İzmir’de şu an hava tam bir kış sonu melankolisi tadında. Serin bir rüzgar ve gri bulutlar bayramın ilk günlerine eşlik ediyor. Hafta sonu da bu kapalı havanın devam edeceği düşünülürse, battaniye altına sığınıp bir oturuşta bitirilecek kitaplar listesi bu tatilde evden çıkmadn başka diyarlara başka evlere bizi misafir edbilir. İşte bu puslu havaya ve bayram dinginliğine çok yakışacak, sayfaları arasında kaybolurken dışarıdaki soğuğu unutturacak kitap önerileri...
İZMİR'E BİR BAŞKA BAKIŞ
Güne İzmir’in o çok katmanlı geçmişinden gelen Halid Ziya Uşaklıgil’in "İzmir Hikâyeleri" ile başlamak, şehre başka bir gözle bakmanızı sağlayabilir.
Usta yazarın ilk gençlik yıllarının İzmir’ini anlattığı bu öyküler, özellikle bu gri havada mahalle aralarındaki o eski cumba evlerinin ve geleneklerin kokusunu burnunuza kadar getirecek kadar canlı. Şehrin sokaklarına biraz daha modern ve öykü tadında bir yolculuk eklemek isterseniz, Ahmet Büke’nin "İzmir Postası'nın Adamları" kitabı tam bir kaçış noktası. İzmir’in arka sokaklarındaki o naif karakterlerin hikâyeleri, tıpkı şu anki hava gibi biraz hüzünlü ama bir o kadar da içten.

GÜLÜN HAYALETİ
Eğer o kapalı havayı bir "atmosferik gerilim" gibi yaşamak isterseniz, Ayşegül Devecioğlu’nun "Gülün Hayaleti" tam aradığınız kitap olabilir. Sadece bir polisiye değil, 80’lerden bugüne uzanan bir karanlığı, yaralarına sahip çıkan bir kadının gözünden anlatıyor. İzmir’in şu anki puslu hali, bayram dolayısıyla şehire çöken sessizlik ve kitabın o gizemli tonu birleşince, kendinizi bir anda hikayenin ortasında bulacaksınız.

BİLİNMEYEN ADANIN ÖYKÜSÜ
Bunlar size sıkıcı geldiyse yönümüzü biraz daha "tuhaf" ve zihni kurcalayan bir kurguya çeviriyoruz. Jose Saramago’nun "Bilinmeyen Adanın Öyküsü" muazzam bir seçim. Çok ince, topu topu 50-60 sayfa ama bir oturuşta bitirip kapattığınızda odadaki havanın değiştiğini hissedeceksiniz. "Bir ada bulmak istiyorum" diye yola çıkan bir adamın o naif ama inatçı hikayesi, bayramın o "yeni bir başlangıç" hissiyle çok güzel örtüşecektir.

GECE YARISI KÜTÜPHANESİ
Kurgunun sürükleyiciliği dendiğinde son dönemlerde aklımızdan çıkmayanlardan biri Matt Haig’in "Gece Yarısı Kütüphanesi". Bu kitap pişmanlıklar, "başka türlü olsaydı nasıl olurdu" soruları ve ikinci şanslar üzerine kurulu bir evrende geçiyor. Kapalı havada kahvenizi alıp, ana karakter Nora ile birlikte o sonsuz kütüphane rafları arasında kaybolmak, dışarıdaki soğuğu tamamen unutturacak ve belkide gelecek kaygısına bir temiz su çalacaktır.

ONU SEVDİĞİM ZAMANLAR
Daha yerel ve "içimizden" bir hikaye ile bayram tatilinde başka bir bölgenin hikayesine göz atabiliriz. Eğer böyle bir kitap arıyorsanız Kemal Varol’un "Onu Sevdiğim Zamanlar" kitabına mutlaka bir şans verin. Göç, göçmenlik, duygusal bellek ve anlam üzerine sarsıcı bir yakın tarih hikayesi olan bu kitap
Kemal Varol’un o kendine has, masalsı ama bir o kadar da gerçekçi diliyle muazzam bir anlatıya dönüşüyor. Bayramın o duygusal yoğunluğuna çok yakışacak bu kitap bir çırpıda bitiyor ama etkisi, tıpkı İzmir’in geçmek bilmeyen o ince yağmuru gibi üzerinizde kalıyor.





