Film ve dizi uyarlamalarının sadık okuru memnun etmediği bilinen bir gerçek. Ancak aşağıdaki listenin karşılaşacağı en büyük güçlük, özgür ve sınırsız yayın kanallarının giderek azaldığı günümüz Türkiye’sinde siyasi iradenin göstereceği olumsuz reaksiyon olacaktır. İşte sansüre ve yasağa takılmadan izleyiciyle buluşması halinde sinema tarihimizde derin izler bırakması muhtemel dört önemli roman...

Film gibi romanlar: Türk edebiyatının en sinematografik eserleri

Devlet Ana – Kemal Tahir

Türk edebiyatının usta kalemi Kemal Tahir’in Osmanlı Devlet yapısı ve toplumsal düzenine dair fikirlerini, unutulmaz bir 13. yüzyıl anlatısı eşliğinde dile getirdiği ölümsüz romanı gerek dizi formu gerekse beyaz perde için biçilmiş kaftan. Zengin bir prodüksiyon, geniş oyuncu kadrosu ve romanın ruhunu içtenlikle kavramış usta bir yönetmen eşliğinde ekrana gelmesi halinde tozu dumana katar. Tıpkı roman gibi, uyarlamanın da ortalığı bir miktar karıştırması ve keskin siyasi hatlara bölünmüş gibi görünen Türkiye toplumunda ateşli tartışmalara yol açması kuvvetle muhtemel.

Film gibi romanlar: Türk edebiyatının en sinematografik eserleri

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti – Sevgi Soysal

1970’ler Ankara’sında devrilen yaşlı bir ağacı çeşitli karakterlerin gözünden izlediğimiz unutulmaz Sevgi Soysal başyapıtı da on yıllardır perdeye uyarlanmayı bekliyor. Dönemin politik tartışmalarının fonunda, insan ilişkilerine dair çarpıcı gözlemlerini ve artık çok geride kalmış gündelik hayat ayrıntılarını dingin bir üslupla anlatan kitap, özenli bir prodüksiyonla izleyiciyle buluşması halinde, Masumiyet Müzesi’ne oranla çok daha büyük bir etki yaratabilir.

3-394

Berlin’de Almanya’ya Filistin tepkisi: Soykırımın ortağısınız!
Berlin’de Almanya’ya Filistin tepkisi: Soykırımın ortağısınız!
İçeriği Görüntüle

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Kaybolan arkadaşı Selim Işık’ı arayan Turgut Özben’in hikayesi, tüm büyük edebiyat eserlerinde olduğu gibi sanki biraz da film olması için yazılmış gibidir. İzleyiciyi 1970’lere götürecek sarımtırak filtreler ve özenli oyuncu seçimiyle Türk sineması varoluşçu bir başyapıt daha kazanabilir. Analog çağların unutulmuş gündelik pratikleri kadar, arayış sürecinin kendisi de büyük ilgi çekecektir. Kitabın edebiyat türleri arasında serbestçe gezinen anarşizan üslubu ile katman katman açılan zorlayıcı hikayesi, dizi formu için de son derece büyük potansiyel barındırıyor.

Film gibi romanlar: Türk edebiyatının en sinematografik eserleri

Issızlığın Ortası – Mehmet Eroğlu

Türkçe edebiyatın yaşayan en önemli kalemlerinden Mehmet Eroğlu’nun unutulmaz kara hikayesi 1991 yılında perdeye uyarlanmıştı. Daha geniş teknik imkanlar sayesinde günümüzde yapılacak yeni bir uyarlama da en az kitap kadar ses getirecektir. Türkiye'nin 12 Mart dönemi, savaş, cinsellik, kahramanlık, pişmanlık gibi kavramları sorgulayan romanın, çarpıcı finali, muhtemelen sosyal medyada aylarca canlı tartışmaların konusu olur. Sırf romanın yeni kuşaklara ulaşma ihtimali dahi uyarlama için yeterli bir motivasyon sayılabilir.

Kaynak: EYLÜL EMEK KILINÇ