CHP Çiğli İlçe Başkanı Süleyman Karadağ, partisindeki son gelişmeleri ve Çiğli’nin kronikleşen sorunlarını tüm şeffaflığıyla değerlendirdi. Parti içi kopuşların kitlesel olmadığını ve gidenlerin 'baba ocağına' döneceğini belirten Karadağ, son yerel seçimlerdeki aday belirleme yöntemlerini topa tuttu. Çiğli'de önceliğin park ve bahçe değil, kentsel dönüşüm ve can güvenliği olduğunun altını çizen Karadağ, adaylık sürecinden yargı operasyonlarına kadar birçok konuda net konuştu.

"BİZİM MESELEMİZ KİŞİLER DEĞİL, CHP'Yİ BÜYÜTMEKTİR"

Göreve geldiği ilk günlerde partiden istifa edenlere yönelik yaptığı ılımlı çağrının arka planını anlatan CHP Çiğli İlçe Başkanı Süleyman Karadağ, “Aslında yaptığım o açıklama doğrudan Çiğli’ye yönelik bir açıklama değildi. Daha çok Türkiye genelinde yaşanan bazı olaylara ilişkin bir değerlendirmeydi. Çünkü biz Çiğli’de, Türkiye’nin başka yerlerinde yaşandığı gibi çok büyük sorunlar yaşamadık. Bizden önce görev yapan arkadaşlarımız ilçe binamızdan ayrılırken partimizin mallarına zarar vermediler. Ben de bunun için kendilerine teşekkür ettim. Sonradan taşınabilir bir bilgisayar ile yazıcının götürüldüğünü fark ettik. Arkadaşlarımız herhalde bunları götürebileceklerini düşündüler. ‘Bunlar partimizin demirbaşı, geri getirin’ dedik. Sağ olsunlar, geri getirdiler ve konu bizim açımızdan kapandı. O dönemde Çiğli örgütümüz içerisinde sayıları üçü beşi geçmeyen bazı kişiler vardı. Hem Genel Başkanımıza hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkan bizlere yönelik her gün ağza alınmayacak hakaretlerde bulunuyorlardı. Açıklamamın bir kısmı da aslında onlara yönelikti. Ama Çiğli’nin geneline baktığımızda böyle büyük bir kavga ya da ayrışmadan söz edemeyiz. Bugün o dönem farklı düşündüğümüz arkadaşlarımızla sahada karşılaşıyoruz; tokalaşıyoruz, sarılıyoruz, sohbet ediyoruz. Çünkü siyaset böyle bir şey. Bugün farklı düşünebiliriz ama yarın yine yan yana geleceğiz. Hepimiz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Bizim meselemiz kişilerle değil. Bizim meselemiz Cumhuriyet Halk Partisi’ni büyütmek, örgütümüzün birlik ve beraberliğini korumak ve Çiğli için hep birlikte mücadele etmektir” diye konuştu.

"BU SÜREÇ CHP'Yİ KÜÇÜLTMEYECEK, AKSİNE GÜÇLENDİRECEKTİR"

Partiden ayrılarak ‘yeni bir siyasi hareket’ veya ‘Yeni Parti’ çatısı altında toplanan isimlere yönelik çok sert eleştiriler getiren Karadağ, bu durumun partiye kan kaybettirdiği yönündeki iddialar ile ilgili şunları söyledi:

