CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından görevlendirilen, Milli Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, İçişleri Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç ve Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara’dan oluşan heyet Kahramanmaraş’a gitti.
Heyet, saldırıda yaralanan öğrencileri ve ailelerini ziyaret etti.
"EVLATLARIMIZ GÜVENDE DEĞİLSE HİÇBİRİMİZ DEĞİLİZ"
Çocukların güvenliği için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Murat Bakan, şöyle konuştu:
"Acımız büyük, başımız sağ olsun. Gerçekten hani Türkiye'de duymaya alışık olmadığımız, genelde televizyonlarda, Amerika Birleşik Devletleri'nde gördüğümüz tarzda bir şey yaşadık. Ama 'geliyorum' diyen bir olaydı bu. Yavaş yavaş, giderek artan dozda... Ailelerle görüşüyoruz. Çocukların durumu... Çocuklar 11-12 yaşında. Yani insanın gerçekten yüreği elvermiyor. Hani biz de duygu doluyuz. Çok sayıda evladımız hayatını yitirdi. Şu an yoğun bakımda olan, hayati tehlikesi olan çocuklarımız var. Biz 4 kişilik Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak buraya geldik. İki politika kurulu başkanı; Milli Eğitimden Sorumlu Suat Özçağdaş, ben, Maraş Milletvekilimiz Ali Öztunç, bir de Nermin Yıldırım Kara Hatay Milletvekilimiz.
Ailelerle görüşüyoruz, hastaneleri ziyaret ediyoruz. Elimizden gelen çok fazla bir şey yok. Ama bu konuda yapılabilecek çok şey var aslında. Yani işin bir eğitim politikaları kısmı var, bununla ilgili Suat Başkanım söyleyecek. Bir de kamu güvenliği, yani çocuk suçluluğu, incel akımı... Bunlarla ilgili konular var. Bunlarla ilgili de biz çalışıyoruz ama dediğimiz gibi; bunları bugün değil, bu acıyı yaşadığımız gün değil, önümüzdeki günlerde konuşacağız. Neler yapılmadı, neler eksik yapıldı? Yani çocuklarımız sokakta güvende değil. Çocuklarımız okulda güvende değil. Bebeklerimiz hastanede güvende değil. Hiçbirimiz güvende değiliz. Türkiye'de polisin en çok olduğu, emniyet mensuplarının en çok olduğu, bekçinin en çok olduğu dönemde evlatlarımız, biz, hiçbirimiz güvende değiliz. Evlatlarımız güvende değilse zaten hiçbirimiz güvende değiliz. Dolayısıyla şu an yarın işte defnedeceğiz, evlatlarımızı son yolculuğuna uğurlayacağız."
"BU İŞİ SİYASET DÜZELTECEK"
Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, şunları söyledi:
"Evet arkadaşlar, maalesef büyük bir acı yaşıyoruz. Kahramanmaraş, Türkiye büyük bir acı yaşıyor. Yani ne denir bilmiyorum ama şimdi zamanı değil. İlerleyen günlerde çok şey söylenecek, onu bir defa baştan belirteyim. 9 evladımız yaşamını yitirdi. Burada, diğer hastanelerde yoğun bakımda olan evlatlarımız var, kardeşlerimiz var. Allah'tan hepsine şifa diliyoruz. Dualarımız onlarla. İnşallah ayağa kalkacaklar, bunu umut ediyoruz. Gerek üniversite hastanesinde gerek diğer hastanelerde hocalarımız, doktorlarımız ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu ben bir Kahramanmaraş milletvekili olarak siyaset üstü bir olay olarak görmek istiyorum, görüyorum. Ama siyaset düzeltecek bu işi, bu da var. Ben bölgenin, ilin vekili olarak bir kez daha bütün hemşehrilerime başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.
Yani bir cümle edeyim: Böyle televizyonlarda mafya dizileri yayınlamaya devam etsinler. Çoluk çocuğun eline silah verip özendirmeye devam etsinler. Televizyonda önüne gelen silahla biri birini vuruyor, öbürü öbürünü vuruyor. Bir sürü saçma sapan dizileri yayınladıkça bu işlerin önüne geçilemez. O yüzden hani şimdi değil, acımız var ama ilerleyen günlerde daha çok konuşacağız. Bunu söylemek istiyorum. Tekrar yaralılarımıza geçmiş olsun diyorum. Bakanlar geldi, geri dönmüşler. Yarın sabah geri geleceklermiş cenazeler için. Niye gittiler? Kalın burada. Yani geldiler, döndüler. Sabah cenazeye gelecekler devletin uçaklarıyla. Bunları konuşacağız önümüzdeki günlerde."

