Yeni Parti'nin çağrısıyla, kayyım atanan ve yayınları durdurulan Halk TV'nin İstanbul stüdyosu önünde Halk TV Dayanışma Mitingi yapıldı.
Mitingde, Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde kaleme aldığı mektup Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından okundu.

Mektupta İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Değerli yurttaşlarım, Silivri’den en sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Sizleri hasretle kucaklıyorum. Bugün yanınızda olamasam da sizin tek yürek olduğumuzu biliyorum. Direnişinizle, dayanışmanızla, dualarınızla bana ve yol arkadaşlarıma güç oluyorsunuz. Sizler haksızlık karşısında susanlardan değil; adaletin, eşitliğin, hakkın yanında duranlarsınız. İyi ki varsınız. Sağ olun, var olun.
Türkiye bugün tarihi günlerden geçiyor. Her türlü muhalefet, özgür basın, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları siyasallaşmış yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Eşitsizliğe, adaletsizliğe, milletin malına, oyuna, iradesine çökülmesine itiraz eden herkes kanıtsız, delilsiz tutsak ediliyor. Ana muhalefet partisine butlan, belediyelere kayyum atanıyor. Halka gerçekleri anlatan gazeteciler ailelerinden, evlatlarından koparılıp hapsediliyor. Gazeteler, televizyon kanalları, sosyal medya hesapları tek tek karartılıyor. Şimdi de ne tesadüftür ki tam da savunmamı yapacağım zamanda; özgür basının en güçlü sesi olan Halk TV, kayyum ile susturuldu."

"UNUTMAYIN, 'HİÇBİR KORKUYA BENZEMEZ, HALKINI SATANIN KORKUSU'"
"Sesim yasak, resmim yasak, sosyal medya hesaplarım yasak, savunmamı aktardığım kitap yasak, duruşmamı takip edip haberleştiren Halk TV yasak. Ama hiç korkmayın; bizi yasaklar hiçbir zaman yıldırmadı, yıldırmayacak. Onlar, asrın soygunu fon vurgunu duyulmasın isteyecekler. Onlar, siyasallaşmış yargı eliyle milletin iradesine yaptıkları darbeyi saklamak isteyecekler. Onlar, millet açlıkla imtihan verirken ceplerini nasıl doldurdukları bilinmesi isteyecekler. Onlar, Halk TV gerçekleri milletle buluşturmasın isteyecekler. Neden mi? Çünkü korkuyorlar. Milletten, milletin tokadından korkuyorlar. Unutmayın, 'hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu'.
Tarih rakiplerini sindirmek için adaleti yerle bir edenlerle, basını susturanlarla, kitapları yakanlarla, özgürlükleri kısıtlayanlarla, muhaliflerini birer birer zindana hapsedenlerle dolu. Sorarım şimdi nerede onlar? Hak ettikleri yerde, tarihin çöplüğündeler. Her birinin iktidarı birer birer son buldu. Ama önünde ama sonunda millet kazandı. Kazanır. Milleti susturamazsınız, gerçekleri karartamazsınız."

"EVLATLARIMIZ BİZİ UTANÇLA DEĞİL, GURURLA ANACAK, ANLATACAK"
"Bugün iktidardan aldığı güçle, usulsüz kararların altına imza atanlar, baskı rejiminin yanında durup ceplerini dolduranlar, hak etmedikleri makamlara ve mevkilere kavuşanlar, yarın utanç içinde inkâra girişecekler. Bizler 'Onurumuzla, dimdik mücadele ettik, direndik' diyeceğiz. 'Susturmaya çalıştılar, susmadık; bedel ödedik ama vazgeçmedik' diyeceğiz. Evlatlarımız bizi utançla değil, gururla anacak, anlatacak.
Bugün Halk TV kapatılmış olabilir. Bugün Halk TV’yi, onun onurlu çalışanlarını ve Cafer Mahiroğlu'nu susturduklarına inanabilirler. Ama yanılırlar. Çünkü millet, her şeyden önce vicdanıyla duyuyor olan biteni. Temiz kalbiyle görüyor eşitsizliği, adaletsizliği. Millet cebinde, sofrasında, evinde, sokağında, pazarda hissediyor talanı, yalanı, vurgunu… Bu iktidarın artık süresi doldu. Bunu görüyorlar, bunu biliyorlar. Baskıyı, zulmü artırırsam; Ekrem’i tutuklar, Halk TV’yi susturursam kaçınılmaz olanı değiştiririm sanıyorlar. Aldanıyorlar."

