CHP, DEM Parti, TİP ve Emek Partisi’nden 22 milletvekili, TBMM’ne Aliağa ağır sanayi havzası ile ilgili araştırma önergesi verdi. Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca’nın ilk imzacısı olduğu önergede, İzmir’in Aliağa ilçesinde gemi söküm tesisleri ve demir-çelik fabrikalarında yaşanan iş cinayetleri, ağır yaralanmalar, meslek hastalıkları, çevre tahribatı ve halk sağlığı sorunlarının tüm boyutlarıyla araştırılması istendi.
“TÜM BOYUTLARIYLA ARAŞTIRILSIN!”
Önergede, Aliağa’da işçi sağlığını, halk sağlığını ve doğayı sermayenin kâr hırsına tabi kılan üretim rejiminin bütün boyutlarıyla araştırılması; işçi ölümlerine yol açan üretim baskısı, denetimsizlik, götürü ve taşeron çalışma ilişkileri, çavuşluk / dayıbaşılık sistemi, sendikasızlaştırma pratikleri ve işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerindeki eksikliklerin incelenmesi istendi. Ayrıca ilgili bakanlıkların, kamu kurumlarının ve işverenlerin sorumluluklarının tespit edilmesi ve benzer iş cinayetleri ile çevresel yıkımların önlenmesi için idari, hukuki ve yapısal tedbirlerin belirlenmesi talep edildi.
“KAÇINILMAZ KAZA DEĞİL İŞ CİNAYETİ!”
Türkiye’de her yıl iki binden fazla emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğinin hatırlatıldığı önergede, İzmir’in Aliağa ilçesinin ölümler, ağır yaralanmalar, meslek hastalıkları, çevresel tahribat ve halk sağlığı sorunlarının iç içe geçtiği bütünlüklü bir yıkım alanına dönüştüğü vurgulandı. Yaklaşık 1.500 işçinin çalıştığı tesislerde iş cinayeti riskinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 20 kat üzerinde olduğuna dikkat çekilen önergede, “İbrahim Karakaya’nın gaz ölçümü yapılmadan çalıştırıldığı platformda yaşamını yitirmesi; Galip Avcı ve Hasan Aktepe örneklerinde olduğu gibi ağır metal parçalarının işçilerin üzerine düşmesi; bu ölümlerin “kaçınılmaz kaza” değil, üretimin örgütlenme biçiminden kaynaklanan yapısal iş cinayetleri olduğunu ortaya koymaktadır” denildi.
“TÜM YETKİLİ KURUMLAR SORUMLU”
Gemi Söküm Tesisleri’nde yoğunlaşan işçi ölümleri, demir-çelik fabrikalarında işçi sağlığı ve güvenliği sorunu ile ilçedeki sanayi üretiminin yarattığı ekolojik yıkım başlıklarına odaklanan önergede, “Bu tablo, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan Liman Başkanlığı’na ve ilgili yerel idarelere kadar tüm yetkili kurumların doğrudan sorumluluğunu ortaya koymaktadır. Aliağa’daki sorun yalnızca teknik bir denetim eksikliği değil; işçi sağlığını, yaşam hakkını ve doğayı sermayenin çıkarlarına tabi kılan bir tercihin sonucudur” ifadeleri kullanıldı.
“SEBEP; KAPİTALİST ÜRETİM DÜZENİ”
Aliağa’nın, iş cinayetlerinin, sendikasızlaştırmanın ve ekolojik kırım faaliyetlerinin birbirine mühürlendiği bütünlüklü bir yıkım havzasına dönüştüğünü belirten vekiller, “İşçinin örgütlenme hakkının gasp edilerek savunmasız bırakılması, çalışma ortamının ölümcül bir “hadi hadi” rejimine mahkûm edilmesi ve bölge halkının sağlığının sanayi atıklarıyla kuşatılmasının, aynı kapitalist üretim düzeninin ayrılmaz parçaları olduğunu vurgulayarak, “Aliağa’da bir işçinin ölme riskinin Türkiye ortalamasının 30 katına çıkması ve çevresel kirliliğin bilimsel limitleri fersah fersah aşması, meselenin münferit ihmallerden öte yapısal bir suç mahalli olduğunu kanıtlamaktadır” dedi.