“‘Yeni bir siyasi hareket’ diyen arkadaşların geçmişlerine bakıyorum. Kimisi beş dönemdir milletvekilliği yapmış, kimisi 20 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nde; il ve ilçe başkanlıklarında, parti yönetimlerinde çeşitli görevlerde bulunmuş. Açıkçası ortada yeni bir isim de yeni bir siyasi kadro da göremiyorum. Peki, fikir olarak yeni bir şey söylüyorlar mı? Toplumun gerçek sorunlarına, hayat pahalılığına, emeklinin, işçinin, gencin yaşadığı sıkıntılara ilişkin yeni bir çözüm önerileri var mı? Ben bugüne kadar buna ilişkin kapsamlı bir açıklamalarına da rastlamadım. İktidara yönelik ciddi bir eleştirilerini de duymuyoruz. Varsa yoksa Cumhuriyet Halk Partisi, Altı Ok ve partimizin kurucu değerleri… Eğer ‘yenilik’ dedikleri şey, yıllarca görev yaptıkları Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve onun kurucu değerlerini hedef almaksa, kusura bakmasınlar; ben böyle bir yenilik anlayışını kabul etmiyorum. Yeni siyaset, eski partinize saldırmakla olmaz. Yeniyseniz yeni bir söz söyleyeceksiniz, yeni bir fikir ortaya koyacaksınız, ülkenin sorunlarına yeni çözümler üreteceksiniz. Bu ayrışma bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne kan kaybettiriyormuş gibi görünebilir. Ancak ben bunun geçici olduğuna inanıyorum. Göreceksiniz, bu sürecin sonunda Cumhuriyet Halk Partisi çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Ben bu süreci, yaşlanmış ve kurumuş dalları bulunan büyük bir ağacın budanmasına benzetiyorum. Budama sırasında ağaç küçülmüş, hatta zayıflamış gibi görünür. Ama o kurumuş dallar temizlendikçe yeni filizlere, yeni dallara yer açılır; köklerinden aldığı güçle yeniden büyür. Cumhuriyet Halk Partisi de kökleri çok güçlü, asırlık bir çınardır. Köklerimiz Cumhuriyet’tir, demokrasi ve adalettir, Altı Ok’tur, kurucu değerlerimizdir. Dallar değişebilir, yapraklar dökülebilir; ama kökler sağlam olduğu sürece o ağaç yeniden yeşerir. Ben inanıyorum ki bu süreç CHP’yi küçültmeyecek; aksine yenileyecek, güçlendirecek ve geleceğe çok daha sağlam taşıyacaktır.”

"AYRILAN BİRÇOK ARKADAŞIMIZ BABA OCAĞINA DÖNECEK"

Çiğli'de yaşanan istifaların boyutuna ve Yeni Parti'ye geçişlere değinen Karadağ, yaşanan durumu,

“Elbette birtakım geçişler oldu, bunu inkâr etmiyoruz. Ancak üye sayılarımıza baktığımızda bu geçişlerin yaklaşık yüzde 10 seviyesinde kaldığını görüyoruz. Dolayısıyla kamuoyunda yaratılmaya çalışıldığı gibi örgütümüzün büyük bölümünü kapsayan kitlesel bir kopuştan söz etmek mümkün değil. Üstelik ayrılan bazı arkadaşlarımızla yaptığım görüşmelerde, ‘Çok acele ettik, pişmanız’ şeklinde değerlendirmeler de duyuyorum. Bu nedenle ben önümüzdeki süreç konusunda son derece umutluyum. Siyasette zaman zaman kırgınlıklar olur, insanlar farklı arayışlara yönelebilir. Ancak kırgınlıklarla alınan kararlarla, insanın yıllarca inandığı değerler aynı şey değildir. Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir ailedir. Biz kimsenin arkasından kapıyı kapatmıyoruz. Kırılmış, kızmış, farklı bir tercih yapmış olabilirler; ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkelerine ve kurucu değerlerine inanan bütün arkadaşlarımızın bu çatının altında yeri vardır. Ben kısa süre içerisinde ayrılan birçok arkadaşımızın yeniden ait oldukları yere, baba ocağı Cumhuriyet Halk Partisi’ne döneceğine inanıyorum. Geldiklerinde de kimseye ‘Neden gittin?’ diye hesap sormayacağız. ‘Hoş geldin’ diyeceğiz, sarılacağız ve kaldığımız yerden hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” sözleriyle özetledi.

