ABD'deki Saint Joseph Üniversitesi'nde fizikçi ve "Çoklu Evrenin Cazibesi" kitabının yazarı Profesör Paul Halpern "Örneğin, yerçekimi daha zayıf olsaydı, yıldızlarımız ve gezegenlerimiz oluşmayabilirdi" diyor.
"Öte yandan, yerçekimi çok daha güçlü olsaydı, evren çok erken bir dönemde çökerdi."
Aslında, doğanın temel sabitleri olarak adlandırılan yaklaşık 20 sabit var ve bunların kesin değerleri fizik yasalarının işlemesini sağlıyor.
BBC Türkçe fizikçilerin bu evrenlerin nasıl ortaya çıkmış olabileceğine dair, çoğunlukla karmaşık matematiksel hesaplamalara dayanan çeşitli varsayımlarından iki tanesini ele aldı.
İlki kuantum mekaniğinden geliyor, yani elektronlar gibi minik parçacıkların tuhaf dünyası.
Bu minyatür aleme yakından bakıldığında, kuantum fizikçileri bir parçacığın özelliklerinin doğası gereği sabit olmadığını söylüyor.
Bir elektron burada ya da orada değil.

Bunun yerine, burada, orada veya mümkün olan herhangi bir başka yerde bulunma ihtimali var.
Klasik teoriye göre, birisi parçacığın nerede olduğuna bakmaya gittiğinde, bu ihtimaller tek bir gerçekliğe dönüşür ve elektron tek bir sabit pozisyon alır.
İlk bakışta anlaması zor olabilir ama kuantum mekaniği günümüzde bilimde geniş kabul görüyor.
1957'de Hugh Everett III adlı bir yüksek lisans öğrencisi, daha sonra Çoklu Dünyalar Yorumu olarak adlandırılan bir fikir öne sürdü. Yani, bir kuantum parçacığının tek bir sabit gerçekliğe sahip olmadığı fikri.
Bunun yerine, her biri kendi evreninde olmak üzere, aynı anda farklı muhtemel gerçekliklere yayılıyor.
Halpern'e göre, birisi bu kuantum parçacığına baktığında, kişinin bilinçli varlığı ikiye ayrılıyor. Biri bir gerçekliği görüyor, diğer versiyonları ise diğer gerçeklikleri görüyor.
Ancak bu alternetif suretlerin filmlerde gördüğümüz heyecan verici paralel hayatlar olmadığını da vurguluyor.
Halpern "Sinemaya gittiğinizi ve filmin, bir elektronu sıfır nanometre noktasında gözlemlemek yerine, bir nanometre noktasında gözlemleyen biri hakkında olduğunu düşünün. Bu tür ince farklılıklar tam anlamıyla Hollywood tarzı bir senaryo oluşturmazdı" diyor.
Çoklu evren fikrinin birçok destekçisi var.

Ancak bazıları fikrin test edilemez olduğunu söyleyerek uzak duruyor. Sonuçta, başka bir evrene ışınlanıp, bunu kontrol edemeyiz.
Filozof Karl Popper'a göre, bir teorinin yanlış olduğu kanıtlanamıyorsa, bu gerçek bilim de olmaz.
Ancak bu argüman, Sydney Üniversitesi'nde görev yapan astrofizikçi Profesör Geraint Lewis'i rahatsız etmiyor.
"Belki bir gün başka bir evreni ziyaret edebileceğiz" diyor.
Bir diğer çoklu evren fikri, evrenimizin ilk anlarına odaklanıyor.
Günümüzün önde gelen teorilerine göre, evren saniyenin çok küçük bir bölümü kadar kısa bir süre içinde son derece hızlı bir şekilde genişledi.
Halpern "Hızlı bir genişlemeye yol açan belirli bir enerji profili vardı" diye açıklıyor.

Durduğunda, enerji maddeye ve ışığa dönüştü.
Bu olay etrafımızda gördüğümüz evreni oluşturan Büyük Patlama olarak adlandırılıyor.
Bu kozmik genişlemenin uzayda neden bizim bölgemizde başlayıp durduğu tam olarak net değil.
1980'lerde bazı fizikçiler genişlemenin her yerde aynı anda sona ermediğini öne sürdüler.
Belki de bu durum bizim bölgemizin ötesine de uzanıyor.
Bu "sonsuz genişleme" fikrinin bir versiyonuna göre genişlemenin durduğu her yerde uzayın o bölümü kendi evrenini oluşturabilir.
Ve her evren birbirinden farklı olabilir.
Mesela bazılarında süper güçlü yerçekimi olabilirken, diğerlerinde neredeyse hiç olmayabilir.