"MİLLET KARARINI ÇOKTAN VERDİ"
"Millet kararını çoktan verdi. Millet baskıyı, zulmü, eşitsizliği, otokrasiyi değil; özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği, adaleti, demokrasiyi çoktan seçti. Halk TV’nin ve onurlu çalışanlarının daima yanındayız. Özgür basını asla susturamayacak, sesimizi kısamayacak, gerçekleri karartamayacaksınız. Millet Halk TV’ye de iradesine de sonsuza kadar sahip çıkacaktır. Adalet, demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlere selam olsun."

ÖZGÜR ÖZEL: “GÜN BİRLİKTE MÜCADELE ETME GÜNÜDÜR”
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV önünde düzenlenen dayanışma mitinginde yaptığı konuşmada, "Yeni Parti'nin milletimizin bağışlarıyla aldığı otobüsümüzün üzerindeyiz. Bu akşamı bir parti mitingi olarak değil, muhalefetin tüm seslerine, tüm renklerine alan açan ve Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV'ye kayyım atanmasını protesto etmek, emekçileriyle dayanışma göstermek için bugün bir aradayız. Halk TV'nin 200'e yakın basın emekçisinin yanlarındayız, arkalarındayız" dedi.
Özel, eylemde DİSK, KESK, TMMOB ve İstanbul Tabip Odası ile DEM Parti, TİP, EMEP, Sol Parti, Yeşil Sol Parti, EHP, HKP ve SODAP'ın, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Zafer Partisi ve LDP'nin temsilcilerinin bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Dönem, muhalefetin ayrı düşme, muhalefetin birbirine farklılıkları üzerinden mesafelenme günü değildir. Gün, kötülüğe, baskıya, zulme, sansüre, susturanlara, zulmedenlere karşı hep birlikte mücadele etme günüdür. Demokrasilerde üç kuvvet anılır. Yasama, yürütme, yargı ama dördüncü bir kuvvet vardır ki o yetkiyi elinde tutanları kamu adına denetleyen, iktidarın karşısında milletin sorularını soran, yanıt arayan, denetim görevi yapan, halkın gözü kulağı olan gazetecilik mesleğidir, medya kuruluşlarıdır. Bu dönem, AK Parti'nin kara düzeni, denetimden korkmakta, kaçmaktadır, denetlemek isteyene saldırmakta, susturmaktadır. AK Parti'nin kara düzeni millete hesap vermeye karşıdır. AK Parti'nin kara düzeni, halktan topladığı vergilerin nasıl harcandığının sorulmasına karşıdır. AK Parti'nin istediği düzen denetimsiz, kayırmacı, keyfi bir düzendir. İşte bugün, gecenin bu saatinde bizim burada olmamıza sebep olan, onların medya anlayışının, yani kendilerine dalkavuklar yaratan sistemin dışında kalan, namusuyla çalışan, hakikati kovalayan gazetecilere karşı ve onların kurumlarına karşı, gerekirse soruşturmalar, para cezalarıyla başlayan, gözaltılar, tutuklamalar yapan, el koyan, kayyım atayan, susturan ve yok eden anlayışlarına karşı bir mücadelede ses yükseltmek için, bu mücadeleyi toplumsallaştırmak için ve haber hakkımızı savunan gazetecilerin haklarını savunmak için buradayız. Ve bu mücadele yarına bırakılamaz. Yarınları karartmak için bugünlerde meydanlarda, sokaklarda olmalıyız, hep birlikte olmalıyız.

"BU MİLLET TARİHTE ÇOK KARA KIŞLAR GÖRDÜ"
Bu millet tarihte çok kara kışlar gördü, çok dar yollardan geçti. Darbelerde sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hep hedef oldu, gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler. Ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler. Bu ülke Uğur Mumcuları, Abdi İpekçileri, Çetin Emeçleri, Hırant Dinkleri unutmadı. Bugün ölüm yıldönümünde andığımız Ahmet Taner Kışlalıları unutmadı. AK Parti, her zaman basın özgürlüğünün karşısında oldu. Havuz medyası yöntemiyle birtakım kamu ihalelerine giren ve bu ihaleleri kazandıranlardan oluşturdukları bir havuzla, dönemin şartlarında TMSF elinde olan kurumları teker teker yandaşlarına aldırdığı bir havuz medyası düzeni oluşturdu. Kendine bağlı olanı besledi, güçlendirdi. Karşısında olanla uğraştı, cezalandırdı, yıldırmaya çalıştı. Siyasetçilere 'ya hapse atıl ya gel bizim partiye katıl' derken, gazetecilere de 'Ya beni savunursun, dalkavuğum olursun ya da hapsi boylarsın, mesleğinden, ekmeğinden olursun' dedi. 12 Eylül'de askerler bazı haberleri çıkmadan engelliyorlardı. Gazeteciler o kısmı boş bırakıp yapılan sansürü görünür kılıyorlardı. Bugün ise bu iktidar bırakın haber yapacak kişiyi gözaltına almak, tutuklamak, otokontrole zorlamak, mesleğini elinden almak, tehdit etmenin yanında, koskoca medya kuruluşlarına, bambaşka bahanelerle sadece muhalefet ettikleri için el koymayı, kayyım atamayı, daha sonra da onları yok etmeyi bir yöntem olarak benimsemiş durumdalar.

