Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy, Sarnıç İZBAN ve Otobüs Aktarma Merkezi’ndeki bir büfeye yaptığı ziyarette vatandaşların temel gıda ürünlerini veresiye almak zorunda kaldığını belirterek alım gücündeki düşüşe dikkat çekti.
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirsoy, Sarnıç İZBAN ve Otobüs Aktarma Merkezi’nde gevrek ve boyoz büfesi işleten Banu Atasoy’u ziyaret etti.
CHP’li Demirsoy’un aktardığına göre; Büfede genç bir yurttaş haftalığını henüz alamadığını söyleyerek aldığı ürünlerin parasını daha sonra ödemek istedi. Bir başka yurttaşın da maaşını aldığında ödeme yapacağını belirterek iki poğaça ve bir yumurta aldığı ifade edildi.
Atasoy’un ise müşterilerine “Sonra verirsin” diyerek yardımcı olduğu aktarıldı. CHP’li Demirsoy, vatandaşların temel ihtiyaçlarını dahi veresiye almak zorunda kalmasının sorgulanması gerektiğini belirtti.

“SAHADA GÖRDÜĞÜMÜZ GERÇEKLER”
Demirsoy’un açıklaması şöyle:
“Bu sabah, Sarnıç İZBAN ve Otobüs Aktarma Merkezi’nde bulunan gevrek–boyoz büfesini işleten Banu Atasoy bacımızı ziyaret ettim.
Her gün gelip geçerken selamlaştığım Banu Hanım’la bugün bir çay içip sohbet etme fırsatımız oldu. O bir taraftan işini yaparken, ben de kendisini dinledim.
Ama bugün tanık olduğum bazı konuşmalar beni gerçekten çok üzdü.
Genç bir kardeşimiz geldi:
“Banu abla, haftalığımı henüz alamadım. Sonra versem olur mu?”
Banu ablanın cevabı çok anlamlıydı:
“Ne demek evladım, tabii ki. Bir gevrek, bir peynir verir misin?”
Bir başka hanımefendi geldi:
“Abla, maaşımı aldığımda vereceğim.”
İki poğaça, bir yumurta aldı.
Banu Hanım yine aynı şekilde:
“Tabii ki kardeşim.”
Dayanamadım, sordum:
“Banu Hanım, nedir bu?”
Verdiği cevap aslında bugün ülkemizde yaşanan ekonomik tablonun özeti gibiydi:
“Her geçen gün böyle birbirimizi idare etmek zorunda kalıyoruz. Yapacak başka çaremiz yok.”
Sonra sordum:
“Kaçta gelip, kaçta gidiyorsun?”
Sabah 05.00’te açıyor, öğlen 13.00’e kadar çalışıyor.
Yani saatlerce alın teri döküyor.

Peki, bütün bu emeğinin karşılığında günlük kazancı ne kadar?
700–800 TL…
Düşünebiliyor musunuz?
Sabahın 5’inde işinin başına geçen, öğlen 1’e kadar çalışan bir emekçinin günlük kazancı 700–800 TL…
Ve daha da acısı; insanlar artık bir gevrek, bir poğaça, bir yumurta alırken bile “Maaşımı alınca veririm” demek zorunda kalıyor.
Banu bacımız da “Sonra verirsin” diyerek komşuluğu, insanlığı ve dayanışmayı ayakta tutmaya çalışıyor.
İşte ben bugün bir büfede sadece gevrek, boyoz ve poğaça görmedim.
Bir ülkenin ekonomik gerçeklerini gördüm.
Bugün geldiğimiz noktada ekonomik tabloyu sadece rakamlarla değil, vatandaşımızın günlük yaşamında da açıkça görüyoruz.
Doların 50 TL’ye, mazotun 90 TL’ye dayandığı bir ülkede; emekçinin, emeklinin, esnafın ve dar gelirli vatandaşımızın geçim mücadelesi her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Banu bacımızın büfesinde karşılaştığımız veresiye alışverişler, aslında bu ekonomik tablonun en sade ve en gerçek göstergesidir.
Rakamlar ne söylerse söylesin, asıl gerçek vatandaşın cebindedir.
Buradan ülkeyi yönetenlere, ekonomi politikalarını belirleyenlere ve sorumluluk makamında bulunanlara bir kez daha soruyorum:
İnsanlarımız neden temel ihtiyaçlarını bile veresiye almak zorunda kalıyor?
Emekçinin alın terinin karşılığı neden bu kadar değersizleşti?
Sabahın 5’inde işinin başına geçen bir insan, neden emeğiyle insanca yaşayamaz hale geldi?
Ekonominin iyiye gittiğini söyleyenlere, sahaya çıkıp Banu bacımızın büfesinde bir sabah geçirmelerini tavsiye ediyorum.
Çünkü gerçek ekonomi tabloların üzerinde değil, sabahın 5’inde kepenk açan esnafın ve emekçinin hayatında görülür.
İşte biz her gün sahadayız.
Masa başında oturarak değil; halkımızın arasında, esnafımızın yanında, emekçimizin yanında olarak gerçekleri yerinde görüyoruz.
Çünkü biz masa başından değil, halkın içinden konuşuyoruz.
Başta Banu bacımız olmak üzere tüm esnaflarımıza hayırlı işler, bol ve bereketli kazançlar diliyorum.
Bir kez daha buradan özellikle ifade etmek istiyorum:
Gaziemir’de yaşıyorsanız, alışverişlerinizi iğneden ipliğe mümkün olduğunca Gaziemirli esnafımızdan yapmanızı çok önemsiyorum.
Yerel esnafımızın ayakta kalması, Gaziemir’imizin ekonomisinin ve dayanışmasının güçlenmesi demektir.
Ben bugün Banu bacımıza,
“Hayırlı işler, bol kazançlar” diyerek ayrıldım.
Ama aklımda onun söyledikleri kaldı.
Yarın yine sahada olacağız.
Yarın bir başka gerçek ile buluşacağız.
Bugün Banu bacımızın büfesinde gördüğümüz tablo, ülkemizin ekonomik gerçeklerinden bağımsız değildir.
Bir yanda sabahın 5’inde kepenk açıp alın teriyle çalışan esnafımız, diğer yanda temel ihtiyaçlarını veresiye almak zorunda kalan vatandaşımız var.
Ekonomi, sadece büyüme rakamlarından, grafiklerden ve açıklamalardan ibaret değildir.
Ekonomi; pazara giden annenin filesinde, emeklinin cüzdanında, esnafın kasasında, işçinin sofrasında ve çocuğuna harçlık vermeye çalışan babanın cebindedir.
Biz sahada bunları görüyoruz.
Ve gördüğümüz gerçekleri söylemeye, halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.
ALIM GÜCÜ KARŞILAŞTIRMASI | 2009 → 2026
2009’da:
200 TL’lik banknot tedavüle çıktığında, İzmir’de gevrek yaklaşık 50 kuruştu.
200 TL ile 400 gevrek alınabiliyordu.
Aynı 200 TL yaklaşık 130 dolar ediyordu.
2026’da:
200 TL ile yalnızca 10 gevrek alınabiliyor.
Aynı 200 TL yaklaşık 4,14 dolar ediyor.
Yani 200 TL’nin gevrek karşılığı 400’den 10’a, dolar karşılığı ise yaklaşık 130 dolardan 4,14 dolara düşmüş durumda.
Yorumu halkımıza bırakıyorum.”





