İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlenen Siyaset Akademisi açılış programına katıldı.

Başsavcılıktan Aleyna Kalaycıoğlu açıklaması
Başsavcılıktan Aleyna Kalaycıoğlu açıklaması
İçeriği Görüntüle

Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkan mesajlar şöyle:

Bugün Ukrayna’da, Gazze’de ve İran’da gördüklerimiz ve yaşadıklarımız malumdur. Ancak karamsarlık çare değildir. Biz de karamsar değiliz. Buna, ‘Değişimler hız kazandı’ da diyebiliriz, öyle de tanımlayabiliriz. Ama gel gelelim, ne bu hızlı değişimlere arkasından bakmak yeterlidir ne de bu tespit bize kafi gelecektir. Bir dönem evrensel norm olarak kabul görmüş birçok ilke, göz göre göre itibarsız hale getirilmektedir. Uluslararası hukuk kolayca göz ardı edilmektedir. Küresel ticaret koruma duvarlarıyla sınırlandırılmaktadır.

Başta terör olmak üzere kitlesel göç, dijital manipülasyon, çevre ve iklim sorunları, artık yalnızca belli bölgeleri değil, bütün coğrafyaları etkilemektedir. Tehditlerin kimi, ne zaman, hangi tesiri altına alacağı belirsizdir. Tehlikenin kimin kapısını ne zaman çalacağını öngörmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Ve haliyle sosyal ve ekonomik güvencelerden yoksun kalan kitleler, kendilerini bu tehditlere karşı korumak için çareyi yeniden devlet kapasitesinde, toplumsal dayanışmada ve milli egemenlik zemininde aramaktadırlar.

Bugün ABD’de Trump’ın iktidara gelmesiyle yaşanan budur. İtalya’da, Macaristan’da yaşanan budur. İngiltere ve Almanya’da alternatif sağ partilerin yükselişi bununla ilgilidir. Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise yükselen milliyetçi ve muhafazakar partiler iktidara gelemeseler bile hükümetleri ulus devlet çizgisinde siyaset izlemeye mecbur kalmışlardır.

DEĞİŞEN KONJONKTÜRE UYGUN HAREKET ETMEK MECBURİYETİNDEYİZ

Örnek verdiğim şey, elbette bu iktidarların mevcut ve olası düşmanca politikaları değildir. Milletlerin ve fertlerin ortak taleplerinden bahsediyorum. Biz de Türkiye olarak değişen bu konjonktüre uygun hareket etmek mecburiyetindeyiz. Reelpolitik anlayışın yeniden yükseldiği bu dünyada duygusallığa, ideolojik takıntılara, hayalperestliğe, kimlikçiliğe, hamasete, romantik heveslere, değerli yalnızlıklara, derinlikli fantezilere yer yoktur. İktidardan beklenen fayda-maliyet analizini doğru yapmaları ve kendi dar eğilimlerinin rasyonel karar alma süreçlerini etkilemesine izin vermemeleridir.

MİLLİYETÇİLİĞİN YENİDEN KEŞFİNİN DOĞRU YAPILMASI GEREK

Bugün dünya siyasetinin en temel olgularından biri de milliyetçiliğin yükselmesidir. Belki buna milliyetçiliğin yeniden keşfedilmesi demek gerekiyor. Bir icat olarak değil, beşeri gelişmenin itici gücü olan milliyetçiliği işaret etmeye çalışıyorum. Dolayısıyla o yeniden keşfin ya da kavrayışın, doğru bir biçimde yapılması gerekiyor. Hukuktan sosyolojiye, ekonomiden siyaset bilimine kadar farklı disiplinlerdeki çalışmalar da bugün bu olguyu tanımlama yarışına girmişlerdir.

Birtakım tepkisel hareketlerden, mikro kimlik arayışlarından değil, birey, ulus ve devlet arasındaki kurucu ve vazgeçilmez ilişkiden bahsediyorum. Bu minvalde, toplumsal barışın kökenindeki kültürel uyumu sürdürebilecek, toplumsal huzuru koruyabilecek ve siyasal kargaşayı azaltabilecek yegane model milli-devlet ya da başka bir ifadeyle ulus-devlettir. Çünkü bu yapı, bireyi topluma duygu ve tarih ile bağlar. Milli devlet, senin veya benim olan değil, ‘bizim’ olandır. Cumhuriyet sevgimizin ve kavrayışımızın temeli de o ‘biz’i ve ‘bizim’ olanı yükseltmek ülküsüne dayanmaktadır.”

Kaynak: ANKA