CEMRE YUVARLAK/İZ GAZETE- DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de 30 Ekim tarihinde meydana gelen depremin 6’ıncı yılında, İzmir’e geldi. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Babacan ardından Bayraklı ’da depremde hayatını kaybedenleri andı. Akşam ise katıldığı programda konuşan Babacan, Fon vurgununu dolandırıcılık olarak tanımlayarak, “Bu dolandırıcılığı yapanlar derhal bulunup, cezalandırılmalı” diye konuştu.

PROGRAMA KİMLER KATILDI?
DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen programa Babacan ile birlikte DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Ankara Milletvekili Sadullah Kısacık, CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, YENİ Parti İzmir İl başkanvekili Murat Aydın, STK temsilcileri ve vatandaşlar da katılım gösterdi.
“YOKSULLUKLARA RAĞMEN O MİLLET GELECEĞİNDEN VAZGEÇMEDİ”
Açılış konuşmasını yapan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, “Dün Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladık. Peki, Cumhuriyet nasıl bir ülkede kuruldu, hiç düşündük mü? Nüfusumuz yaklaşık 13,5 milyondu. Bunun 10 milyondan fazlası köylerde yaşıyordu. Okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 13, kadınlarda ise yalnızca yüzde 4’tü. Anadolu’nun pek çok yerinde okul yoktu, öğretmen yoktu, hastane yoktu, sanayi yoktu, yol yoktu. Yıllarca savaşmış, yorulmuş, yoksullaşmış bir millet vardı. Ama bütün bu yokluklara rağmen o millet geleceğinden vazgeçmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları yalnızca bir Cumhuriyet kurmadılar, bu millete yeniden umut verdiler. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçen herkesi saygı ve minnetle anıyorum” dedi.

“DEVLETİN CİDDİYETİ DEPREMDEN ÖNCE GÜVENLİ YAŞAM SAĞLAMAKLA ÖLÇÜLÜR”
Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:
“Kıymetli misafirler, Bugün aynı zamanda 30 Ekim… İzmir için acı bir gün. Altı yıl önce bugün, saat 14.51’de bu şehir sarsıldı. Evler yıkıldı, ocaklar söndü, hayaller yarım kaldı. 117 canımızı kaybettik. Aradan tam altı yıl geçti. Peki, İzmir bugün ne kadar güvenli? Unutmayalım ki deprem hangi partiye oy verdiğimize bakmaz. Enkaz altında kalan bir insanın siyasi kimliği olmaz. Bizim görevimiz, felaketten sonra birbirimizi suçlamak değil, felaket yaşanmadan önce birlikte çözüm üretmektir. Çünkü devletin ciddiyeti, depremden sonra enkaz kaldırmakla değil, depremden önce vatandaşına güvenli bir yaşam sağlamakla ölçülür”
“BU KADAR BÜYÜK KAYNAKLAR VATANDAŞLARA AYRILSAYDI KAÇ ÇOCCUK TEDAVİ İMKANINA KAVUŞUR KAÇ AİLE NEFES ALIRDI?”
“Ben yalnızca hepimizin vicdanına dokunan birkaç örnek vermek istiyorum. Bir anne düşünün… Kucağında SMA hastası evladı var. Bir baba düşünün… Çocuğunun tedavisi için sokak sokak, meydan meydan yardım topluyor. Bir anne evladını yaşatmak için bağış toplamak, bir baba çocuğunun hayatını insanların merhametine bırakmak zorunda kalmamalı. Diğer tarafta milyonların, milyarların konuşulduğu fon dolandırıcılığı olaylarını görüyoruz. İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar büyük kaynaklar vatandaşımızın ihtiyaçlarına ayrılabilseydi, kaç çocuğumuz tedavi imkânına kavuşur, kaç ailemiz rahat bir nefes alırdı?”
“PAMUĞU YETİŞTİREN ÜLKEDE PAMUKLU KIYAFET ALMAKTA ZORLANIYORUZ”
“Bir başka örnek vereyim. Biz pamuk üreten bir ülkeyiz. Ama bugün insanımız, pamuklu kıyafet almakta zorlandığı için daha ucuz polyester ürünlere yöneliyor. Düşünebiliyor musunuz? Pamuğu yetiştiren ülkenin insanı, pamuklu kıyafeti almakta zorlanıyor. Çiftçimiz üretiyor ama kazanamıyor. İşçimiz çalışıyor ama geçinemiyor. Emeklimiz huzur içinde yaşayamıyor. Gençlerimiz geleceğini başka ülkelerde arıyor. Oysa bu ülkenin toprağı da var, kaynağı da var, yetişmiş insanı da var. İhtiyacımız olan; adaletli, liyakatli ve kaynaklarını doğru kullanan bir yönetim anlayışıdır”
“DEPREM DEMİŞLER OTOPARKI KAPATMIŞLAR”
Kemeraltı’ndaki otopark sorununa değinen Babacan, “Deprem demişler otoparkı kapatmışlar. Üretim başlamayınca gelir olmayınca insanlar nasıl geçinecek?” dedi.
