Bu bir yazı dizisinin sıfırıncı bölümüdür.

Tüm mesleki bakışı, yerel gazeteciliğin ülkenin demokrasi mücadelesine katkısı üzerine kurulu olan bir yerel gazeteci olarak; ülke sathındaki gelişmelerin birer birer hepimizin yaşamını nasıl etkilediğini bildiğim gibi, bu duruma dair panzehrin de en aşağıdan başlayarak mücadele etmekten geçtiğinin farkındayım.

Tüm mesleki bakışı, yerel gazeteciliğin ülkenin demokrasi mücadelesine katkısı üzerine kurulu olan bir yerel gazeteci olarak; ülke sathındaki gelişmelerin birer birer hepimizin yaşamını nasıl etkilediğini bildiğim gibi, bu duruma dair panzehrin de en aşağıdan başlayarak mücadele etmekten geçtiğinin farkındayım.

Yani esasen, geleceğimiz elimizden alındıysa, milyonlar olarak hukuka güvenmeyip, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğinden kaygılıysak; buna karşı mücadele de en aşağıdan, yani sokağımızdan, mahallemizden, iş yerimizden, ilçemizden, ilimizden geçiyor.

Başka bir ifadeyle; eğer birer birer kendi hayatlarımızda ya da topyekûn memlekette kötü giden şeyler varsa; o kötü giden her ne olursa olsun, düzeltmeye en aşağıdan başlayabiliriz.

Size hem iyi hem de kötü bir haber vereyim: Başka da çaremiz yok!

***
Gelelim yazı dizisine…

Yerel seçimlerin üzerinden 2 yıl geçti. Geçen yıl bu dönemlerde bana performansını soran belediye başkanlarının birkaçına, “İlk yılın günahı olmaz, bu soruyu seneye cevaplarsam daha sağlıklı olur” demiştim.

Malum hareketli bir 2 yıl yaşadık. Genel siyasetteki dalgalı hal, uluslararası durumun sıcak savaş haline geçişi, yerel yönetimlere yönelik artan siyasi/hukuki baskılar, operasyonlar…

İzmir’e dönersek; ‘İzmir’in fetret devri’ olarak tanımladığım, cemil tugayın neresinden tutarsak tutalım elimizde kalacak olan içler acısı performansı, hatta sola dair tüm değerlere saldırması, işçi düşmanlığı, muhbirliği, bir gün öyle öteki gün böyle tavırları…

Yerel bir gazete olarak bizim de ilçeleri yeteri kadar mercek altına alamamamıza sebep oldu.

Ancak hayat akıyor ve doğa boşluk tanımıyor.

YouTube’ta yaptığım KAYIT programına da ‘sezon finali’ diyerek ara verdiğime göre; ilçelere dönme vaktim geldi diye düşünüyorum.

Kısaca başlangıç ilçesi olarak Çiğli’yi seçme sebebimi de açıklayayım: 10 yıl önce İzmir’e taşınıp, İz Gazete’yi kurduğumda yaşadığım ilçe Çiğli’ydi. Doğal olarak Çiğli siyasetine ve tüm aktörlerine hakim olduğum, Çiğli’yi özenle takip ettiğim bir 10 yıl yaşadım.

Öte yandan; bu yazı dizisine ‘cemil tugayla yakın olan ilçeler, cemil tugayla kötü olan ilçeler’ diye bir ‘leke’ bulaşmaması için Çiğli’den başlıyorum.

cemil tugay gibi, çok değil 3-5 yıl sonra utanılacak bir siyasi figür üzerine çokça konuşsak dahi eksik bırakmış olmamız, ilçelerde yaşananları görmediğimiz, gözlemlemediğimiz, oralarla ilgili sözümüzün olmadığı anlamına gelmez.

Bence gerek yok ama içinden geçtiğimiz lanet olası dönemin zaruri dayatması olarak belirtmeliyim ki, bu yazı dizisini ‘İz Gazete ile yakın olan ilçeler, İz Gazete ile uzak olan ilçeler’ olarak da kurgulamayacağım.

Kuşkusuz; kişisel diyalogların hepimize etkisi olabileceği gibi bana da vardır. İnkar etsem yalan söylemiş olurum. Ama az sayıdaki yerel gazete okuru ve izleyicisine bilgi aktarırken; olanca gücümle kişisel diyalogların etkisinden sıyrılarak aktarmaya çalışacağım.

Kaldı ki, bu 2 yıl boyunca başta cemil tugayın kentte ve emekçilerin yaşamında yarattığı tahribat ve AKP iktidarının ağır ekonomi politikalarına dair mesaimize ayırdığımız vakit nedeniyle; ilçelerde yaşananlarla ilgili bizden beklendiği kadar aksiyon alamamamız, okurlarımız tarafından da haklı olarak eleştirildi.

Ben de bir ‘ademoğluyum’. Yetişebildiğim kadarıyla özellikle de sesini duyuramayanların sesi olmaya, mesleğimin yüklediği sorumluluklara uygun davranmaya ve 10 yıldır gazetemizi sevenlerin ilgisine layık olmaya çalışıyorum ama gerçekten yetişemiyorum.

Velhasıl bu yazı dizisi, Çiğli’den başlayarak ilçe ilçe İzmir’in yerel yönetimlerinin ilk 2 yılını mercek altına almaya çalışacak. 2 yıldır eksik bıraktığımız bir alana dair Z raporu olacak.

Kuşkusuz bu köşe yazısı; ‘her ilçeye bir yazı’ olarak kalan donuk bir yerde durmayacak ve okurlardan gelen öneri ve eleştirilerle devamlılık sağlayacak.

Ve tabi ki bu köşe yazısı ilçeleri mercek altına alırken, genel siyasetteki kimi gelişmeler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilçelere sakat bakışını da es geçmemeye çalışacak.

Gazapizm'den İzmir'de belediye ve esnafa çağrı: Konser günü ulaşım ayarı ve öğrencilere indirim yapılmasını rica etti
Gazapizm'den İzmir'de belediye ve esnafa çağrı: Konser günü ulaşım ayarı ve öğrencilere indirim yapılmasını rica etti
İçeriği Görüntüle

Tekraren ez cümle: Eğer birer birer kendi hayatlarımızda ya da topyekûn memlekette kötü giden şeyler varsa; o kötü giden her ne olursa olsun, düzeltmeye en aşağıdan başlayabiliriz.

Size hem iyi hem de kötü bir haber vereyim: Başlıyoruz.

----------------------------------------------------

SIRADAKİ YAZI: ’Çocuk başkan adayı’ndan Yıldız’a Çiğli’de iki yıl: Allah’ını seven defansa gelsin!

Muhabir: Eylül Emek Kılınç