DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çalışma ve ziyaret programı kapsamında gittiği Elazığ’da Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Ülkenin en büyük probleminin ekonomi olduğunu belirten Babacan; çözümün güven, hukuk ve öngörülebilirliğin sağlanmasından geçtiğini savundu. Kentteki genç işsizliğine ve sanayicinin durumuna dikkat çeken Babacan, yüksek faiz politikalarının üreticiyi çıkmaza sürüklediğini belirterek, faiz geliriyle kazanç sağlayan yüzde 5'lik kesime karşın milyonlarca vatandaşın ağır ekonomik krizle mücadele ettiğini dile getirdi.
"HUKUK VE ADALET OLMAYINCA EKONOMİ DÜZELMEZ"
Sanayinin gelişebilmesi için yatırımcının geleceği öngörebilmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, "Sanayinin gelişmesi için güven ve öngörülebilirlik gerekiyor. Vergilerin düşük ve makul oranda olması gerekiyor. Hukuki güvenlik gerekiyor. Bunları sağlayacaksınız ki yatırımlar olsun, sanayicimiz tesisini büyütsün, kapasitesini artırsın ve istihdam sağlasın. Güven çok çok önemli. Ekonomi dediğimizde bir numaralı mesele güvendir. İnsanların önünü görebilmesidir, öngörülebilirliktir. İnsanlar kendini emniyette, güvencede hissetmeyince, tedirgin olunca ekonomi büyümez. Hele hukuk olmayınca, adalet olmayınca ekonomi düzelmez. İki kere iki dört nasıl kesin bir matematik kuralıysa, hukuk ve adalet olmayınca ekonominin düzelmemesi de öyle bir kuraldır” diye konuştu.
Türkiye’de uzun süredir uygulanan para politikalarının ekonomik sonuçlarını eleştiren Babacan, yüksek faiz ortamına rağmen enflasyonun halen yüksek seviyelerde seyrettiğini de belirterek, "Bugün motorin fiyatları 100 liraya çıktıysa ülkede artık 'enflasyonu düşüreceğiz' masallarına inanmamamız gerekiyor" ifadesini kullandı.
Babacan, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise sürecin hassasiyetine dikkati çekti. Uluslararası diplomasi ve güvenlik literatüründe "çatışma çözümü", Türkiye’de ise geçmiş dönemlerde "çözüm süreci" veya "barış süreci" olarak adlandırılan bir süreçten geçildiğini belirten Babacan, DEVA Partisi olarak sürece başlangıcından itibaren destek verdiklerini söyledi.
Devlet yönetiminde görev yaptığı dönemde bu konularda çalışmalar yürüttüğünü belirten Babacan, "Şu an çok kritik bir süreç var. Sekiz yıl Milli Güvenlik Kurulu üyeliği yapmış ve bu konularda gerçekten büyük emek harcamış bir siyasetçi olarak sürece baştan destek verdik. 40 yıllık bir terör sorununun, 40 yıllık bir şiddet sarmalının sona ermesi; on binlerce insanın hayatını kaybettiği, on binlerce acılı ailenin, annenin, babanın olduğu bir ülkede bu işler gerçekten çok zor" dedi.
Terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan’a İmralı Adası’nda "konut verildiği" yönündeki iddialara da değinen Babacan, kamuoyunun açık biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin geçmişte en zor dönemlerde dahi Meclis ve istişare mekanizmalarını işlettiğini belirten Babacan, yürütülen süreçte de aynı anlayışın korunması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
"Bütün bu siyasi ve toplumsal iletişimde toplumun sinir uçlarıyla oynayan, toplumda hassasiyetler oluşturan veya oluşturabilecek adımlardan da özenle kaçınılması lazım. Bazen çatışma çözümünde zor ama gerekli adımlar olur. Atmak gerekir. O zaman çıkıp bunun da topluma açıklanması gerekir. Vatandaşlarımıza ne yapılıyor, ne için yapılıyor, gerekçeleriyle beraber açıklanması lazım."



