener, Türkiye Varlık Fonu (TVF) tarafından Alsancak Limanı özelinde açıklanan yatırım planının önemli katkı sağlayacağını ekledi.
Kısa ve orta vadede Aliağa Limanları ile Çandarlı Limanı konusunda atılması gereken önemli adımlar olduğunu belirten Özgener, Aliağa Limanlarıyla bağlantılı alanlarda yol kalitesinin iyileştirilmesinden alternatif güzergahlar oluşturulmasına, tır şoförlerinin en temel ihtiyaçlarını karşılayacağı tır parklarından demiryolu iltisak hatlarının geliştirilmesine varıncaya kadar yapılması gereken birçok iş olduğunu dile getirdi.

ÇANDARLIYA SANAYİ ÜRETİM ÜSSÜ: LİMANI OLAN BİR OSB
Çandarlı Limanı’nın dünyanın en büyük 10 limanından biri olmasının hedeflendiğini belirten Özgener, limanı olan bir sanayi üssü kurma hedeflerini anlattı. Çandarlı Limanı’nda deniz üstü rüzgar santralleri ile beraber kalkınabileceğini kaydeden Özgener, “İzmir’e kazandırmak için Çandarlı Limanı’nı deniz üstü rüzgâr santralleri başta olmak üzere katma değeri yüksek sektörlere hizmet edecek şekilde hem liman hem de sanayi bölgesi olarak fonksiyon kazanması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
KEMALPAŞA’YA LOJİSTİK HUB
Özgener, Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni sadece yüklerin depolandığı bir alan değil; demiryolu, karayolu, liman ve üretim merkezlerini birbirine bağlayan ana lojistik düğüm olarak değerlendirmek gerektiğini söyledi. Özgener, bölgenin yalnızca İzmir için değil güçlü sanayi altyapısı olan Manisa, Aydın, Denizli, Uşak, Balıkesir gibi çevre iller ve Ege Bölgesi hinterlandındaki diğer üretim ve ticaret merkezleri için de bir lojistik hub olma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.
İzmir’in gelecek dönemde yeni yatırımlarla turizm altyapısını ve kapasitesini geliştirmesi gerektiğini söyleyen Özgener, bu sayede turizmin yılın 12 ayına yayılacağını belirtti.
Kentin alternatif turizm türlerindeki çeşitliliğini tek tek girişimler olmaktan çıkarıp rotalar, etkinlik takvimleri, ulaşım bağlantıları ve uluslararası tanıtımla bütünleştirilmesi gerektiğini söyledi. Çeşme Turizm Projesi ile otel, yat limanı, büyük ölçekli etkinlik ve gösteri alanları, kültürel altyapı tesisleri, spor tesisleri ve golf sahalarının İzmir’in turizm kapasitesinde artış yaşanmasına sebep olacağını dile getirdi.
İZMİR’E YENİ STADYUM VE SERGİ SARAYI
Özgener, Atatürk Stadyumu’nun bulunduğu alanın yarısında büyük bir stadyum yapılabileceğini, stadyum için kullanılmayan alan içerisinde de büyük bir Kongre ve Sergi Sarayı ile Spor Müzesi’nin yapılmasıyla bu alan, spor, turizm, kültür ve etkinlik ekonomisini bir araya getiren yeni nesil bir yaşam merkezi haline gelebileceğini kaydetti.
Özgener, böyle bir proje gündeme gelmesi halinde İZTO’nun Kongre ve Sergi Sarayı’nın yapımını üstleneceğini belirtti.
İKİNCİ ÇEVRE YOLU VE KÖRFEZ GEÇİŞ PROJELERİ TAMAMLANMALI
İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi için çalışmaların tamamlanıp yapım aşamasına geçilmesi gerektiğini belirten Özgener, “Halkapınar-Otogar Metrosu, Karabağlar Metrosu, Havaalanına ulaşım için alternatif güzergâh gibi yatırımların da devreye alınması büyük bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor” diye konuştu.
İZTO’nun üstlendiği İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne ait olan Güzelbahçe Kmapüsü’nün tamamlanmasıyla yeni bir sayfa açılacağına değinen Özgener, toplam yatırım maliyetinin 120 milyon dolar olduğunu kaydetti. Tamamı öz kaynaklardan elde edilen gelirle yapılan kampüsün ilk etabı 2027-2028 akademik yılı başında hizmete açılacak.



