Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, hücresinden kaleme aldığı yazıda iktidara “Terörsüz Türkiye” süreci üzerinden eleştiriler yöneltti.
“Tarihsel önem taşıyan bir süreçte bile; toplumu birleştiremediler. Çünkü onların hesabı çözüm değil, yine koltuktu” diyen İmamoğlu, “Kürt meselesinde demokratik bir akıl geliştirmek yerine, yine susmayı, yine oyalamayı, yine zamana oynamayı seçtiler” değerlendirmesinde bulundu.
İmamoğlu, "Rakibini sandıkta yenemeyince, yargıyı kullanacağını da biliyorduk" mesajı verirken, 19 Mart sürecine ilişkin olarak “Buna soruşturma denilemez, hukuk denilemez, Türkiye’ye yaşatılanlar bağımsız yargı ile hiç açıklanamaz. Bu, düpedüz siyasi bir darbedir. Türkiye’nin geleceğine darbedir” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu'nun Sözcü gazetesinde yayınlanan yazısında öne çıkanlar şu şekilde:
ONLARIN DERDİ KOLTUKTU VE HEP ÖYLE OLDU
“Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tablo, sıradan bir yönetim zafiyeti değildir. Bu bir tesadüf de değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir: Devleti, milleti ve demokrasiyi zayıflatarak iktidarı kalıcı hâle getirme projesidir.
Türkiye bu dönemde tarihinin en büyük fırsat kavşaklarından birinin eşiğindeydi. Ama iktidar, milletin önüne bir gelecek koymak yerine, Türkiye’yi bir çıkmaza sürükledi. Çünkü onların derdi Türkiye değildi. Onların derdi koltuktu ve hep öyle oldu.
“TÜRKİYE’Yİ KİŞİLERLE YÖNETİLEN BİR ÜLKEYE ÇEVİRDİLER”
2019’da ise İstanbul’da kaybettikleri seçimle birlikte, demokrasilerde kaybetmenin aslında bir olgunluk sınavı olduğunu unuttular. Seçimi iptal ederek, milletin iradesini yok saydılar. Ve 2024’te başlayan “terörsüz ve demokratik Türkiye” gibi tarihsel önem taşıyan bir süreçte bile; toplumu birleştiremediler. Çünkü onların hesabı çözüm değil, yine koltuktu. Kürt meselesinde demokratik bir akıl geliştirmek yerine, yine susmayı, yine oyalamayı, yine zamana oynamayı seçtiler.
“ARTIK MASKELER DÜŞTÜ”
2025’e geldiğimizde artık maskeler düştü. İktidarın kaybetmeyi hazmedemediğini biliyorduk. Rakibini sandıkta yenemeyince, yargıyı kullanacağını da biliyorduk. Ama 19 Mart’ta işi ülkenin demokrasisinin üzerine çimento dökmeye kadar getirdiler. 19 Mart’ta yapılan şey; siyasi rakibi saf dışı bırakma operasyonudur.
“BEN KORKMUYORUM”
Devleti ciddiyetine kavuşturacağız. Türkiye’yi dünyada yeniden itibarlı bir ülke yapacağız. Bu satırları Silivri’den yazıyorum ama bu ülkenin yarını özgürlüklerdedir. Beni zindana atmış olabilirler ama asıl mesele; Türkiye’nin nereye sürüklendiğidir.
Eğer bir ülkede iktidar, rakibini cezaeviyle susturacağını düşünüyorsa; o ülkede artık hukuk konuşulmaz, demokrasi konuşulmaz. Orada sadece “korku” konuşulur. Ama ben korkmuyorum. Çünkü bu ülke, korkuyla yönetilecek bir ülke değildir. Rakibinden korkanların yönetebileceği bir ülke hiç değildir.
“VAZGEÇMİYORUM”
Ben vazgeçmiyorum. Çünkü bu ülke, vazgeçenlerin değil; direnenlerin omzunda yükseldi. Ben geri adım atmıyorum. Çünkü bu ülke, tek bir kişinin çıkarına teslim edilemez. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak buradan açıkça söylüyorum: Bu düzeni değiştireceğiz. Sandıkla değiştireceğiz. Ve Türkiye’yi, yeniden Cumhuriyet’in onuruna yakışır bir ülke hâline getireceğiz. Vakit yakındır, karar milletindir. Millet büyüktür.”




