Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin Seferihisar Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Yetişkin’in avukatı Serhat Gökalp, müvekkili ile ilgili detaylara yer verdi. Gökalp, Yetişkin’in düzenli olarak diyalize bağlanması gerektiğini ifade ederek, sağlık durumunun ise gözaltı ve tutukluluk koşullarına uygun olmadığını belirtti.
“TEDAVİSİNİN AKSAMASI ÖLÜMCÜL SORUNLARA YOL AÇABİLİR”
"Kendisi haftada 3 gün, yaklaşık 8 saat hemodiyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetmezliği hastasıdır” diyen Gökalp, “Ayrıca şeker hastası ve daha önce bypass ameliyatı geçirmiştir. Bugün ifadelerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevki yapılacak, pazartesi de diyalize girmesi gerekmektedir. Diyaliz tedavisinin aksaması; sıvı ve toksin birikimi, potasyum yükselmesine bağlı ölümcül kalp ritim bozuklukları, akciğer ödemi ve hayati tehlike oluşturabilecek ciddi komplikasyonlara yol açabilir” dedi.
“GÖZALTI KOŞULLARI RAHATSIZLIĞINI ARTIRABİLİR”
Gözaltı koşullarında sağlık problemleri yaşayabileceğini bildiren Gökalp, “Uykusuzluk, düzensiz beslenme ve ilaç tedaviye erişimde yaşanabilecek aksaklıklar diyabetin kontrolünü bozabilir, kalp damar sistemi üzerinde ek yük oluşturabilir ve mevcut sağlık risklerini ciddi şekilde artırabilir. Bununla birlikte hürriyetinden kısıtlanan kişinin tedavisi adına izlenecek sevk prosedürleri hastanın yorulmasına, fizyolojik ve psikolojik direncinin kırılmasına sebebiyet verecektir. İstanbul Protokolü ve Mandela kuralları ışığında, diyaliz bağımlısı bir hastanın cezaevi/nezarethane koşullarında tutulması, tıbbi komplikasyon riski ile birlikte insan onurunu ilgilendiren bir sorunudur. AİHS m.3 ve Anayasa m.17 kapsamında düzenlenen kötü muamele yasağı, kişinin tıbbi durumuyla bağdaşmayan infaz/tutuklama koşullarını mutlak olarak yasaklar. AİHS m. 3’ün ihlali, yargılamayı otomatik olarak haksız hale getirmektedir” ifadelerine yer verdi.
"İLERİ DERECEDE DİYABET HASTASI "
“Başkanın sağlık durumunun gözaltı sürecinde kesintisiz şekilde gözetilmesi ve tedavisinin eksiksiz sürdürülmesi yaşamsal önem taşımaktadır” diyen Gökalp, “Gecikmesi halinde tedavisi mümkün olmayacak krizlerin neticesi tedbirlerin ölçüsüzlüğünü göstermektedir. Başkan, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle haftada üç gün diyalize gitme zorunda olmakla birlikte geçmişte bypass operasyonu geçirmiş ve ileri derece diyabet hastasıdır. Bu doğrultuda devletin, AİHS m. 2 kapsamında 'Yaşam Hakkını' korumaya yönelik pozitif yükümlülüğü devreye girmektedir. Başkanın yaşamını idame ettirebilmesi için steril ve tam teşekküllü bir tıbbi merkeze kesintisiz erişimi, yaşam hakkının zorunlu bir gereği olmakla birlikte başkanın tedavisini gerçekleştiren hastayı tanıyan hekimlerin tedaviyi sürdürmesi gerekmektedir. Nitekim hastanın öyküsünü bilen hekimin olası kötü senaryolarda durumu tahlil edebilmesi daha kolay olacağından tedaviden netice alınması sağlanacaktır” dedi.