"BİZİM İÇİN ESAS OLAN PARTİLERİN DEĞİL, HALKIN ÇIKARIDIR"

Yeni parti oluşumlarının ardından Çiğli Belediyesi Meclisi'ndeki değişen dengelere ve CHP grubunun yeni dönemdeki tutumuna ilişkin net bir çerçeve çizen Karadağ, “Şu anda Cumhuriyet Halk Partisi’nde yedi belediye meclis üyemiz kaldı. Ancak ben kısa süre içerisinde bu sayının yeniden artacağını düşünüyorum. Ben de geçmişte belediye meclis üyeliği yaptım. Görev yaptığım süre boyunca siyasi hesaplardan önce halkın çıkarlarını gözetmeye çalıştım. Bugün de anlayışımız değişmiş değil. Göreve geldiğimizden bu yana belediye meclis üyesi arkadaşlarımızla üç kez bir araya geldik. Bu toplantılarda çok açık bir ilke ortaya koyduk: Belediye meclisine gelen bir önerge Çiğli halkının yararınaysa, kimden geldiğine bakmadan destekleyeceğiz. Halkın yararına değilse, kim getirirse getirsin karşı çıkacağız. Biz belediye meclisini siyasi kavgaların yaşandığı bir alan değil, Çiğli’nin sorunlarının çözüldüğü bir yer olarak görmek istiyoruz. Diğer siyasi partilerin meclis üyeleri de aynı anlayışla, yani parti çıkarlarını değil Çiğli halkının çıkarlarını gözeterek hareket ederse, inanın belediye meclisindeki kararların tamamına yakını oybirliğiyle çıkabilir. Bizim tavrımız çok açık: Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz. Kimin önerdiğine değil, Çiğli’ye ne kazandırdığına bakacağız. Bizim için esas olan partilerin değil, halkın çıkarıdır” açıklamasında bulundu.

"HUKUK BAŞKA BİR ŞEYDİR, SİYASİ SORUMLULUK BAŞKA BİR ŞEYDİR"

Türkiye genelinde ve özellikle son dönemde İzmir'de sıkça görülmeye başlanan CHP'li belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamaları bir hukukçu ve siyasetçi kimliğiyle değerlendiren Karadağ, masumiyet karinesi ile siyasi ahlak arasındaki çizgiye dikkat çekerek, “Ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri masumiyet karinesidir. Ben masumiyet karinesine son derece önem veriyorum ve bunun özellikle altını çiziyorum: Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan hiç kimseyi suçlu ilan edemezsiniz. Ancak hukuk başka bir şeydir, siyasi sorumluluk başka bir şeydir. Siyaset yapan insanların çok vahim iddialarla anıldığı dönemlerde, bu tartışmaların ve iddiaların siyasi yükünü partilerine taşıtmalarını da doğru bulmuyorum. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Aklanın, gelin’ sözünden benim anladığım da tam olarak budur. Hakkınızda ciddi ve kamuoyunu derinden ilgilendiren iddialar varsa, partinizi bu tartışmaların altında bırakmak yerine gerektiğinde siyasete ara verirsiniz, görevinizden veya partinizden ayrılırsınız. Hukuki süreç tamamlanır, aklanırsınız; ardından başınız dik bir şekilde geri gelir, kaldığınız yerden siyasetinizi yapmaya devam edersiniz. Bu yaklaşım hiç kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine hem masumiyet karinesine saygı duymak hem de siyaset kurumunun ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin itibarını kişilerin üzerinde tutmaktır. Çünkü kişiler gelip geçicidir; Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal itibarı ve toplumun siyasete duyduğu güven hepimizin üzerindedir” çıkışında bulundu.

“İDDİALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNDE YOLSUZLUK VE KAMU KAYNAKLARININ KULLANIMI VAR”

