İzmir’in Çeşme ilçesinde deniz manzaralı ve yüksek değere sahip olduğu belirtilen kamu arazisine güneş enerjisi santrali (GES) projesi yapılmasına ilişkin tartışmalar sürüyor.
Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP), Çakabey Mahallesi’ndeki yaklaşık 5,8 hektarlık alanda kurulması planlanan proje için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “ÇED Olumlu” kararına tepki gösterdi.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, halkın katılımı toplantılarının yurttaşların tepkisi nedeniyle gerçekleştirilmesine izin verilmediği ifade edildi. ÇEŞÇEP, kararın kamuoyunun itirazlarına rağmen alındığını savundu.
ÇEŞÇEP'TEN DAVA
Açıklamada, Enerjisa’nın yüzde 40’ı Sabancı Holding’e, yüzde 40’ı ise Almanya merkezli E.ON’a ait olduğu belirtildi. Söz konusu ortaklığın Çeşme merkezinde yer alan, deniz manzaralı ve turizm potansiyeli yüksek yaklaşık 600 bin metrekarelik (60 dönüm) kamu arazisini 49 yıllığına kullanma hakkı elde ettiğinin de altı çizildi.
ÇEŞÇEP, İdare Mahkemesinde hem yürütmenin durdurulması hem de kararın iptali istemiyle dava açacaklarını duyurdu. Dernek ayrıca, dava masrafları için Çeşmelilere destek çağrısında bulundu.

“TALEP EDİLEN ŞEY ENERJİ DEĞİL, TOPRAK”
ÇEŞÇEP açıklamasında, yaklaşık 2 milyon dolarlık yatırım karşılığında piyasa değerinin 200 milyon dolar civarında olduğunu öne sürdüğü kamu arazisinin 49 yıllığına Enerjisa’ya tahsis edilmesine tepki gösterdi.
Dernek, arazinin gerçek değerinin çok altında bir bedelle devredildiğini savunarak, söz konusu sürecin enerji yatırımından ziyade arazi rantına hizmet ettiğini ileri sürdü. Açıklamada, “Elinde zaten 49 yıllığına tahsisli, kullanılmayan bir arazisi bulunan bir şirketin, ısrarla Çeşme'nin merkezinde, deniz manzaralı yeni bir araziyi talep etmesinin tek makul açıklaması vardır: asıl talep edilen şey enerji değil, topraktır” denildi.

Çeşme Yarımada Çevre Derneği’nin açıklama metni şöyle:
“Asıl vurgulamak istediğimiz nokta ise şudur:
Bu proje bir enerji yatırımı değil, bir arazi ele geçirme operasyonudur. Enerjisa'nın yüzde 40 hissesi Sabancı Holding'e, yüzde 40 hissesi Almanya merkezli E.ON'a aittir. Bu ortaklık, Çeşme'nin merkezinde, deniz manzaralı, turizm potansiyeli son derece yüksek yaklaşık 600.000 metrekarelik (60 dönüm) bir kamu arazisini 49 yıllığına kullanma hakkı elde etmektedir. Bu arazinin bugünkü rayiç değeri 200 milyon dolar civarındadır. Buna karşılık şirketin taahhüt ettiği yatırım bedeli, resmî belgelere göre 89.907.000 TL, yani yaklaşık sadece 2 milyon dolardır.
Açık söylüyoruz: 2 milyon dolarlık bir yatırım karşılığında, 200 milyon dolarlık bir araziye el konulmaktadır. Devletin öz malı olan bu toprak, gerçek değerinin yüzde birine bile ulaşmayan bir bedelle, yarım yüzyıla yakın bir süreliğine bir Türk-Alman şirket ortaklığına devredilmektedir. Bu oran, tek başına, bu işin enerji üretimiyle değil, arazi rantıyla ilgili olduğunu ortaya koymaya yetmektedir.
Üstelik bu şirketler topluluğunun Çeşme'deki sicili de temiz değildir. Aynı sahada daha önce faaliyet gösteren, sonradan Sabancı/Enerjisa çatısına geçen rüzgâr enerjisi santraline ait imar planları, Danıştay 6. Dairesi tarafından, sit alanının bütünlüğünü gözardı eden ve kamu yararına aykırı bulunarak bozulmuştur. Aynı bölgede, aynı ortaklığın geçmişte EPDK'dan 49 yıllığına aldığı sahanın önemli bir bölümü bugün fiilen âtıl durumdadır.
Elinde zaten 49 yıllığına tahsisli, kullanılmayan bir arazisi bulunan bir şirketin, ısrarla Çeşme'nin merkezinde, deniz manzaralı yeni bir araziyi talep etmesinin tek makul açıklaması vardır: asıl talep edilen şey enerji değil, topraktır.
“ANAYASANIN MADDELERİ ÇİĞNENİYOR”
Bu karar, yalnızca bir çevre ihlali değil; kamu yararı ilkesinin, halkın katılımı hakkının ve Anayasa'nın 56. ve 63. maddelerinin açık biçimde çiğnenmesidir.
Tarım arazisi ve 3. derece doğal sit alanı statüsündeki bir sahanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin olumsuz görüşüne rağmen betonla ve panellerle kaplanmasına izin verilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Bu, Çeşme'nin geleceğinin, halkın iradesinin ve bölge halkının ekmek kapısı olan tarım topraklarının, iki büyük sermaye grubunun ticari çıkarına feda edilmesidir.
Devletin öz malı olan bu toprağın, gerçek değerinin çok altında bir bedelle elden çıkarılmasını vatana ihanet muamelesi olarak görüyoruz.”
“MADDİ DESTEK ÇAĞRISI”
ÇEŞÇEP, dava sürecinin maddi açıdan zorlaşmasına da dikkat çekerek Çeşmelilerden ve Çeşme’yi sevenlerden küçük miktarlarda da olsa maddi destekte bulunmaları yönünde çağrıda bulundu:
“ÇEŞÇEP olarak bu kararı hukuk önünde bırakmayacağız. İdare mahkemesinde hem yürütmenin durdurulması hem de kararın iptali istemiyle dava açıyoruz;
Dava açma süresinin son günü 13 Eylül 2026'dır ve dosyamız hazırdır. Ancak bu davanın bir bedeli vardır; bilirkişi incelemesi, keşif, uzman görüşü ve yargılama giderleri, küçük bir sivil toplum kuruluşunun tek başına karşılayabileceği rakamlar değildir.
Çeşme'yi seven, bu değerli arazinin gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğine inanan, bu haksızlığı kabul etmeyen her vatandaşı, bu davaya küçük de olsa maddi destek vermeye çağırıyoruz.
Destek olmak isteyenler derneğimize ulaşabilir; katkı yapan herkese harcama dökümü şeffaf biçimde sunulacaktır.”