“Bugün İzmir depreminin tam altıncı yılı. Aslında bugün bizim İzmir’de olmamızın da önemli bir vesilesi 30 ekim tarihi. Bundan tam 6 yıl önce 117 vatandaşımızı kaybettiğimiz birçok insanımızın yaralandığı büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldık. O günden bugüne devam eden yargı süreçlerinin olduğunu, depremin yaralarının hala sarılmadığını bugün öğrendik. Umarım vatandaşlarımız en kısa zamanda haklarına kavuşurlar” ifadelerini kullandı.
“HUKUK VE ADALET OLMADAN EKONOMİ OLMAZ”
Babacan, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“İzmir ülkemizin tarihinde çok özel bir yere sahiptir. İzmir kurtuluşumuzun egemenliğimizin şehridir. İktisadi bağımsızlığımızın da temellerinin atıldığı şehirdir. O yüzden buradan İzmir’den altını çizerek söylüyorum ki hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomi olmaz”
“İNSANIMIZ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALMAK İSTİYOR”
“Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık kurulamaz. Ne zaman insanlarımızla bir araya gelsem hep aynı isteği görüyorum. İnsanımız çalışmak istiyor. Emeğini karşılığını almak, evlatlarının geleceğini kurmak istiyor. Peki şu anda ülkeyi yönetenler bu beklentilere nasıl karşılık veriyor? Bunu anlamak için 2027 bütçesine bakmak yeterli. Bütçe şu anda komisyonda. Bu bütçeye baktığımızda ülke yönetenler neye göre önceliklerini hazırlamışlar, neye ne kadar kaynak ayırmışlar baktığımızda epey bir fikir veriyor”
“2017 İÇİN HEDEFLENEN ENFLASYONUN 2 KATI FAİZDE ARTIŞ VAR”
“Çünkü bütçede eğitime ayrılan kaynağa bakınca aslında çocukların geleceğine ne kadar önem verildiğini görürsünüz. Tarıma ayrılan paya bakınca üretime, sağlığa ayrılan bütçeye bakınca insan sağlığına verile değeri anlarsınız. Şu an görüşülen bütçede en büyük pay faiz ödemelerine ayrılmış. Gelecek yılın ortalama kuruyla hesap edince devletin faize ödediği para 70 milyar dolar ediyor. 2027 için hedeflenen enflasyonun 2 katı kadar faizde artış var. Bazen bu devletin ödediği faiz sanki insanların cebinden çıkmıyor gibi geliyor. Devlet bu parayı nereden buluyor? Hepimizin ödediği vergilerden o faiz ödeniyor.”
“TÜRKİYE YÜZYILININ İLK ÜÇ YILI DÜN İTİBARİYLE DOLDU”
Açıklamasının devamında iktidarın Türkiye Yüzyılı politikasını hedef alan Babacan şunları söyledi:
Ekonomiyi doğru yönetmedikten riski azaltmadıktan sonra güven sağlanmadıktan sonra ne bu faizlerin makul bir seviyeye inmesi mümkün olur ne de güven kazanılır. Zor bir dönemden geçiyoruz. Her alanda ama her alanda sorunların çoğaldığı bir dönemden geçiyoruz. Şöyle bir baktığınızda Türkiye’de uzunca bir süredir tartıştığımız ve Türkiye yüzyılı diye adlandırılan, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılıyla ilgili büyük bir tanıtım yapıldı ve sözüm ona ümit oluşturuldu. Türkiye yüzyılının ilk üç yılı dün itibariyle doldu
“FİNANASAL ANLAMDA EN BÜYÜK DOLANDIRICILIK BU DÖNEMDE YAŞANDI”
“Bu üç yıla baktığınızda Cumhuriyet tarihinde bütçeden kullanılan en büyük faiz ödemesi bütçesinin kullanıldığını görüyorsunuz. Ayrıca finansal anlamda en büyük dolandırıldığın da bu dönemde yaşandığını görüyorsunuz. Bu kadar büyük bir dolandırıcılık olayı bu kadar uzun bir süre devam ettiyse hem siyasi iktidar içerisinden hem de bürokrasi içerisinden destek almadan bunun olması mümkün değil”
“DERHAL BU DOLANDIRICILIĞI YAPANLAR BULUNMALI”
“Adalet Bakanı diyor ki Şubat 2025’te bu mesele bize gelmişti diyor. Hazine ve Maliye Bakanı da diyor ki manipülasyonun farkındayız. Siz her hafta ülkenin Cumhurbaşkanıyla toplantılarda bir araya gelen insanlar değil misiniz? Madem haberiniz oldu neden hiçbir şey yapmadınız? Bu konuyu Cumhurbaşkanına aktardınız mı? Peki aktarmadıysanız, cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığını Cumhurbaşkanına haber vermiyorsanız bu daha vahim. Bu dolandırıcılığı yapanlar çok kısa süre içerisinde bulunup hak ettikleri ceza verilmezse o zaman ileride her zaman bu ülkede piyasalarda dolandırıcılık olacağı endişesi hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Asla güveni oluşturamazsınız. Yerli yabancı fark etmiyor, güven olmayınca olmaz. Derhal ve derhal bu dolandırıldığı yapanlar bulunmalı ucu kime dokunursa okunsun hak edilen ceza verilmeli”