Karadağ, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Ben de bugün baskıcı AKP iktidarının yönettiği bu ülkede AKP'ye karşı siyaset yapıyorum. Dolayısıyla siyaset yaparken birtakım riskleri göze aldığımın farkındayım. Bir gün siyasi düşüncelerim, fikirlerim, söylediklerim ya da demokratik mücadelem nedeniyle tutuklanacak olursam, bunun bedelini göğsümü gere gere öderim. Gider, yatarım. Çünkü insan inandığı düşüncenin bedelini ödemekten utanmaz. Ama hırsızlıkla, yolsuzlukla, kamu malına el uzatmakla suçlanarak cezaevine girsem, bırakın siyaset yapmayı, bir daha insanların yüzüne bakmakta zorlanırım. Benim siyaset ve ahlak anlayışım budur. Elbette tekrar söylüyorum: Masumiyet karinesi esastır. Bir iddianın ortaya atılmış olması hiç kimseyi suçlu yapmaz; suçluluğa karar verecek olan bağımsız yargıdır. Ancak bugün tartıştığımız iddiaların önemli bir bölümü insanların siyasi düşünceleri veya fikirleriyle ilgili değil; yolsuzluk ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili iddialardır. Ben bu ikisinin birbirinden ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Fikirlerinden dolayı bedel ödemek başka bir şeydir; yolsuzluk iddiasıyla karşı karşıya kalmak bambaşka bir şeydir. Cumhuriyet Halk Partili bir siyasetçinin de bu ayrımı herkesten daha fazla gözetmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda yalnızca suç işlememek değil, kamuoyuna hesap verebilmek ve taşıdığımız siyasi sorumluluğun gereğini yerine getirmek de vardır.”

"KEMAL KILIÇDAROĞLU’NU GÜNAH KEÇİSİ YAPMANIN KONFORU BİTTİ"

Son yerel seçimlerde uygulanan aday belirleme yöntemlerini eleştiren Karadağ, “Ben sadece İzmir’de değil, Türkiye genelinde aday belirleme süreçlerinin çok yanlış yürütüldüğünü düşünüyorum. ‘Yapay zekâ’, ‘anket’, ‘ölçüm’ gibi söylemlerle kamuoyuna anlatılan ve sorumluluğun kimde olduğunun belirsizleştirildiği bu sürecin partimizi getirdiği nokta bugün ortada. Parti değiştirme tartışmalarında da çok ciddi bir çifte standart görüyorum. Özlem Çerçioğlu AKP’ye geçtiğinde, bir gün öncesine kadar ‘Topuklu Efe’ diye övülen bir siyasetçi bir anda en ağır sözlerle hedef alındı. Ardından sorumluluk, o seçim döneminde Genel Başkan dahi olmayan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenmeye çalışıldı. ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun adayıydı, o nedenle AKP’ye geçti’ denildi. Peki aynı mantığı kabul ediyorsanız, bugün Uşak’ta, Afyon’da, Etimesgut’ta, Menderes’te, Foça’da, Tuzla’da veya başka yerlerde benzer gelişmeler yaşandığında neden aynı soruyu sormuyorsunuz? Bu adayları kim belirledi? Kim araştırdı? Kim değerlendirdi? Kim parti örgütünün önüne koydu? Eğer bir belediye başkanının yıllar sonra yaptığı siyasi tercihten geçmişteki genel başkanı sorumlu tutuyorsanız, aynı ölçüyü bugün adayları belirleyenlere de uygulamak zorundasınız. Ben bugüne kadar bu arkadaşların çıkıp da ‘Bu adayların belirlenmesinde yanlış yaptık mı, bizim de bir sorumluluğumuz var mı?’ diye samimi bir özeleştiri yaptıklarını duymadım. Benim itirazım tam olarak buna. Aynı olayda bir kişiyi suçlayıp başka bir kişiyi sorumluluktan tamamen muaf tutamazsınız. Siyasi ahlak biraz da aynı ölçüyü herkese uygulayabilmektir. Kemal Kılıçdaroğlu’nu günah keçisi yapmanın konforu bitti. O konforlu alanı terkettiniz. Artık siyasi sorunluluklarınızın hesabını verme vakti geldi” ifadelerini kullandı.

