Bergama Su Kemerleri, antik dünyanın en gelişmiş su taşıma sistemlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Madra Dağı’ndan alınan suyun 55 kilometrelik bir hatla Akropol'e ulaştırılmasını sağlayan yapılar, Roma ve Helenistik dönem mühendisliğinin zirvesi kabul ediliyor. Metrelerce yükseklikteki vadileri aşarak kaleye su taşıyan kemerler, bugün bile sağlamlığıyla gidenleri şaşırtıyor. İşte Bergama’nın su yollarına dair teknik detaylar...
İzmir'in Bergama ilçesinde bulunan antik Pergamon şehri, binlerce yıl önce inşa edilen 9 ayrı su hattıyla dünyanın en önemli hidrolik yapılarından birine ev sahipliği yapıyor. Helenistik dönemde başlayan ve Roma döneminde hamam kültürünün artmasıyla devasa boyutlara ulaşan bu sistem, suyun kilometrelerce öteden yüksek basınçla kente getirilmesini sağlıyor. Mimari dehasıyla Mimar Sinan başta olmak üzere pek çok ustaya rehberlik eden bu yapılar, Bergama Belediyesi’nin güncel koruma planları çerçevesinde titizlikle inceleniyor.

MÜHENDİSLİK DETAYLARI: 240 BİN TOPRAK KÜNK
Bergama su yollarının en dikkat çekici özelliği, suyun fizik kuralları kullanılarak Akropol’e çıkarılmasıdır.
Basınç Sistemi: Madra Dağı'ndan (1230 m) getirilen su, fizikteki "U Borusu" yöntemiyle Kale Tepesi’ne (900 m) ulaştırılmıştır.
Malzeme: Krallık döneminde üç sıra halinde, her biri 50-70 cm boyutunda olan toplam 240 bin toprak künk kullanılmıştır.
Güvenlik: Suyun boruları patlatmaması için hat üzerinde belirli aralıklarla dinlendirme ve hız kesme havuzları inşa edilmiştir.

ROMA DÖNEMİ DEV YAPILARI
Roma döneminde kentin genişlemesiyle birlikte su ihtiyacını karşılamak için hatlar büyütülmüştür:
Madra Hattı: Kale Dağı'nın kuzeyindeki vadiyi aşmak için 540 metre uzunluğunda ve 35 metre yüksekliğinde üç katlı su kemeri inşa edilmiştir.
Soma-Aksu Hattı: 55 kilometrelik bu hat üzerinde 40 adet su kemeri bulunmaktadır.
İlyas Çayı Kemeri: 40 metre yüksekliğe ve 500 metre uzunluğa sahip olan bu yapı, dönemin en büyük mühendislik eserlerinden biri kabul edilir.

TARİHSEL SÜREKLİLİK VE MİMAR SİNAN
Bergama’nın su yolları sadece antik çağla sınırlı kalmamış; üçü Osmanlı dönemine ait olmak üzere toplam dokuz ana hatla kentin su ihtiyacı karşılanmıştır. Mimar Sinan, İstanbul’un su yollarını (Kırkçeşme Tesisleri) inşa ederken bu bölgedeki antik statik hesaplardan ve kemer formlarından yararlanmıştır. Günümüzde kemerlerin birinci katları ve bazı boru destek taşları hala görülebilmektedir.



