Sayıştay’ın Ege Üniversitesi 2024 yılı raporunda 3 milyar liralık kamu zararı tespiti ve başlatılan usulsüzlük soruşturmasına ilişkin Ege Öğretim Elemanları Derneği’nden (EGÖDER) açıklama geldi.

Dernek, raporda tespit edilen döner sermaye yolsuzluğu soruşturmasının sadece tutuklanan kişilerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

HAYTAP'tan Cemil Tugay'a sert tepki: Söz vermişti, şimdi köpekler toplanıyor!
HAYTAP'tan Cemil Tugay'a sert tepki: Söz vermişti, şimdi köpekler toplanıyor!
İçeriği Görüntüle

Önceki rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın rektörlük döneminin 12.12.2025’te bittiği yeni rektörün de aynı tarihte göreve başladığı hatırlatılan açıklamada, “Ege Üniversitesi’nin itibarı sessizlikle değil; şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat, akademik özerklik ve kamusal sorumluluk ilkelerinin açık biçimde savunulmasıyla korunabilir.” denildi.

Dernek, Üniversitenin en üst düzeydeki yönetiminin de sorumluluk zincirinin açığa çıkarılması gerektiğini vurgularken “EGÖDER olarak, bu ilkeler doğrultusunda sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz” ifadelerini kullandı.

"EÜ YÖNETİMİ DE KAPSAMLI İNCELENMELİ"

Açıklamada şunlar aktarıldı:

“Ege Üniversitesi’nde döner sermaye, satın alma ve ihale süreçlerine ilişkin yürütülen soruşturmayı büyük bir ciddiyetle izliyoruz. Masumiyet karinesi ve yargı sürecinin bağımsızlığı temel ilkemizdir. Bununla birlikte, kamuoyuna yansıyan iddiaların kapsamı, gözaltı ve tutuklama kararları ile Sayıştay raporlarında yer alan bulgular, konunun yalnızca bireysel ceza sorumluluğu düzeyinde ele alınamayacağını göstermektedir. Ege Üniversitesi, ülkemizin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri olarak yalnızca bir eğitim ve araştırma kurumu değil; aynı zamanda kamu sağlığı, akademik liyakat, bilimsel üretim ve toplumsal güven açısından büyük sorumluluk taşıyan bir kurumdur. Bu nedenle sürecin, satın alma ve harcama işlemleriyle ya da yalnızca suç isnat edilen kişilerle sınırlı kalmadan; ilgili dönemin tüm yönetsel karar, yetki devri, iç denetim, satın alma - harcama süreçleri, idari gözetim, hastane işletimi, akademik kadro politikaları ve eğitim-hizmet kalitesine etkileriyle birlikte ve bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi şarttır”

“ÜST DÜZEY SORUMLULUK DIŞARIDA BIRAKILMAMALI”

“Bu ölçekteki bir süreç, dönemin yönetsel ve denetim sorumluluk zinciri bütünlüklü biçimde incelenmeden kurumsal olarak aydınlatılmış sayılamaz. Ülkemizin en eski üniversitelerinden biri olan kurumumuzun etik değerlerinin, akademik itibarının ve kamusal sorumluluğunun korunması adına; bu hassas sürecin, dönemin üst düzey yönetsel ve denetim sorumluluk zinciri de dışarıda bırakılmaksızın, eksiksiz biçimde yürütülmesinin takipçisi olacağız. Beklentimiz; yargı sürecinin hiçbir kişi ya da makam peşinen dışarıda bırakılmadan yürütülmesi, üniversite yönetiminin ise bağımsız ve kapsamlı bir idari inceleme başlatması, bulguları kamuoyuyla paylaşması ve benzer süreçlerin yeniden yaşanmaması için somut yapısal önlemleri açıklamasıdır. Ege Üniversitesi’nin itibarı sessizlikle değil; şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat, akademik özerklik ve kamusal sorumluluk ilkelerinin açık biçimde savunulmasıyla korunabilir. EGÖDER olarak, bu ilkeler doğrultusunda sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz”

NE OLMUŞTU?

2024 yılında Ege Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ile satın alma birimlerinde kamu ihaleleri ve doğrudan temin süreçlerinde usulsüzlük yaptıkları, belirli firmalara menfaat sağladıkları ve kamu zararına neden oldukları gerekçesiyle 47 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, 9 Haziran'da İzmir merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda örgüt elebaşı olduğu iddia edilen Ş.Ç, eski EÜ Tıp Fakültesi Dekanı D.B. ile hastane eski başmüdürü Ö.Ö'nün de arasında yer aldığı 47 şüpheli gözaltına alınmıştı.

12 Haziran'da adliyeye sevk edilen şüphelilerden Ş.Ç, D.B. ile Ö.Ö'nün de aralarında bulunduğu 27 kişi tutuklanmıştı.

Yapılan inceleme ve değerlendirmelerde Sayıştay raporlarına göre gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararının oluştuğu belirtilmişti.

Örgüt elebaşı olduğu iddia edilen Ş.Ç'nin üniversitede herhangi bir resmi görevi bulunmamasına rağmen fiilen yönetici gibi davrandığı, kendisine üniversitede makam odası tahsis edildiği ileri sürülmüştü.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