CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması dördüncü hafta da, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. Duruşmada ilerleyen saatlerde ara karar çıkması bekleniyor.

İmamoğlu'nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, İmamoğlu'na söz verilmesini istedi. Mahkeme başkanın talebi kabul etmemesi üzerine Demir ısrar edince İmamoğlu'na söz verildi. İmamoğlu, savunmasının sonunda tahliye talep etmedi.

"BAZI ANLAR KARŞISINDA DERİN BİR SARSINTI YAŞADIM"

İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Soruşturma öncesinin sonrasının en üst seviyede şaibeli halini dinledik. Savunmalar çok değerliydi. Bir savcının Türk milletini nasıl aldattığını dinledik. Bu insanların yaşadığı ızdırabı, işkenceyi tekrar dinlemekten büyük üzüntü duydum. Bu duruşma canlı yayınlansa ne olurdu? Kötülükler ifşa olurdu, savcı rezil olurdu. Adliyenin 7. katının nasıl dehlize dönüştürüldüğünü görürdük. Allah aşkına 4 bin sayfa nasıl uydurulabilir, insanların canına malına kast edilebilir, bunu yapanlar insan evladı, buradakiler insan evladı değil mi?

Değerli heyet ben sizin kin ve öfke taşıdığınıza inanmıyorum. Birilerine bağımlı olduğunuza inanmak istemiyorum. Bugün dinlediklerim ve duruşma sırasında tanık olduğum bazı anlar karşısında derin bir sarsıntı yaşadım. Kanım dondu, nefesim kesildi, göğsüm sıkıştı. Bu dosyada yer alan kişilerin maruz kaldığı muamele, anlatılanlar; ahlaki ve hukuki sınırların ciddi şekilde zorlandığını göstermektedir. Yaşananların, sadece bir yargılama süreci olarak değil, aynı zamanda ağır bir mağduriyet süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu duruşma kamuoyuna açık şekilde, canlı yayınla izlenebilseydi, tüm bu yaşananlar tek tek ortaya çıkardı. İddia makamının ileri sürdüğü tezlerin ne ölçüde dayanaklı olduğu net biçimde görülürdü. Canlı yayını istemeyen Sayın Erdoğan'ın kulakları çınlasın. İstediğini dile getiren Devlet Bahçeli'nin de kulakları çınlasın. Gizlilik işlerine geliyor"

"BUNLAR HUKUK DEVLETİNE YAKIŞMAZ"

"Bir buçuk yıldır tasarlanmış bir sürecin içindeyiz. Bunun bedelinin ülkeye etkisi çok ağırdır. Bugün ne yazık ki adalete olan güven ciddi şekilde zedelenmiştir. Bu nedenle sizin sorumluluğunuz çok büyüktür. Ya bu gidişatı durduracak bir adım atılacak ya da bu çöküş daha da derinleşecektir. Önümüzdeki karar, bu davanın bundan sonra nasıl ilerleyeceğini belirleyecek tarihsel bir dönüm noktasıdır. Gerçekler ortadadır. Bu süreç; korku, baskı ve kabul edilemez yöntemlerle yürütülmüştür. Şafak operasyonları, keyfi tutuklamalar, insan onurunu zedeleyen uygulamalar… Bunlar bir hukuk devletine yakışmaz. Bir buçuk yıldır süren bu süreçte; somut delil olmadan, sadece beyanlarla insanlar tutuklu kalmaya devam ediyor. Bu kabul edilemez."

Torba Kanun Meclis'ten geçti: Bedelli askerlik 417 bin liraya çıkarıldı
Torba Kanun Meclis'ten geçti: Bedelli askerlik 417 bin liraya çıkarıldı
İçeriği Görüntüle

"BABA İÇİN EVLAT REHİN ALINIR MI?"

"Türkiye'yi sarsan siyasi bir darbe sonucunda oluşturulmuş iftiranameyle oluşan davada vereceğiniz karar çok şey ifade edecek" dedi ve anayasanın, kanunların eşit uygulanmasını talep etti. "Vicdan çatlatan bir şey yaşıyoruz. Bu insanlar kaçma şüphesiyle, delil karartma iddiasıyla hapiste. 43 yıl zabıta müdürlüğü yapan kadın mı kaçacak" ifadelerini de kullanan İmamoğlu, "Siz yargıçlar ya çöküşe devam edecek ya da çıkışı başlatacaksınız" dedi.
"İnsanları aile boyu kapattılar. Akraba olmak suç mu? Devlet pusu kurar mı? Benim kanım donuyor. Baba için evlat rehin alınır mı?" diyerek devam etti. "Devlet eş üzerinden tehdit eder mi, bizim kadim devletimize bu yakışır mı?" diye soran İmamoğlu, avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutukluluğuna da değindi. "Müvekkilini savundu diye avukat tutuklu" ifadelerini kullanan İmamoğlu, "Sadece beyanlarla insanlar tutuklu kalmaya devam edecek. Hadi oradan. Buradaki tutuklulara özellikle kadınlara yapılan zulmü kabul etmiyorum" dedi.

"ARKADAŞLARI SERBEST BIRAKIN BEN BURADAYIM"

İmamoğlu, tahliye talebine ilişkin beyanında şunları da söyledi:

"2 milyon dolar ver tahliye ettireceğim diyen avukatlar nerede? Elini kolunu sallayarak geziyor. Nerede bu cesur savcılık? Ya böyle bir yalan iftira olur mu? Bu sefillikler gerçekten bizi yakıyor, yıkıyor. Size soruyorum bu gidişatı bitirecek misiniz sürdürecek misiniz? Ailemiz bize birine iftira atma derdi. Tarih bazen insanlara büyük roller verir, size de büyük rol düşüyor. Adaletli karar vermeyen Atina Mahkemesi lanetlenir ama Sokrat hala hatırlanır. 3 fidanları asanlar da lanetlenir, Deniz Gezmiş ve arkadaşları unutulmamıştır. Siz de böyle bir durumla karşı karşıyasınız. Adil kararlar verenler şerefle anılırlar. Adalet gecikirse ülke batar. Beylik laflar edenler bizi kurtarır diye düşünmeyin, adalet herkesi kurtarır.

Burada bulunan yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır. Burada bulunan herkes serbest bırakılmalıdır. Çünkü tutuksuz yargılama esastır. Özgürlük haktır. Hürriyet haktır. Masumiyet esastır. Adalet gecikirse, adalet olmaktan çıkar. Bu sadece bireyleri değil; ülkeyi, devleti ve milleti de zarara uğratır. Tüm tutuklu arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını talep ediyorum.

Bu siyasi bir davadır. Çökecek. Adalet bu ülkeyi kurtaracak. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın, ben buradayım. Lütfen arkadaşlarımı serbest bırakın"

Kaynak: ANKA