Bu yaptıkları AK Parti'nin kara düzeninin yeni medya düzeni olarak dayatılıyor ve yandaşları tarafından savunuluyor. Bizse buradan mesleğini onuruyla yapan, susmayan, vazgeçmeyen, sinmeyen ve sindirilmeyen meslektaşlarını savunmak için burada toplanmış durumdayız. Merdan Yanardağ'dan Murat Ağırel'e, Şaban Sevinç'ten Mustafa Balcı'ya, Fatih Ergin'den Tuğba Tekerek'e, Hasan Güraksu'dan Ali Tarakçı'ya, Selahattin Günday'dan Sami Tunca'ya, Nadiye Gürbüz'den Mustafa Gök'e, İrem Delice'den Hatice Duman'a, Erol Zavar'dan Erdal Süsem'e ve bugün susturulmaya çalışılan, dik durmayan boyun eğmeyen kardeşim İsmail Arı'ya, tüm tutuklulara selam olsun. Adını saydığım, sayamadığım, bildiğim, bambaşka bir yerde özgürlüğünden edilmiş kim varsa, tüm gazetecilere bin selam olsun. Onların yanındayız, sonuna kadar onlarla birlikteyiz.

"HALK TV SOKAKTA GERÇEĞİ AKTARMAKTAN GERİ DURMADI"
Halk TV, kara düzenin dayattığı bataklığa inat, çiçek açabilenlerin kurumuydu. Bütün zorluklara rağmen, mesleğini yapmak isteyen basın emekçilerinin mücadele ettiği bir kurumdu. Halkın sesi olmak için 2005'te kuruldu. Kurulduğunda doğru düzgün kamerası, stüdyosu olmayan, çalışanlarının kıt kanaat geçinerek büyüttükleri bir kanaldı. Gezi direnişinde birileri penguen yayını yaparken, Halk TV sokaktaki gerçeği aktarmaktan geri durmamıştı. Bir yıl sonra 301 madenci kardeşimiz madende katledilirken, birileri o madencilerin arkadaşlarını Soma sokaklarında tekmelerken, o acı gerçeği Türkiye'ye gösteren Halk TV'nin özgür gazetecileriydi. Üstünden bir yıl geçti. 7 Haziran - 1 Kasım arasında Türkiye kaosa sürüklendi. Diyarbakır'da seçimden önce patlayan ve dört canı alan terör eyleminden ta 1 Kasım'da yapılacak seçime kadar Türkiye'nin dört bir yanında yaşatılan kaosa ve bunun birilerinin eliyle yönetilmesini çok kişi görmezden gelirken, duymazken, söylemezken, bu zorlu süreçte halka gerçekleri olduğu gibi aktaran Halk TV'ydi, Halk TV'nin emekçileriydi. Bir yıl sonra 15 Temmuz gecesi, ne istedilerse verenlerin, etle tırnak gibi olanların, zamanında altına tank, uçak verenlerin karşı karşıya geldikleri bir gecede, birileri darbeye kalkışınca, Halk TV ben bu iktidara muhalifim demedi, Halk TV, sandığın, demokrasinin, seçilmişlerin arkasında durdu, darbeye karşı net tavır aldı. 15 Temmuz gecesinden Halk TV, alnının akıyla çıktı. Bir gün Atatürk'ün koltuğunda oturan Genel Başkan, Çubuk'ta linç girişimine uğradı. Halk TV, oradaydı. Halk TV yine yakanlardan değil yananlardan taraftı. Ve ne acıdır ki maalesef o kişi bugün Halk TV'yi hedef gösteren isimlerden biri oldu. İşte, bu meydanda muhalefetin bütün sesleri varken, muhalefetin bütün renkleri varken, sureti muhalefetten görünüp, Halk TV'yi hedef gösterip, Halk TV'ye kayyım atanınca toplumsal tepkinin karşısında timsah gözyaşları dökenler, timsah gözyaşlarıyla twit atanlar, bu meydanda muhalefetle birlikte olamıyorlar, olamayacaklar.




