DOĞUKAN FİKRİ FİDAN / İZ GAZETE - İzmir’in kültürel mirası arasında önemli bir yere sahip olan sübye, bugün kentte giderek daha az kişi tarafından biliniyor. Bir dönem sokaklarda uzun kuyruklar oluşturan sübye geleneğini yaşatmaya çalışan isimlerden biri de 39 yıldır bu işi sürdüren Veysel Kızılay.
Ancak Kızılay’ın hikayesini ilginç kılan yalnızca yıllardır sübye satması değil. Kızılay, gündüzleri sübye arabasıyla İzmir sokaklarını dolaşırken akşamları ise semazen olarak farklı etkinliklerde gösteri yapıyor.

GÜNDÜZ SÜBYE, GECE SEMÂ
Çocukluğundan bu yana sübyeciliğin içinde olduğunu anlatan Kızılay, baba mesleğini sürdürdüğünü belirtiyor. Kavun çekirdeğinden hazırlanan geleneksel içeceği sabah saatlerinde İzmirlilerle buluşturan Kızılay, sübyelerin kısa sürede tükendiğini söylüyor.
Kızılay, İzmir’de kendisiyle birlikte yalnızca üç seyyar sübyecinin kaldığını ifade ediyor. Amcalarıyla birlikte mesleği yaşatmaya çalışan Kızılay, yıllar içinde değişen ilgiden de söz ediyor.
“Babamın bu işi yaptığı dönemlerde insanlar sıraya geçerdi. Büyük kazanlarda, buz kalıplarının içinde satardı. Sabah 9-10 gibi sübye biterdi. O zamanlar öyle yoğun bir talep vardı. Benim çocukluğum hep babamın yanında geçti. Mesleği ondan öğrendim. Daha sonra kendim de çıkmaya başladım.”
Kızılay’ın mesaisi ise sübye satışıyla sona ermiyor. Günün ilerleyen saatlerinde bu kez başka bir kimliğe bürünen Kızılay, semazenlik yapıyor. Çeşitli etkinliklerde sema gösterileri gerçekleştiren Kızılay, birbirinden oldukça farklı görünen iki işi de severek yaptığını anlatıyor.

“İKİSİNİ DE ÇOK SEVİYORUM”
Sübyeciliğin kendisi için yalnızca geçim kaynağı olmadığını, İzmir’in eski bir kültürünü yaşatma sorumluluğu taşıdığını belirten Kızılay, semazenliği de aynı şekilde gönülden yaptığını söylüyor.
Gündüzleri sokaklarda sübye satan, akşamları ise sema gösterileri yapan Kızılay, iki mesleğine de zaman ayırmaya çalışıyor. Bir yanda yıllardır ailesinden devraldığı sübyecilik geleneği, diğer yanda sema sanatı…
Kızılay’ın hayatı, İzmir’in geçmişten bugüne taşıdığı farklı kültürel mirasların kendisinde buluştuğu ilginç bir örnek olarak dikkat çekiyor.

“İZMİR’DE SADECE ÜÇ KİŞİ KALDIK”
Sübyenin Sefarad Yahudileri aracılığıyla İzmir kültürüne dahil olduğunu anlatan Kızılay, içeceğin temel malzemesinin kavun çekirdeği olduğunu belirtiyor.
“Sefarad Yahudileri İspanya’dan İzmir’e göç ederken boyoz, peksimet ve sübye gibi kültürlerini de İzmir’e ve ülkemize getirmişler. Şu anda İzmir’de sübye satan yalnızca 3 kişi kaldık. İki amcamla birlikte bu mesleği sürdürüyoruz.”
Kızılay, sübyenin hazırlanışını ise şöyle anlatıyor:
“Sübye, kavun çekirdeğinin özünden yapılıyor. Önce kavun çekirdeğini yıkıyoruz, kıyma makinesinden dört kez çekiyoruz. Daha sonra toz şekerle güzelce macun haline gelene kadar yoğuruyoruz. Ardından sulandırıyoruz ve süzüyoruz.”
“YENİ NESİL SÜBYEYİ PEK BİLMİYOR”
Sübyenin geçmişte İzmir sokaklarında çok daha yaygın olduğunu belirten Kızılay, bugün ise özellikle genç kuşağın bu içeceği tanımadığını söylüyor.
“Yeni nesil maalesef sübyeyi pek fazla bilmiyor, bilen de çok az. Ancak sübyeyi tadanlar bu tarihi içeceğin tadını çok seviyor. Özellikle sıcak günlerde insanlara ferahlık veriyor. Bizden devamlı sübye alan müşterilerimiz var. Bir tadan bir daha bırakamıyor.”
Sabah saatlerinde sübye arabasıyla sokağa çıkan Kızılay’ın ürünleri öğle saatlerine kalmadan tükeniyor. Kemeraltı ve Çankaya başta olmak üzere farklı noktalarda sübye satışı yapan Kızılay, bir yandan da bu geleneğin tamamen unutulmaması için mücadele ediyor.





