Ramazan gecelerini sözle, dizeyle, anlamla aydınlatan 400 yıllık bir gelenek: Mahya...
Ramazanda iftardan sonra gözler minarelere çevrilir, iki minare arasına gerilen ışıklı yazılar Ramazan’ın ruhunu adeta gökyüzüne taşır.
Mahya sanatı, 1600’lü yıllarda Osmanlı’da ortaya çıktı. Rivayete göre, 1614’te Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmed Kefevi’nin hazırladığı bir çalışmayı beğenen Sultan I. Ahmed, benzerinin minareler arasına kurulmasını ister. Böylece kandillerle kurulan ilk mahyalar Ramazan gecelerini süslemeye başlar.
İlk mahyanın 1617 yılında İstanbul'da Sultan Ahmet Camii'nde kurulduğu biliniyor.

Başlangıçta yağ kandilleriyle yapılan mahyalar, elektriğin yaygınlaşmasıyla Osmanlı’nın son döneminde ampullerle kurulmaya başlandı. Kandilin sıcak ışığı uzun süre tercih edilse de kandilin yerini ampuller aldı.
Mahya yalnızca yazıdan ibaret değildi; çiçek motifleri, kayıklar, köprüler, ay ve yıldız figürleri de minareler arasında ışıkla resmedilirdi.
Ramazan boyunca cami cami dolaşıp mahyaları izleyen, hatta gördüklerini kaydeden meraklılar olurdu.
İlk dönemlerinde dini bilgilerin yanı sıra özlü sözlere ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren mesajlara da yer veren mahya, yüzyıllardır bir kültür olarak Ramazan’ın simgesi olmayı sürdürüyor.
Ancak son yıllarda mahya geleneğinin ruhuna dair tartışmalar da artıyor. Ustaların ince hesaplarla, sabırla kurduğu mahyaların yerini zamanla daha pratik, “elektrikçi mantığıyla” hazırlanan düzenekler aldı. Hatta son yıllarda led ışıkların kullanıldığı mahyalar ortaya çıktı.

MÜFTÜLÜK: KAÇ CAMİDE VAR BİLMİYORUZ
Maliyetli olması nedeniyle mahyacılığın yok olmasından da kaygılanılıyor. Mahyalar ramazan aylarında camilerde iki mimare arasına hâlâ kurulsa da İzmir Müftülüğü mahya kurulan cami sayısının bilinmediğini bildirdi. Müftülüğün İzmir'de tarihî pek çok cami varken, farklı semtlerde yüzlerce cami bulunurken, mahya bulunan cami örneği olarak Bilal Saygılı Camii'ni vermesi ise dikkat çekti.
Bir ışıklandırma firmasının sahibi Ümit Dağdeviren, mahya ışıklandırması ile ilgili İz Gazete’ye değerlendirmede bulundu.
“LED IŞIKLANDIRMA POPÜLER”
Dağdeviren, LED ışıklandırmanın popüler olduğunu dile getirerek teknoloji ile tercihlerin değiştiğini söyledi. Mahya için caminin çift minareli olması gerektiğini belirten Dağdeviren, “Şu anda çeşitlilik var. Eskiden ampullerden yapılıyordu. Hem camilerle hem belediyelerle çalışıyoruz. Trafiğe kapalı caddelerin girişinde motif olarak ‘Hoş geldin Ramazan’ yazabiliyoruz. Demir karkas üzerine taslak oluşturup, harfleri demirden yazıyoruz etrafına ışık sarıyoruz. İnsanlar bunlara da mahya diyor. Şu an revaçta olan led sistemi, yazılımla çalışıyor. Televizyon ekranı gibi. Bilgisayarda kontrol cihazına hangi yazıyı yazıp yüklerseniz televizyon ekranı gibi görüyorsunuz. Teknoloji ile birlikte artık bu tercih ediliyor. Ancak bunun için caminin çift minareli olması gerekiyor. Tek taraflı ya da çift taraflı oluyor. Yazıyı yazıyorsun o akıyor. Tek minarede ışıklandırma oluyor” dedi.

“40 TALEBİN 20’SİNİ ANCAK KARŞILAYABİLİYORUZ”
Sipariş sürecinin geniş ve aşamalı olduğunu ifade eden Dağdeviren, siparişlerin geç verilmesi durumuna değindi. Bir sezonda gelen 40 talebin ancak 20’sine onay verebildiklerini belirten Dağdeviren şunları söyledi:
“Talep çok var ama insanlar bunun hazır olduğunu düşünüyor. Maliyetli ürünler olduğu için sipariş üzerine hazırlıyoruz. Hazırlama süreci, montaj süreci, test süreci, yazılım süreci oluyor. Bir sezonda 30-40 talep geliyorsa bu önceden belirlenirse boyutlara göre hazırlık yapılması gerekiyor. 40 talebin 20’sini ancak karşılayabiliyoruz. Yani onay verilenlere yapabiliyoruz. Şimdi sipariş verenlere ancak Ramazanın üçüncü haftasına gün verebiliyoruz.”
“MAHYANIN CAMİYE MALİYETİ 200 BİN TL”
Mahya ışıklandırmanın maliyetinin ortalama 200 bin TL olduğunu söyleyen Dağdeviren, nakliye ve ulaşım ile artabildiğini ifade etti. Dağdeviren, “İstanbul’daki montaj ile Erzurum’daki montaj süreci farklı oluyor. Bunun montaj, nakliye, ulaşım süreci fark ediyor. Ekibin konaklaması maliyete ekleniyor. Ortalama fiyat dersek, 1,5 metre-10 metrelik bir mahyanın camiye maliyeti 200 bin TL’yi bulabiliyor. Tek yön, çift yön olması maliyeti etkiliyor” diye konuştu.

“MAHYA 8-10 YIL DAYANABİLİR”
Dağdeviren, belediyelerle de çalıştıklarını belirterek mahyanın şartlara göre 8-10 yıl dayanabildiğini ifade etti. Dağdeviren şunları söyledi:
“Belediyeler ve işletmelerle yılbaşı, Ramazan, sevgililer günü için çalışmalar yapıyoruz. Camide zaten mevcut mahyalar varsa onarım gerekiyor. Bunlara zaten direkt onay verilen siparişler. ‘Bizim mahya bozuldu değiştirmemiz gerekiyor’ diyorlar. Biz 2 sene garanti veriyoruz. Bulunduğu bölgeye göre, hava şartlarına göre 8-10 yıl sağlam duranlar da oluyor.”
“MAHYA USTASI KALMADI, ELEKTRİKÇİ MANTIĞI VAR”
Mahya ustası bulmanın zorluğuna değinen Dağdeviren, sektörün elektrikçi mantığıyla ilerlediğini ifade ederek “Mahya ustası bulmanız artık çok zor. Elektrikçi mantığı var artık. Ampulü al, lambayı tak işine döndü. Sektör talep görünce herkes bu sektöre girmeye çalışıyor. Farklı bir noktaya evrildi. Osmanlı döneminde tek bir usta vardı belki. O dönemlere her cami yapmaya başladığında herhangi bir elektrikçi de yapabilirdi” dedi.