"YUSUF TEKİN HESAP VERMELİ"
Okullarda yaşanan benzer olaylar üzerinden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e eleştirilerde bulunan Suat Özçağdaş, şunları söyledi:
"Milletçe başımız sağ olsun. Gerçekten konuşmanın çok zor olduğu bir andayız. Böyle durumlarda iktidar partisinin bir çeyrek yüzyıldır 'Böyle acıların siyaseti olmaz' söylemi var. Acıların siyaseti olmaz ama siyaset, acılar olmasın diye var. Murat Bakan başkanımız içişlerinden, ben Milli Eğitimden sorumluyum. Çok deneyimli iki milletvekili arkadaşımız var. Eylül 2023'ten bu yana okullarda, bu son iki günkü olaylarla beraber 46 şiddet vakası oldu. Yusuf Tekin bakanken 37 öğretmen ya da öğrencimiz öldü. 37 kişi! Dünyanın herhangi bir anlamlı ülkesinde bir tanesi olsaydı bir tedbir alınırdı. Birileri istifa ederdi. Birileri strateji geliştirirdi. Televizyonlarda anlattık, mecliste söyledik. Okulların her birisine bir araştırma önergesi vererek, yasa teklifi vererek, soru önergeleri vererek, konuşmaları yaparak; '60 bin okul var, her birine bir güvenlik görevlisi atayalım' dedik. Bir ay önce Genel Başkanımız Özgür Özel, uzman çavuşların özel durumunu da göz önüne alarak, 'Bu deneyimli arkadaşlarımızı okullarda görevlendirelim' dedi. Ben Eylül 2023'ten bu yana söylüyorum.

Şimdi bunu nasıl anlatacağız Türkiye'ye? Bu 65 bin okul görevlisinin Türkiye'ye toplam maliyeti 60 milyar lira. Bu yıl yandaşlardan alınmayan vergi 768 milyar lira. 12 katı! 60 milyar... Peki güvenlik görevlisi alsak bu sorunu çözer miyiz? Fiziki güvenliği sağlarız ama sorunu çözemeyiz. Çünkü okul aslında toplumun buluşma noktası. Eğer çocuklar, Ali Öztunç vekilimin söylediği gibi sürekli televizyon dizilerinde bir grup saçma sapan adamın her hafta 5 kişiyi, 10 kişiyi, 20 kişiyi basıp, ellerini kollarını sallayarak yollarına devam ettiklerini görüyorlarsa, dizilerde kimseye bir şey olmuyorsa... Sosyal medya kanıyor. Şiddet içeren oyunlar inanılmaz bir yaygınlık hâlinde. Küçücük çocukların ellerinde var. Doğal olarak bunun yansımaları var. Peki okula gelen çocuklar nereden geliyorlar? Kimisi annesi, babası, dedesi, teyzesi, halası başını okşayarak gönderiyor. Kimisi o imkandan mahrum. Kimisinin parası var, kimisinin parası yok. Kimisi azarlanıyor, kimisi sevgi görüyor. Dolayısıyla okul bir buluşma noktası. Okulda güvenlik görevlisi yetmez. Okul sosyal hizmetleri programınız olacak. O eşitsizlikleri, o zorbalıkları, o hukuksuzlukları bir yerde eşitleyeceksiniz. Çare bulacaksınız. Söyledik, söyledim, anlattım. Türkiye'nin dört bir yanında anlattım. Bartın'ında, Edirne'sinde, Kahramanmaraş'ta anlattım, hatırlayacaksınız. Dinlemediler.
Peki rehber öğretmen ne işe yarar? Bir önceki bakan çıktı söz verdi, '100 öğrenciye bir rehber öğretmen' dedi. Bu bakan dedi ki, 'Sözü ben mi verdim?' E okulda rehber öğretmen yok, sosyal hizmet programı yok, toplumda şiddet devam ediyor. Çocuk okulda... Yemek yok, söz verildiği hâlde su yok. Dolayısıyla buradan bu tablo çıkıyor. 'Efendim bunlar münferit olaylar.' Münferit falan değil! Bir ülkede bir bakanın döneminde 37 çocuk ölmüşse buna münferit diyemeyiz, kusura bakmasınlar. Benim içim yanıyor. Benim 11 yaşında oğlum var. Ben bunu düşündüğüm zaman delirecek gibi oluyorum. Yani kimse kusura bakmasın. Kimsenin evladı, kimsenin göz ardı edebileceği kadar önemsiz değil."
Yani 18 milyon çocuk, 1.2 milyon öğretmen her gün okula gidiyorlar ve o okullar Türkiye'nin en güvenli noktaları olmalı. Bakın hastaneye geldik, kapıda güvenlik görevlisi var. Postaneye gidin, kapıda güvenlik görevlisi var. Sağlık müdürü var, Milli Eğitim Müdürlüğü var, tapu var, nüfus var. Bakanlar sürüyle korunuyorlar. Milletvekilleri kale gibi. Cumhurbaşkanı korunsun diye yılda 32 milyar harcanıyor. Helali hoş olsun, hepsi korunsun. Peki kardeşim, bu çocukları niye korumuyoruz yani? Bu ülkenin korunacak bir numaralı yurttaşları çocuklarıdır! Ben diyorum ki, öyle bugünlerde 'hepimiz aynı acıyı paylaşıyoruz' falan... Ali vekilimin dediği gibi konuşacağımız çok şey var. Hesap vermeyi de bileceksiniz kardeşim! 'Fırat'ın kıyısında bir kuzu kaybolursa sorumlusu benim' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onun bakanı Yusuf Tekin... Hesabını vereceksiniz kardeşim. Bu ülkedeki çocuklar bize emanet. O yüzden hepimizin başı sağ olsun."