Aktivistlere operasyon... Eski kent konseyi başkanı Seniye Nazik Işık gözaltında
Aktivistlere operasyon... Eski kent konseyi başkanı Seniye Nazik Işık gözaltında
İçeriği Görüntüle

“MUHTARLARIN TELEFONLARINA BİLE CEVAP VERİLMİYOR”

Çiğli sokaklarındaki temaslarını ve ilçenin asıl gündemini aktaran Karadağ, ertelenemez boyuta gelen kentsel dönüşüm krizine dikkat çekerek, “Göreve geldiğim günden beri halkın içindeyim. Çünkü ben siyasetin rakı masalarında, otel odalarında değil; sokakta, mahallede, halkın yanında yapılması gerektiğine inanan biriyim. Göreve gelir gelmez mahalle toplantılarına başladık. Neredeyse bütün mahalle muhtarlarımızı tek tek ziyaret ettik. Belediyemizde çalışan belki de tüm emekçi arkadaşlarımızla tokalaştık, sohbet ettik. Muhtarlarımızdan mahallelerinin sorunlarını, vatandaşlarımızın taleplerini ve çözüm önerilerini dinledik. Şimdi bütün bunları derleyerek ilgili kurum ve makamlarla paylaşacağız ve çözümünün takipçisi olacağız. Ancak ziyaretlerimiz sırasında dikkatimi çeken önemli bir konu var. Muhtarlarımız özellikle son dönemde yeterince muhatap alınmadıklarından, telefonlarına cevap verilmediğinden ve ilettikleri sorunların çözümü konusunda gerekli ilgiyi göremediklerinden şikâyetçiler. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü muhtarlarımız bizim için son derece kıymetlidir. Muhtar, mahallesinde vatandaşın ilk kapısıdır. Halkın sorunlarını en yakından bilen kişidir. Dolayısıyla bir kenti yönetiyorsanız muhtarınızı dinlemek, onun telefonuna çıkmak ve aktardığı sorunları dikkate almak zorundasınız” dedi.

"ÇİĞLİ'NİN MAKYAJA DEĞİL, CİDDİ BİR TEDAVİYE İHTİYACI VAR"

Sokağa çıktığımızda vatandaşlarımız bize temizlik sorunlarını anlatıyor, yolların ve kaldırımların durumundan şikâyet ediyor. Bunların hepsi önemli ve çözülmesi gereken meseleler. Fakat Çiğli’nin bunların çok ötesinde, ertelenemeyecek kadar ciddi bir kentsel dönüşüm gerçeği var. Özellikle Güzeltepe, Köyiçi ve halk arasında Dağ Mahallesi olarak bilinen bölgelerimizde kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluktur. Güzeltepe’de geçtiğimiz ay yaşanan yangında bir anneanne ile dört yaşındaki torununu kaybettik. Bundan yaklaşık üç ay önce yine aynı bölgede meydana gelen başka bir yangında bir kadın vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu acılar bize bir şey söylüyor: Artık bu sorunu görmezden gelemeyiz. Ben siyasette önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğine inanıyorum. Elbette sahil düzenlemeleri yapılacak, parklar güzelleştirilecek, ağaçlar ve palmiyeler dikilecek. Bunlara karşı değiliz. Ama bir tarafta insanların can güvenliği sorunu varsa, diğer tarafta estetik düzenlemeler varsa bizim önceliğimiz insanın canı ve yaşam hakkı olmak zorundadır. Önce gecekondularımızı, yoksul mahallelerimizi güvenli ve insanca yaşanabilir hale getireceğiz. İnsanların başlarını soktukları evlerde yanarak ölmediği, çocukların güvenli yapılarda büyüdüğü bir Çiğli yaratmak zorundayız. Çünkü iç organlarına kadar kanser yayılmış bir hastanın yüzüne makyaj yaparak, dudağına ruj sürüp gözüne far çekerek onu iyileştiremezsiniz. Çiğli’nin de makyaja değil, öncelikle gerçek sorunlarını çözecek ciddi bir tedaviye ihtiyacı var. Bizim siyaset anlayışımız tam olarak budur: Vitrine değil insana, görüntüye değil çözüme, makyaja değil Çiğli’nin gerçek sorunlarına odaklanmak.”

