Dünyanın dört bir yanındaki bölgeler su kriziyle mücadele ediyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni raporuna göre dünyada “küresel su iflası” dönemi başladı. BM’nin raporunda insanların tatlı su sistemlerini kendini yenileyemeyecek düzeyde tükettiği, bu nedenle birçok bölgede geri dönüşü olmayan kayıpların yaşandığı ifade edildi.
Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün yayımladığı rapora göre; Dünya nüfusunun dörtte üçü, yaklaşık 6,1 milyar insan, tatlı su kaynaklarının “güvensiz” ya da “aşırı güvensiz” olduğu ülkelerde yaşıyor.
4 MİLYAR KİŞİ HER YIL EN AZ 1 AY SU KITLIĞI ÇEKİYOR
Raporda, 4 milyar kişinin her yıl en az 1 ay “ciddi su kıtlığı” ile karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Kentlerde “Sıfırıncı Gün” olarak adlandırılan ve su şebekelerinin çökme noktasına geldiği krizlerin arttığına dikkat çekilen raporda, İran’ın başkenti Tahran’da yaşanan su sıkıntısı da yer aldı.
Raporda, ülke yönetiminde “kentin bazı bölümlerinin tahliyesi” ya da “başkentin taşınması” tartışmalarını gündeme getirdiği aktarıldı.
TÜRKİYE’DE YER ALTI SULARI ÇEKİLİYOR
Söz konusu BM’nin raporunda Türkiye’de de yer altı sularının aşırı çekilmesi sonucunda bazı bölgelerde yaklaşık 700 obruk oluştuğu, bu obrukların bir kısmının 30 metre kadar derinliğe ulaştığı ifade edildi.
GÖÇ KRİZİ KAPIDA MI?
Rapora göre kuraklık ve su kıtlığı, Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde kitlesel yer değiştirmeleri tetikleyebilir.
BM Üniversitesi Enstitüsü Direktörü ve raporun başyazarı Kaveh Madani, su krizinin yalnızca iklim koşullarına bağlanamayacağını vurguladı. Madani, “Su iflası, ne kadar suya sahip olduğunuzla değil, suyunuzu nasıl yönettiğinizle ilgilidir” ifadelerini kullandı.
Raporda ayrıca yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve kirliliğin birçok bölgede tatlı su kaynaklarında kalıcı kayıplara yol açtığı kaydedildi.
“SU İFLASI” TANIMI İLK KEZ NET BİR ŞEKİLDE KULLANILDI
BM’nin “su iflası” ifadesini bu ölçekte ilk kez kullandığı belirtilirken, önceki raporlarda daha çok “su stresi” veya “su krizi” gibi kavramların tercih edildiği ortaya çıktı. Rapora göre “su iflası” tanımı, bazı bölgelerde artık “toparlanma” ihtimalinin kalmadığına işaret ediyor.
Raporda, “su iflası”nın politika tartışmalarında açık biçimde tanınması ve küresel ölçekte bir izleme çerçevesi oluşturulması çağrısı yapıldı. Hükümetlerin, su kaynaklarını daha da zayıflatacak projeleri durdurmayı değerlendirmesi gerektiği belirtildi.




