TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli maaşının 20 bin TL’ye çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin de yer aldığı bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor.
Teklifin ilk imza sahibi AKP’li Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy, teklifin ilk ve en önemli ayağının hukuk devletinin temel taşı olan belirlilik ilkesi olduğunu belirterek, "Anayasa Mahkemesi son dönemde verdiği kararlarla bazı yasal düzenlemenin çerçevesinin daha net çizilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Biz de bu iradeye uygun olarak da gerekli adımları atıyoruz. Madde 1 ve madde 2 ile aday memurlarının güvenliği üzerine düzenleme öngörüyoruz. 650 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki 'Memuriyetle bağdaşmayacak durumlar' ifadesi ucu açık olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu belirsizlik aday memurlarımız için husus kaynağı olmakta idi. Yeni düzenleme ile bu süreci tamamen disiplin cezası şartına bağlıyoruz" dedi.
"ADAY MEMUR AĞIR BİR CEZA ALIRSA İLİŞİĞİ KESİLECEK”
Kanun teklifine göre, aday memurun temel eğitimde başarısız olması, birden fazla uyarma, kınama alırsa veya aylıktan kesme gibi ağır bir ceza alması durumunda ilişiğinin kesileceğini belirten Gülsoy, "657 sayılı Devlet Memur Kanunu 127. maddesinin 2. fıkrasında disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayacağı düzenlenmektedir. Teklifte 3. madde ile disiplin cezalarının yargı tarafının iptal edilmesi durumunda idarenin yeniden işlem yapma süresi netleştirilmektedir. Bu sayede zaman aşımın belirsizliğini ortadan kaldırmış oluyoruz. Bir yandan disiplin cezası suçunun cezasız kalmamasını sağlıyor. Diğer yandan kamu güvenliğini süresiz bir sonuç engellemek altında kalmasını, engelleri, hukuku güvenliği tesis etmiş oluyoruz" ifadelerini kulandı.
4 MİLYON 111 EMEKLİDEN, 4 MİLYON 917 BİN EMEKLİYE ARTIŞ BEKLENİYOR
Gülsoy, 2019 yılında bin TL ile başlayan alt sınır aylık uygulamasının bugün sosyal güvenliğin en önemli koruma kalkanından biri haline geldiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"2025 Temmuz ayında 16 bin 881 TL olan bu rakam 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12,19 üzerinde bir artışla yaklaşık yüzde 18,48 oranında artırılarak 20 bin TL'ye yükseltilmektedir. Bu düzenlemeden önce mevcut durumda 4 milyon 111 bin emeklimiz faydalanırken yapılan düzenleme ile bu sayının 4 milyon 917 bin kişiye çıkması öngörülmektedir. Düzenlemenin 2026 ile toplam maliyeti 110 milyon 200 bin olarak hesaplanmıştır."
“SİGORTA PRİM TEŞVİKLERİ ÇALIŞANLARIMIZI DOĞRUDAN DESTEKLEMEKTE”
İşverenlerin üzerindeki mali yükü azaltmak, kayıtlı istihdamı korumak ve rekabet gücünü arttırmak için 2016 yılından beri asgari ücret desteğini asgari ücrete yapılan zam oranında yüzde 27 artarak 2026 yılında da sürdürdüklerine dikkat çeken Gülsoy, "Sigortalı başına aylık bin 270 TL olmak üzere günlük 2.33 TL olarak belirlenen bu desteğin yıllık maliyeti, istihdamın desteklenmesi amacıyla yürütülen bu programlar kapsamında sigortalı işverenlerimiz 2025 yılında ilk 10 ayında yaklaşık 358 milyar 800 milyon TL. 2004-2025 Ekim arasındaki toplam yaklaşık 1 trilyon 345 milyar TL teşvik desteği sağlanmıştı. Her biri uygulandığı dönemde amacına başarıyla hizmet etmiş. Özellikle çeşitli nedenlerle iş gücü piyasasında yaşanacak daralmaları engellemiştir. Çalışanlarımızın istihdamda kalmalarına ve yeni istihdam alanlarının açılmasına imkan sağlamıştır. Uygulanan sigorta prim teşvikleri sadece işverenlerin finansal olarak destekleyen bir mekanizma olmasının ötesinde çalışanlarımızı da doğrudan destek desteklemektedir" dedi.
“PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU DENETİM ALTINDA”
Gülsoy, kanun teklifiyle Anayasa Mahkemesi'nin denetim usullerine ilişkin iptal gerekçeleri doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu ve iştiraklerinin denetim yapısını daha öngörülebilir hale getirileceğini belirterek, "Fon ve bağlı şirketler özel hukuk hükümlerine tabi olarak ticari esneklikleri koruyacak ancak bağımsız denetimin yanı sıra Cumhurbaşkanı denetim elemanları ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nun denetimi altına almaya devam edecektir. Bu hem küresel piyasalar için güven verici bir adım hem de milli servetimizin yüksek sırada bulunması demektir" dedi.
Gülsoy, konuşmasına şöyle devam etti:
"Türkiye Varlık Fonu Yönetim Anonim Şirketi, bunlar tarafından hakim hisseler olarak kurulan veya kurulacak şirketler ve alt ile bunların bedelleri ödenmek suretiyle sermayesinin ya da katılım paylarının yarısından fazlasına sahip olan şirketler fonlar ve bağlı ortakların özel hukuk hükümlerine tabi olduğu açık ve tereddütte yer vermeyecek şekilde hüküm altına alınmaktadır. Bu kapsamda şirketler bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve kendi özel mevzuatlarına uygulanarak açıkça belirtilmiş. Böylelikle Anayasa Mahkemesi'nin özellikle vurguladığı şekilde tabi olunacak hukuki rejime ilişkin genel çerçeve net, belirli ve öngörülü bir hale getirilmektedir. Bu düzenlemenin devamında söz konusu şirketler ve fonların, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil olmak üzere sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan şirketlere uygulanan mevzuat hükümlerine kısıtlamalara ve uygulamalara tabii tutulmayacağı açıkça düzenlenmektedir. Burada bu tercih bir denetimsizlik ya da imtiyaz yaratma amacı taşımamaktadır."