"BEN BU GÖREVE KOLTUK İÇİN DEĞİL, İHTİYAÇ OLDUĞU İÇİN GELDİM"

Açıklanan resmi kongre takvimi ve 12 Aralık'taki ilçe kongresinde aday olup olmayacağı yönündeki merak edilenleri de yanıtlayan Karadağ, şu açıklamayı yaptı:

“Aslına bakarsanız böyle bir dönemde ilçe başkanlığı görevini üstlenmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ancak partimin ve örgütümün bana ihtiyaç duyduğunu gördüğümde, arkadaşlarımız da bu görevi üstlenmem konusunda ısrarcı olunca sorumluluktan kaçamazdım. Ben bu görevi bir makam ya da kişisel siyasi kariyer meselesi olarak görmedim. Zor bir dönemde partime ve örgütüme sahip çıkmak için kabul ettim. Fakat bunun ciddi bir kişisel bedeli de oldu. 24 Mayıs tarihinde çıkan karardan bu yana hayatımın neredeyse tamamını partiye ve örgüte ayırıyorum. Dört yaşındaki kızımı dahi doğru dürüst göremiyorum. Kendi işlerimle gerektiği kadar ilgilenemiyorum. Sabah başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eden yoğun bir tempo içerisindeyiz. Bunları bir şikâyet olarak söylemiyorum. Bu sorumluluğu kabul ederken zor bir görev üstlendiğimin farkındaydım. Ancak siyaset yaparken insanın ailesine, çocuğuna ve kendi hayatına karşı da sorumlulukları var. Bu nedenle önümüzdeki süreçte yeniden aday olup olmayacağım konusunda henüz kesin bir karar vermedim. Bugün benim önceliğim adaylık hesabı yapmak değil. Üstlendiğim görevi hakkıyla yerine getirmek, örgütümüzü toparlamak, partimize sahip çıkmak ve Çiğli’de Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden güçlü bir şekilde sahaya taşımaktır. Günü geldiğinde örgütümüzle, arkadaşlarımızla ve elbette ailemle değerlendirir, kararımı veririz. Bugün için söyleyebileceğim tek şey şu: Ben bu göreve koltuk için gelmedim; ihtiyaç olduğu için geldim.”

"İZMİR'DE AKP'NİN KAZANMASINI AKLIMIN UCUNDAN BİLE GEÇİRMİYORUM"

Son olarak partideki ayrılıkların AKP'ye bir seçim kazandırıp kazandırmayacağı sorusuna değinen CHP’li Karadağ, “AKP’nin 20 yılı aşkın süredir Türkiye’yi getirdiği nokta ortada. Ekonomiden adalete, eğitimden toplumsal huzura kadar vatandaşlarımız yaşadıkları sorunları zaten günlük hayatlarında görüyorlar. Bu nedenle, özellikle İzmir’de AKP’nin seçim kazanmasını açıkçası aklımın ucundan dahi geçirmiyorum. İzmir’in Cumhuriyet’e, demokrasiye ve sosyal demokrat değerlere bağlılığını çok iyi biliyorum. Bugün farklı arayışlarla yeni siyasi oluşumlara yönelen arkadaşlarımız konusunda da karamsar değilim. Onların önemli bir bölümünün kısa süre içerisinde yaptıkları tercihi yeniden değerlendireceklerini ve Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında tekrar buluşacağımızı düşünüyorum. Çünkü kırgınlıklar geçicidir, kişiler geçicidir; bizi bir arada tutan değerler ise çok daha köklüdür. Ben siyasette kapıları kapatmaktan yana değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkelerine ve kurucu değerlerine inanan, geçmişte hangi nedenle ayrılmış olursa olsun yeniden bu mücadeleye katkı sunmak isteyen herkese ihtiyacımız var. Bu nedenle seçimlere ilişkin bir kaygı taşımıyorum. Bizim yapmamız gereken rakiplerimizin ne yaptığına bakarak korku siyaseti üretmek değil; kendi örgütümüzü güçlendirmek, halkın içinde olmak, hatalarımızdan ders çıkarmak ve vatandaşımıza güven vermektir. Bunları yaptığımız sürece yalnızca İzmir’de değil, Türkiye genelinde de Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok daha güçlü bir noktaya geleceğine inanıyorum” açıklamasında bulundu.

Muhabir: HALİL İBRAHİM GÜLER